<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930</id><updated>2012-01-29T20:15:20.024Z</updated><category term='I'/><title type='text'>GRISEHIRSAKINI</title><subtitle type='html'>Genelde Londra'da yasadiklarimi yazdigim bir site.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>230</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8529595113973226553</id><published>2012-01-16T22:29:00.001Z</published><updated>2012-01-16T22:30:44.184Z</updated><title type='text'>2012 bir baska</title><content type='html'>Yazmaya biraz ara verdim.Sanki istegim gitmisti.Roman okumaktan da zevk almamaya baslamistim. Ama bu isteklerim geri geldi.neden bilmiyorum, icimde bir his var...2012 bir baska sanki...bu yila karsi bir heyecan duyuyorum.daha yapmak istedigim milyonlarca sey var. Benim hayatimda da kis bitti, ilkbahar basladi. &lt;br /&gt;Artik bir baska uyaniyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8529595113973226553?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8529595113973226553/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8529595113973226553&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8529595113973226553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8529595113973226553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2012/01/2012-bir-baska.html' title='2012 bir baska'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1067676492185091761</id><published>2011-11-10T00:05:00.000Z</published><updated>2011-11-10T00:05:00.214Z</updated><title type='text'>Kadina Siddet</title><content type='html'>Gurbette olunca dizi seyretmeyi Turkiye'de oldugunuzdan daha cok yapiyorsunuz.Cunku ulkenizin mekanlarina hasretlik var.Ben artik seyrettigim dizi sayisini uce indirdim. Gecenlerde bir arkadasim bana bir komedi dizisi tavsiye etti:Alemin Krali....izle bak cok komik dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de internetten&amp;nbsp;yukledim, basladim izlemeye....Karakterlerin biri cok sapsal bir kadin.Kocasi Cin e gitmis, telefonda konusuyorlar.Birbirlerini de cok ozlemisler. Kocasi "kafani masaya vurunca dislerinin dokulmesini ozledim"gibi bir cumle kuruyor. Bu da biz gulelim diye soylenen birsey.Gulmemiz bekleniyor yani..Bu adamin her bolum karisina isgence etmesinden olsa olsa sadism komedisi olur.&lt;br /&gt;Bu memlekette kadinlar kitir kitir dogranirken, kadina siddet gulunecek birsey mi?sahsen benim agzim acik kaldi.Bunu elestiren bir allahin kulu yok mu?Bir kadinin kemiklerinin kirilmasinin ne komik yonu var?&lt;br /&gt;Arkadasim diyor ki;ama kadin cok salak, hakediyor.Kadin karakteri oyle aptal sakar beceriksiz ciziyorlar ki, izleyiciye o dayaklari aslinda hakettigini dusunduruyorlar.&lt;br /&gt;Bu dizideki basit parodi bile Turkiye'nin carpik toplum yapisini aciga cikariyor. 13 yasindaki kiz ne yaptigini biliyormus,kendi rizasiyla yapmis.&lt;br /&gt;Bu karar Ingiltere'de ciksa, insanlar yuruyus yaparlar,suclular ceza alsin diye kampanya baslar.Ama bizim ulkemizde her hafta psikopatca bir olay yasandigindan halk balik hafizali olmus, yoksa bu kadar korkunc olaya nasil tahammul edecekler.&lt;br /&gt;Turkiye neden bu kadar carpik?Nasil bu kadar bariz bir kadin dusmanligi soz konusu?&lt;br /&gt;Cunku Turkiye dogu ve bati kulturleri&amp;nbsp;arasinda kalmis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogu&amp;nbsp;insanlarina ozgu duyarliligi ve batinin medeniyetiyle harika bir karisim olabilecekken, ne yazik ki bir bosluk ve kulturel yozlasma basgostermis..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogu zevkleri ve bati taklitciligiyle buyuk bir kultursuzluk, altyapisizllik ortaya cikmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musluman bir ulkenin zaten kadina bakis acisi malum....Kadinin cinselligine karsi da muazzam bir aclik var. Dogululara ozgu... Yalniz diger dogulu toplumlarda kadin vucudu Turkiye'de oldugu kadar teshir edilmiyor. Ama biz "batili"yiz ya, o yuzden kadin vucudu bol bol teshir ediliyor ve tecavuz fantazisi de bir numara!eh ortada bu ladar aclik olunca da, bu acligin sapikca doyurulmasi ihtiyaci doguyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrica basinda surekli erkegin birden fazla esi olmasinin cok normal oldugu pompalaniyor. Cok eslilik dogal, cok yaygin...parasi olan butun erkekler yapiyor mentalitesi var. Bunlar yanlis bunlar normal degil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben nereden mi biliyorum?ingiltere'de kadin haklari konusunda cok mu muhtesem?ingiliz kadinlari hic dayak yemiyorlar mi? Ingiliz erkegi hic mi misojen degil?&lt;br /&gt;Bu sorulara verecegim cevap hayir....&lt;br /&gt;Ancak bu kadar vahsi bir kadin dusmanligi yok. Dayak yiyen kadinlar polis cagirdiklarinda polis "yenge sizi baristiralim" demiyor.dizilerde bilmem kim tecavuze ugrayinca bu ana haber bultenlerinde bildirilmiyor. Dayak yiyen kadin parodisi de hayir, hic gormedim.karisini aldatan adam var evet ama aldatmayan, sadik adamlar da cok.karisini aldatan sohretli adamlar da cok elestiriliyor.kadin doven adamlar toplumdan dislaniyor, kimse ama belki kadin da haketmistir diye dusunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dunyanin yuvarlak oldugunu, dunyadan anlayabiliriz, kutuplardan basik oldugunu ancak dunyanin disina cikinca gorebiliriz. Benimki de o hesap...Turkiye yi disaridan daha farkli gozlemliyorum.Cunku karsilastirma sansim var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1067676492185091761?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1067676492185091761/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1067676492185091761&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1067676492185091761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1067676492185091761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/11/kadina-siddet.html' title='Kadina Siddet'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6230498809508488987</id><published>2011-08-29T11:42:00.000Z</published><updated>2011-08-29T15:59:44.956Z</updated><title type='text'>Gorgu Kurali</title><content type='html'>Alisveristen donuyorum.Elimde paketler var. Apartman kapisini actim. Dogu kokenli bir aile de apartmandan cikiyordu. Onden baba cikti. Onun arkasindan anne ve kucuk kizi...Ergenlik cagindaki kara gozlu ogullari bana gulumsedi, durdu, once benim iceri girmemi bekledi, ve benim arkamdan kapidan cikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelleme yapmak istemem ama batili erkekler cogunlukla bu genc delikanlinin yaptigini yaparlar. Onden, babasinin yaptigi gibi pitir pitir&amp;nbsp; atlamazlar. Kapi tutarlar...Her zaman kadina oncelik tanirlar. Cok basit bir gorgu kurali...Ancak cok sey anlatir. Dogu ve bati arasindaki farktir. Batililarin ustun oldugunu asla savunmuyorum, ayrica kendilerini dogululara karsi ustun gorduklerinin farkindayim, ama iste, yine de daha medeniler...Daha saygililar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogu ulkelerinden&amp;nbsp; birinci kusak gocmen baba, kendi karisi ve kizi da&amp;nbsp;dahil olmak uzere herkesten once kapidan cikti. Ikinci kusak&amp;nbsp; oglu, centilmence en sonda bekledi. O cocuk Ingilizlerle yasamaya adapte olmus.Kadinlardan once atlamamayi babasindan degil, ayni toplumda yasadigi&amp;nbsp;batililardan ogrenmis. Bunu da ogrenmesi onun icin cok yararli, cunku bu toplumun yazisiz kurallarina uymayi cok erken yasta ogrenirse, o zaman sIkIntI cekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci kusak gocmen olmak zor birsey.Ailen dogu kulturuyle yetistiriyorlar seni, cunku dogulular. Disarida bati toplumuna uymaya calisiyorsun, eve geliyorsun, kurallar tamamiyla farkli. Ailenin kurallarini benimsesen, asla yasadigin ulkeye uymayacaksin. Yasadigin ulkeye uyum saglasan,o zaman ailenden uzaklasacaksin. Anne baba icin de zor, cocuklar batili, onlar dogulu.. Onlar cocuklarin dogulu gibi sicak olmalarini beklerler, ama nerede...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gocmenlik zor is....Daha iyi bir hayat icin bir suru insan buralara geliyor. Caliskan insanlar, ekmeklerini tastan cikarip, cocuklarina iyi bir gelecek saglamak icin geliyorlar. O cucuklar burada adam oluyorlar ama aile bir bakiyor, cocuklar ingiliz.Bu da bir ucurum yaratiyor. Her turlu fedakarligi onlar icin yapmislar, vatanlarini daha iyi bir hayat icin terk etmisler.&lt;br /&gt;Cocuklar kendilerini kurtariyorlar, ama anne baba mutsuz olabiliyor. Cunku seneler boyu didinip ugrastiklari hayati elde etmeleri yeterli olmuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarin birinci dili baska, evlatlarinin birinci dili baska...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6230498809508488987?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6230498809508488987/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6230498809508488987&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6230498809508488987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6230498809508488987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/08/gorgu-kurali.html' title='Gorgu Kurali'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8355431433026108427</id><published>2011-07-27T20:00:00.000Z</published><updated>2011-07-27T20:00:37.282Z</updated><title type='text'>Cirkin ve Zeki</title><content type='html'>Cirkinligi nasil tarif etsem bilemiyorum. Adam o kadar cirkin ki, onu bir goren bir daha asla unutmaz. Upuzun bir boy, ipince orantisiz bir vucut, kocaman bir burun. Ileri derecede bir deri hastaligi oldugu icin surekli kasiniyor ve kasinmaktan adeta derisini yuzuyor. Etrafina her zaman kucuk deri parcalari birakiyor. Elleri kollari kan icerisinde...Yasindan en az on yas daha yasli gosteriyor. Kirpik yok, goz altlari torba dolu. Allahin gucune gitmesin diye dusundum, ama bu kulunu yaratirken hic guzellik vermemissin be yarabbim dedim kendi kendime...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes ona guveniyor, soylediklerini hemen kabul ediyor. Oyle de saygin biri...Cogunlukla da cok hizli konusuyor ve bircok kisi onun ne dedigini anlamakta zorluk cekiyor.Bunun nedeni de, bir anda o kadar cok sey soyluyor ki, beyniniz yoruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beraber toplanti yaparken, sohbet etmeye basladik.Su adamin dediklerine iyice bir kulak vereyim dedim. Konsantre olayim, bakayim ne diyor. Aman yarabbim, sen bu adama hic guzellik vermemissin, ama oyle bir zeka vermissin ki, inanilir gbi degil.&amp;nbsp; Adam herkesi taniyor, herkesi inceliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki utangac olabilir, ama nasil ozguvenli...Ozguveninin sirri, baskalarini yargilamamaktan geciyor belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cirkin bir bedenin icindeki parlak zekanin ve ozguvenin cirkiligi nasil golgeleyebilecegine sahit oldum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8355431433026108427?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8355431433026108427/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8355431433026108427&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8355431433026108427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8355431433026108427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/07/cirkin-ve-zeki.html' title='Cirkin ve Zeki'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-870894567797456572</id><published>2011-07-23T19:39:00.001Z</published><updated>2011-07-23T19:41:01.010Z</updated><title type='text'>Amy Winehouse: Efsaneler Olmez</title><content type='html'>O ozgundu. Taklit degildi. Ama yasami tipik bir efsane hikayesi... Daha otuzuna bile gelmeden dunya capinda bir basari yasiyorlar. Hayatlarinda psikopatca sevdikleri birileri oluyor. &lt;br /&gt;Amy, Londra sokaklarinda yuzu gozu kan revan icerisinde kocasiyla yururken gorulmus. Kimbilir ne kadar tutkulu, siddetlli bir ask yasiyorlardi. O, hayati aski duygulari uclarda yasayan, herseyi daha cok yogun hisseden birisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha otuzuna bile gelmeden, hicbirimizin yasayamayacagi rezillikler de yasamaya basliyorlar. Konserlerin iptali, birdenbire captan dusme, uyusturucu bagimliligi zaten hep enselerinde. Yaratici olmalari lazim, yaptiklari islerinin dayanilmaz bir stresi var, bugun sevilirler...Yarin tepetaklak olabilirler. Habire uyusturucu kullanmak, yaraticiliklarini arttiriyor elbette.Ucacaklar ki, o laflari sozleri sarkilari bulabilsinler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsaneler, elli yasini gorunce sanslilar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi cikmak uzere olan albumu satis rekorlari kiracak. Bazen dusunuyorum, acaba oldu numarasi cekip, issiz bir adada ya da bambaska bir yerde, yepyeni bir kimlikle hayatlarina tekrar mi basliyorlar?Oyle ya, albumlerinden once olunce, o album yok satacak. Ve daha da onemlisi; hicbir zaman unutulmayacaklar...(Bkz: Elvis yasiyor, MIchael supermarketten alisveris yapiyordu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da, hayatlarina sessiz sakin, hic kimsenin bilmedigi bir yerde yeniden basliyorlar. Paparazzi artik yok, olabilecekleri en yuksek yerdeler. Artik gercek bir efsane olmuslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de, bilerek ve isteyerek olumu seciyorlar.Cunku biliyorlar ki, olunce bir ikon olacaklar.Unutulmayacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amy Winehouse'un gencligine uzuldum.Ancak kacimizi kitleler kucaklayacak, kacimiz unutulmaz sarkilar yapacagiz senelerce dinlenecek... Kacimiz aski tum siddetiyle yasayacagiz. O da kendisini bozuk para gibi harcamis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumu bekleniyordu..Gittigi yol iyi degildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kisacik omrune butun bunlari sigdirmis...Dunyanin en ustun yetenekli insanlarindan biri bugun Londra'da hayatini kaybetti.&amp;nbsp; Bir yildiz kaydi diyemeyecegim, cunku o yildiz, daha uzun yillar gokyuzunde parlayacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-870894567797456572?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/870894567797456572/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=870894567797456572&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/870894567797456572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/870894567797456572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/07/amy-winehouse-efsaneler-olmez.html' title='Amy Winehouse: Efsaneler Olmez'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2177050271496119121</id><published>2011-07-11T19:55:00.000Z</published><updated>2011-07-11T19:43:36.639Z</updated><title type='text'>Yaz Filmleri I: Nader and Simin A Seperation</title><content type='html'>Yonetmen: Asghar Farhadi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazin en iyi filmi.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Berlin Altin ayi en iyi film odulunu almis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film Tahranli, on dort senedir evli Simin ve Nader'in mahkame sahnesiyle basladi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simin, Iran'i terk etmek istiyor cunku kizinin&amp;nbsp;orada yetismesini istemiyor. Kocasi ise vataninda kalmak istiyor. Hakim onlarin bosanma nedenlerini yeterli bulmuyor, o yuzden de davayi biraz daha dusunmeleri icin erteliyor. Bunun uzerine, Simin evini terk edip, annesinin evine gidiyor. Kocasi Nader'in Alzheimer hastasi bir babasi var. Onu birakmak istemiyor.Dogdugu topraklarda da her ne pahasina olursa olsun, kalip mucadele etmek istiyor. Simin, Alzheimer hastasi baba icin fakir ve dindar bir kadin olan bir bakici tutuyor.Kadincagiz hamile...Doktor kontrolune gitmesi gerektigi bir gun, dedeyi yatagina baglayip cikiyor. Nader ve kizi eve geldiklerinde dedeyi yere dusmus, eli yataga baglanmis bir sekilde buluyorlar. Nader cok sinirleniyor. hamile kadinla aralarinda tartisiyorlar, kadini evden disariya cikarmaya calisirken, itiyor.Kadin merdivenden dusuyor. Karnindaki dort bucuk aylik cocuk oluyor.&amp;nbsp; Bakici kadinin kocasi sikayette bulunuyor, eger Nader'in kadinin hamile oldugunu bildigi ispatlanirsa, cinayetten&amp;nbsp;hapse girecek &amp;nbsp;ya da kan parasi diye adlandirdiklari bir miktar parayi verecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film bu iki aile arasindaki surtusmeden yola cikarak, Iran'la ilgili bir takim gercekleri ogretiyor.&amp;nbsp; Oncelikle, filmde herkes kendine gore hakli... Fakir aile ofkeli, ailenin babasi zaten issiz oldugu icin cok sinirli, borc icerisinde... Nader, para odeyip olayi kapatiabilir ama,&amp;nbsp; o kadinin cocugunun olumunden sorumlu olduguna inanmiyor. Simin kizinin bu olayin stresini yasamasini istemedigi icin, parayi verip olayi kapatmak istiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kucuk kizlari, babasiyla birlikte kaliyor cunku annesinin onsuz hicbir yere gitmeyecegini bildiginden, ailesini birlestirmeye calisiyor. Simin kizinin Iran'da yetismesini istemiyor, kizi icin ozgurluk istiyor, Nader vatanini Alzheimer babasini terk etmek istemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da bahsedersem,&amp;nbsp;seyretmeye degmeyecek, o yuzden&amp;nbsp;filmden yola cikarak, Iran izlenimlerimden bahsetmek istiyorunm.Iran'da&amp;nbsp;kocanin izni olmadan calisamazsin. Kadinlarin basi ortulu ama araba kullanabiliyorlar.&amp;nbsp;Erkekler, karilarina cok&amp;nbsp; onem veriyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam oldurunce "kan parasi" diye bir kavram var. Bir de yapilacak seylerin din acisindan caiz olup olmadigini sormak icin bir danisma hatti var. Bakici kadin, dede altini islatinca, din acisindan onun altini temizlemek dogru mu degil mi diye sormak icin bir numarayi aradi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoca,(Kadi)&amp;nbsp; yargicla ayni gorevieltmez m yapiyor.Insanlar birbirlerine karsi catir catir kavga edebiliyorlar, hislerini&amp;nbsp;gizlemiyorlar (Bkz. Ingiliz poker faceligi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Kur'an'a el basarak yalan yere yemin etmeye kimse cesaret edemiyor cunku Allah'tan korkulari var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farscayi biraz anladim. Zaten&amp;nbsp;Iranli bir arkadasim da Turkce soylenen bircok seyi anladigini soylemisti.&lt;br /&gt;Oyunculuk kalitesine bayildim bayildim. Zaten hepsi odul almis. HIcbir abarti yok, hepsi cok basarili ve dogaldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka gorulmeye deger bir film...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2177050271496119121?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2177050271496119121/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2177050271496119121&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2177050271496119121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2177050271496119121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/07/yaz-filmleri-i-nader-and-simin.html' title='Yaz Filmleri I: Nader and Simin A Seperation'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6183912536551614831</id><published>2011-07-11T19:46:00.000Z</published><updated>2011-07-11T19:44:19.487Z</updated><title type='text'>Yaz Filmleri II: Bridesmaids</title><content type='html'>Filmin ilk sahnelerinde, gereksiz esprileri olan salak&amp;nbsp; bir Amerikan filmi zannettim.Ancak bekledigimden cok iyi cikti. Kadin dunyasinin olmazsa olmazlarindan yola cikarak, kadin mizahi kullanilmis.&amp;nbsp;Zaten senaryo yazarlari da kadinmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat film sadece kadin seyirciye hitap etmiyor.Erkekler de zevkle seyredebilir... Keyifli bir vakit gecirmek icin ideal...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6183912536551614831?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6183912536551614831/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6183912536551614831&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6183912536551614831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6183912536551614831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/07/yaz-filmleri-ii-bridesmaids.html' title='Yaz Filmleri II: Bridesmaids'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-7042350024637471513</id><published>2011-07-11T19:43:00.000Z</published><updated>2011-07-11T19:43:04.876Z</updated><title type='text'>Yaz filmi III. Larry Crowne</title><content type='html'>Bu sezon seyrettigim en kotu film. Tom Hanks ve Julia Roberts para kazanmak icin bu filmde oynamislar. Bir fabrikada basarili bir isci olan erkek kahramanimiz, collage'a gitmedigi icin, isinden atiliyor. Bu isten atilmak icin cok sacma bir gerekce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isinden atilinca da collage'a gitmeye karar veriyor. Iletisim dersinin evliliginde mutsuz, sempatiden yoksun ogretmeninden hoslanmaya basliyor. Tom Hanks siradan birini&amp;nbsp;oynuyor guya ama adam siradan olamayacak kadar yakisikli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada da ne idugu belirsiz, genc bir ogrenciyle geyik bir arkadasliklari var. Kizin sevgilisi onu kiskaniyor falan...Sacma sapan...Iyi oyuncular, kotu hikaye derinlik yoksunu karakterlerle harcanmis. Yonetmeni degerlendiremiyorum, cunku&amp;nbsp;senaryo cok cok cok cok cok kotu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-7042350024637471513?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/7042350024637471513/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=7042350024637471513&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7042350024637471513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7042350024637471513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/07/yaz-filmi-iii-larry-crowne.html' title='Yaz filmi III. Larry Crowne'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6601392714847465386</id><published>2011-07-11T19:00:00.000Z</published><updated>2011-07-11T19:52:18.650Z</updated><title type='text'>Kucuk Seyler...</title><content type='html'>Kucuk hanim,her yasta ayni: Oteden beri dusunur bir insandir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman her konuyla ilgili farkli bir bakis acisi yakalar. Bakis acisi her sene baska birseyle degisir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecen sene “parallel evrenler” e inanirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene olumden sonra hayatin olmadigini savunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfaginda oturuyoruz, bir yandan bana birseyler hazirliyor, bir yandan da &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Insanlar kendilerini olumden sonra hayata inandirmaya meyilliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oglum dort yasinda…Su siralar olume takmis durumda…. Anne biz hepimiz olecegiz degil mi diye soruyor. Ben de evet olecegiz diyorum. Ancak bir sure sonra baska bir yerde hepimiz bulisacagiz degil mi diyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insan beyni olumden sonraki hayatin var olmadigina inanmak istemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa… Bu hayatin akisinda gerekli…Cunku bir sonraki nesil, cagin gelisimlerine kolaylikla uyum sagliyor. 4 yasindaki oglum, bilgisayar kullanmayi bilirken, annem ogrenmekte zorlaniyor.&lt;br /&gt;Etrafimizdaki hersey yerini bir sonraki daha gelismis nesile biralmak icin oluyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlari yine her zamanki gibi kendinden eminligiyle soyledi, beni de allak bullak etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de kafamda hep su soru vardir: Ben dogdugum seneden once neredeydim? Bilmiyorum. Bebekligimi de hatirlamiyorum. Yalniz bebek halimle var oldugumu soyluyorlar. Ancak oncesinde var olduguma dair hicbir sahit yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada cayini yudumlarken, bana evinin balkonundan caddedeki olmus kediyi gosteriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Iste diyor, bu kadar basit…. Hayatin sonu bu iste…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben olumu pek kafama takmazken, biraz takmaya basladim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa cok genc yasimda olumle tanismistim. Ne kadar gercek oldugunui, saka olmadigini, kacis olmadigini, insan hayatinin bitisi de olduguna en yakinimi kaybedince anladim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyi ama diyorum, ben cogu zaman bedenimden ayri olarak ruhumun varligini hissettim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hepsi beynin bir oyunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Olumden sonra bir hayat olacagina dair, yeterli bir kanit yok. Ancak olmadigina dair de yeterli bir kanit yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En guzeli yasarken, hayatin kiymetini bilebilmek, hayattan zevk alabilmek…&lt;br /&gt;Kafaya da yukarida yazdiklarimi takmamak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanirim en onemlisi, kucuk seylerden mutlu olabilmek, anin keyfini cikarmak…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6601392714847465386?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6601392714847465386/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6601392714847465386&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6601392714847465386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6601392714847465386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/02/kucuk-seyler.html' title='Kucuk Seyler...'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1097068081397459463</id><published>2011-07-10T21:19:00.000Z</published><updated>2011-07-10T21:19:34.617Z</updated><title type='text'>Ali Taran -Ayse Ozyilmazel Evliligi</title><content type='html'>Bu yaza damgasini vurdu diyecektim ki, bir kac gun sonra olan olaylar bunu unutturdu. Ortada kanserli bir kadin, bir kac yil once annesini birakip genc bir kadinla evlenen bir babanin kizi, kizinin yirmi gundur tanidigi bir adamla evlenmesini onaylayan ve bir kac yil once kendi kocasini genc bir kadina kaptiran bir anne, kanserli karisini bir aydan az bir zamanda bosayan bir adam...Eski karisi bir sene icinde evlenemez bu arada...Turk kanunlari oyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayse'nin babasiyla evlenen o kadin, Ayse'nin&amp;nbsp;yaptiginin daha kotusunu yapmamis demek ki. O zaman, o neden dugunde babasiyla beraber degil.O da, babasinin karisi, uvey kardeslerinin annesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayse ve Ali Taran'in bir aydir tanistiklari bana pek inandirici gelmiyor.&lt;br /&gt;Altmis yasindaki bir adam, otuz iki yasindaki bir kadina nasil cekici gelebiliyor, para ve guc bu cazibenin gucunu arttiriyor. Ilerleyen yillar erkeklerin avantajina, kadinlarinsa dezavantajina isliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayse nin yazdiklarindan anlasildigi kadariyla, babasiyla genell olarak iyi fakat zaman zaman da inisli cikisli bir iliskisi var. Daha onceki erkek arkadasi da ondan cok yasliydi. Boyle karizmatik, yasli, kendisine goz kulak olacak adamlara bayiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayse kendinden yasli adamla ilgilenen ilk kadin degil. Kadinlar neden kendilerinden daha yasli erkeklerle ilgilenirler? Daha zengin olduklari icin mi?Daha ne istediklerini bildikleri icin mi? Daha tecrubeli oldugu icin ve akil verebildikleri icin mi?Daha kararli olduklari icin mi? Askta daha tecrubeli olduklari icin ve daha iyi kadini anladiklari icin mi? &lt;br /&gt;Bunlarin hepsi olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Taran'la evlenecek olan bir suru otuz ikilik kadin cikar...Hele maco bir ulkede, insanlar aslinda cok da yadirgamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiltere gibi daha az maco olan bir ulkede de daha cok yadirganir. Ortalama gelir daha yuksek oldugu icin, &lt;br /&gt;kadinlar bir erkegin zenginliginden daha az etkilenir. Burada da erkekleri kadinlar kapiveriyorlar, hem de evlilige ikna etmek icin, cogunlukla hamile kaliyorlar. Ancak, paraya servete biz Turkler kadar onem vermiyorlar. Yasli bir adamla evlenen kadin bizim yadirgadigimizdan daha cok yadirganiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanserli bir kadini bosamak, uzerine de yeni genc esle resim cektirmek, cok onaylanan bir davranis degil, ancak baskalarinin hayatina cik cik cak cuk yapmak nedense herkesin gizliden gizliye zevk aldigi birsey... Topluca elestrip yuklenmekten zevk aliniyor gibi...Hepimizi birlestiren ortak bir nokta oluyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1097068081397459463?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1097068081397459463/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1097068081397459463&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1097068081397459463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1097068081397459463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/07/ali-taran-ayse-ozyilmazel-evliligi.html' title='Ali Taran -Ayse Ozyilmazel Evliligi'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3063314284473712207</id><published>2011-07-03T17:47:00.005Z</published><updated>2011-07-03T20:17:15.176Z</updated><title type='text'>Sharapova- Kvitova Maci</title><content type='html'>Wimbledon'u sunan sunucular her nedense Sharapova'nin kazanacagina inaniyorlardi. Kvitova WImbledon'da favori bile gosterilmiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Macin baslangicinda, her ikisinin korta gelisini izlerken, onlari soyle bir&amp;nbsp;karsilastirdim: Sharapova, yedi yil once Wimbledon'u kazanan genc kiz, artik koskoca bir kadindi. 6 ft 3 in (190 cm)&amp;nbsp; boyu, mukemmel bir fizigi, sari saclari, yesil gozleri, guzel yuzu, yetenegi ile, dogustan bir stardi. Butun gozler onda, en cok kazanan kadin tenis yildizi, sahane fizigiyle reklamlara da cikiyor. Bu kadar goz onunde olunca, biz Turklerin degimiyle nazar degiyor tabii, Maria kizimiz omzundan ciddi bir sakatlik gecirmis, bu da onu bir sure icin zor duruma sokmus. Profesyonel sporculuk sirf yetenek ve disiplinle yurumuyor,cok da&amp;nbsp;dayanikli olmak lazim, kendini tuketmemeye ozen gostermeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kvitova, Sharapova'dan biraz daha kisa, ama&amp;nbsp; onun da boyu 6 ft (183cm)...Ona baktigimda, bir star gormuyorum, bu henuz unlu olmadigi icin degil, ona baktigim zaman bir tenis oyuncusu gordum, hafif de gobegi var ama cok guclu ve saglikli gorunen, kazanacagina cok guvenen bir tenis oyuncusu. Sadece tenis oynamak icin yasayan biri..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GUzel bir mac oldu. "Tenis Oyuncusu" goz kamastirran rakibinin zayif yonunu kavramisti. Sharapova'ya surekli pozisyon degistirmesi gerektiren hizli toplar atti. Parlak yildiz savasti, ama karsisindaki bu agac gibi guclu, solak kadina Wimbledon Title'ini teslim etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlak yildizlar cogu zaman goz kamastirir, ama marifet onlarla savasirken gozunun kamasmasina izin vermeyip, onlarin zayif yonlerine odaklanabilip, ona gore strateji belirleyebilmekte...Kvitova sampiyonlugu hak etti, cunku adi sani duyulmamis, gencecik bir tenisciyken, cok parlak bir starla basa cikabilip onu maglub edebildi. Maria'nin isigi, onun gozunu kamastiramadi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3063314284473712207?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3063314284473712207/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3063314284473712207&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3063314284473712207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3063314284473712207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/07/sharapova-krikova-maci.html' title='Sharapova- Kvitova Maci'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-5426704762863393954</id><published>2011-06-29T18:10:00.001Z</published><updated>2011-06-29T22:33:43.957Z</updated><title type='text'>"Tara Lutfen Dogum Gunumu Yonetmeye Calisma!"</title><content type='html'>Tara, ablamin arkadasinin dokuz yasindaki guzel mi guzel melez kizi...Yegenim, her sene mayis'ta yapilan dogum gunu partisine bu sene&amp;nbsp;onu davet etmek istememis. Annesi nedenini sorunca,&amp;nbsp; "Cunku gecen sene benim dogum gunumu yonetmeye calisti." demis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslinda Tara cok seker ve uslu bir kiz, dogum gunune gelen butun cocuklardan yasca buyuk.&amp;nbsp; O yaslarda "buyuk cocuk" olmak bir prestij meselesi oldugu icin, o da belli ki bu avantaji&amp;nbsp;kullanmis&amp;nbsp;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablam, "Ama olmaz, cagirmassak hem Tara'ya hem de anne babasina ayip olur" diyerek yegenimi ikna etmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimki, Tara gelince, hediyesini almis tesekkur etmis. Sonra da o cingoz mavi gozlerini Tara'nin gozunun icine dikmis: "Tara&amp;nbsp;lutfen dogum gunumu yonetmeye kalkma, bu benim dogum gunum, o yuzden de benim istedigim olmali" diye daha partinin basinda tavrini cok keskin bir sekilde koyuvermis. Tara sok olmus...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdiki cocuklar bir baska evet... Internet ve cep telefonunun coktan icat edilip, kullanilmaya baslandigi bir cagda yasiyorlar. Ama, daha alti yasinda, kendi duygularina boyle kulak verebilmek, onu rahatsiz eden birseyi gayet net bir sekilde dile getirmek....Bu baska birsey...Hepimiz ona cok onem veriyoruz, ozellikle ablam ona cok emek harciyor. Ancak&amp;nbsp;annesi Nisan'a kendisini rahatsiz eden bir duruma karsi nasil tavir koymasi gerektigini ogretmiyor. Bu o kucuk sari sacli mavi gozlu kizin kisiliginde var olan birsey. Kendi duygularina onem veriyor ve ona gore tavrini koyabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan hayata onde basliyor....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-5426704762863393954?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/5426704762863393954/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=5426704762863393954&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5426704762863393954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5426704762863393954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/06/tara-lutfen-dogum-gunumu-yonetmeye.html' title='&quot;Tara Lutfen Dogum Gunumu Yonetmeye Calisma!&quot;'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-7186260897764784238</id><published>2011-06-26T19:35:00.000Z</published><updated>2011-06-26T19:35:25.386Z</updated><title type='text'>Tracey Emin “Love is What You Want” Haywards Gallery</title><content type='html'>Tracey Emin, Ingiltere’de contemporary art denince akla gelen en onemli isimlerden…Kendisinin takipcisiyim. Yaptigi islerin takipcisi olmama, kadinin karakteri cok ilgimi cekmesine ragmen, kadinin yari Turk yari Ingiliz oldugunu nasil atlamisim, inanamadim. Ustelik kadin, Turk yanini da gectigimiz Cumartesi gittigim “Love is What You Want” adli sergisinde de bol bol vurgulamis. &lt;br /&gt;Love is What you Want’da, Tracey, hayatindan, kendi cinselliginden yola cikarak, kadin cinselliginden bahsediyor. Sergi, absurtluguyle cok konusulan bir sergi. Kullanilmis tamponlari sergilemesinden, gebelik testine, 13 yasinda yasadigi tecavuzden, kurtajina kadar bircok seyi anlatmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir filmde bir kopekle kendisinin tanismasini (!) cekmis. Kopek konusabiliyor ve onunla sevismek istedigini soyluyor. O da, “ama olmaz, seninle sevisemem” deyince, kopek cok uzgun bir sekilde yuzunu asiyor. “Neden?” diye soruyor. Tracey de “Cunku sen bir kopeksin” diyor. Kopegin uzgun bakislari ardindan, kosarak kayboluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kulaga sacma ve komik gelebilir. Ancak benim bu filmde gordugum, siradan bir kadinin sevismek istemedigi bir erkegi nasil gordugu, sevismek istemeyince onunla yataga girmesinin imkansizligi cunku onun gozunde cinselligin o adamla asla olmayacagi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galerinin ust katindaki odalardan birinde, kara kalemle cizdigi masturbasyon figurleri vardi. Bir tanesinin uzerine beraber oldugu erkeklere”Fuck you all this is better than all of you” diye yazmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir suru de mektubunu sergilemis. Mektuplari kisa hikayeler gibi…Bir tanesinde, hamilelik korkusunu, otekinde de kurtajindan bahsetmis.Kurtajla ilgili olani okurken, onumde iki tane yasli pinpon ingiliz teyze duruyordu. Tracey’e acidilar. Vah vah, zavallicik neler yasamis dediler. Uzulduler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kibris Turk’u babasinin da sergide ozel bir yeri vardi. Babasina ayirdigi bolumde, “Uskudar’a gider iken” sarkisini duyunca, kulaklarima inanamadim. Daha baska, Turkiye ve Kibrisla ile ilgili bircok detay vardi. Asil Nadir’in fotografi ve bir donemin bakanlarinin resmi bulunan kucuk rozetler vardi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim sasirdigim, Tracey Emin’den Turkiye’nin nasil haberi yok? Tamam saf kan Turk degil ama Turk yonu&amp;nbsp;de var.Turkiye Tracey Emin'e hazir mi, o da ayri bir konu tabii...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergide ses getirecek bir suru sey var, zaten konu cinsellik olunca ilgi ceker diye dusunuluyor. Ancak konu cinsellik olunca,&amp;nbsp; siradanlasabiliyor, ucuz ve civik olabilme tehlikesini buyuk oranda yasiyor. Oysa, “Love is What You Want” da ucuzluk ve civiklik yoktu. Absurtluk vardi. Absurtlugun nedeni, kadin cinselligiyle ilgili bircok seyin o gizli “seylerin” dobra dobra aciga vurulmasi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam kullanilmis tamponlari sergilemek igrenc, ancak orada adet kanamasinin azalmasiyla baslayan menopozun kadina verdigi kaygiyi anlatmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sergiyi bazi yerlerde kendini tekrar etmesi disinda, cok basarili buldum. Teshircilik var, ancak Tracey Emin kadin olmaktan, kadin cinselliginden cesurca bahsetmis. Love is What you Want’daki eserleri hicbir erkek, escinseller de dahil, yapamaz.Onlari ancak bir kadin yaratabilir. Ben de her konuda erkek cinselliginin pompalanmasindan, erkek bakis acisindan, erkeklerin askindan, buyuk yazarlarin ressamlarin erkek olmasindan cok biktigim icin, Tracey Emin’in sergisini begendim.Komik ve eglenceli buldum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-7186260897764784238?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/7186260897764784238/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=7186260897764784238&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7186260897764784238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7186260897764784238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/06/tracey-emin-love-is-what-you-want.html' title='Tracey Emin “Love is What You Want” Haywards Gallery'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-5201619044925418696</id><published>2011-05-16T22:57:00.011Z</published><updated>2011-05-18T21:54:20.553Z</updated><title type='text'>Kalp Agrisi</title><content type='html'>Hayatta&amp;nbsp; uc cesit agridan cok&amp;nbsp;cektim. &lt;br /&gt;1.Migren &lt;br /&gt;2.Dis agrisi&lt;br /&gt;3.Kalp agrisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migrenim artik eskisi gibi degil. Uzun sure mucadele ettim. Cok sevmeme ragmen kirmizi sarabi iki sene agzima surmedim. Beyaz peynir yemedim. &lt;br /&gt;Zaman icerisinde de, migrenimin bas&amp;nbsp;tetikleyicilerini fark ettim. Onlari hayatimdan kaldirinca, agrilarin siddeti cok azaldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cocuklugumdan beri dislerimle sorun yasadim.Morfini basardi doktor, dis cekilir, kanal tedavisi yapilir. Yirmi yas disi acitir. Hepsiyle bas ettim. Cok cesurdum. Iki sene once yine&amp;nbsp;disim cok agriyordu. Damagimdan kucuk bir operasyon gecirdim. Koca bir disten oldum. Agri gecti.&amp;nbsp; Artik dis ipi kullanma aliskanligi edindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp agrim once yavastan basladi.. Sizim sizim sizlardi. Oyle sinsiydi ki, zamanla herseyime isledi...Gozlerimi kapatirim, uykuya dalmadan&amp;nbsp;once;"&amp;nbsp;uyaninca belki gecer derim". Gozlerimi acinca, bir bakarim ayni siddette devam ediyor.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Yataktan kalkma istegimi bitirir bu agri. Bir guc kuvvet kalkarim,gun icerisinde&amp;nbsp;isle gucle unutmaya calisirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesai bittigi anda, isyerinden cikarken, kalp agrim ayni sevimsiz siddetiyle,&amp;nbsp;beni kapida bekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp agrisina morfin etki etmez...Arkadaslarima anlatsam da kurtulamam, anlatmasam da kurtulamam. Kimseler anlamaz...Zamanla gecer derler...Gecmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecmesini bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migrenle bas ettim, dislerimle&amp;nbsp;bas ettim...Ey yarabbim, ben bu kalp agrisina care bulamiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-5201619044925418696?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/5201619044925418696/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=5201619044925418696&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5201619044925418696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5201619044925418696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/05/kalp-agrisi.html' title='Kalp Agrisi'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4556789224825655909</id><published>2011-05-16T21:25:00.000Z</published><updated>2011-05-16T21:25:21.020Z</updated><title type='text'>Waity Katie Dervis Muradina Ermis</title><content type='html'>Royal Wedding sIradan hayatlarimizi renklerdirdi. Kulkedisi prensini buldu. Prens ve prenses omur boyu bir yastikta yaslandilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde Hello magazini, Kate Middleton'un zafer resimlerine bakiyorum. Bravo, dugunu icin pek de guzel zayiflamis. Incecik ve uzun fizigiyle hersey, sIkIcI gelinligi de dahil, ona cok yakismis. Yuzu zayiflamis, cemcik cenesi cikmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kizkardesi de cok zarifti....Malum, isiklar kimin uzerine tutulursa, o parlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kate uzun zamandir William'la birlikte... 29 yasinda ve dogru duzgun hicbir iste calismamis. Dokuz sene boyunca butun enerjisini belli ki, William'la evlenmek icin harcamis. Onyargili olmak istemem ama sonuclar onu gosteriyor. . Ailesi -basin nedense surekli halktan insanlar oldugunu yazyor- cok zengin...Kizlarinin, prensle yaptigi gezilerin hepsinde cebine parayi vermisler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kiz, incecik uzun, giydigi yakisiyor, cok guzel veya degil.Ancak CV sine bakinca, surekli prensin uydusu olmak disinda hicbir sey yapmamis. Sen 8 senedir prensin kiz arkadasisin, hic olmazsa, bir charity isinde calis...O da yok...Hicbir sey yok. Fotografci olmaya karar vermis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dugun oncesi kilo vermesi de kotu bir puan... Dunyada siskalik trendi pompalanmaya devam ediliyor. Kate de bunu uygulayanlardan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Windsor ailesiyle avlanmaya ciktiginda, cok tenkit edilmisti. Prens Charles ona nasil avlanilacagini gostermismis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecegin kralicesi, guzel gozukmek, yari ac dolasmak, bir erkekle var olmak disinda pek birsey yapmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiliz basininun "Chavy Chelsea" diye isim koydugu, sarisin aglamis surakli Harry'nin kiz arkadasi Chelsea Davy avukatlik okumus, masterini yapmis, su anda da bir hukuk firmasinda calisan genc bir kadin...Onun da ailesi milyoner, belki Chavy, ancak kiz sirf prensin kiz arkadasi olmak istemiyor belli ki... Ustelik anoreksiyi de pompalamiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dusunuyorum, geriye mi gidiyoruz? Bir kadin sadece kocasinin kimligiyle mi toplumda yer almali? Kocasinin soyadi disinda da kadin birsey olmali...Prenses Katherine, ne yazik ki su anda buna hic uymuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahsen, Kate'i begenmiyorum. Kendine cizdigi tek hedef, prensi nikah masasina oturtmakmis...Aile de belli ki, keseyi acmis, onu sonuna kadar desteklemis. Kate sen de her genc gibi calismalisin dememis. Deseler, onun cebine parayi koymazlar...Kizlarin en buyuk becerisi belli ki, iyi bir koca bulup, sinif atlamakmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyle olmamali...Bu dogru degil...Bir kadin, butun omrunu cok iyi bir koca bulmaya hedeflememeli. Kate, genc kadinlar icin kotu bir rol modeli. Ortalikta siska siska dolasan, prensi nikah masasina oturtmak disinda baska buyuk bir huneri olmayan bir kadin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esas ilgimi ceken, Ingiltere hala kriz donemini atlamamisken, Kate cok az elestirildi.&amp;nbsp; Bu halk koyun desem degil, asiri kibarlik desem, basini cok da acimasizdir. Anlayamadim gitti...Kraliyet ailesi hala guclu demek ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimkiler, saltanat ailesini kapiya koyvermisler. Aslinda Osmanli ailesi&amp;nbsp;basindan takip ettigim kadariyla&amp;nbsp;her zaman cok klas insanlardir, ama&amp;nbsp; galiba onlari ulkeden cikarmak dogru bir secim olmus. Cunku bizde onlara yetistirecek para yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4556789224825655909?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4556789224825655909/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4556789224825655909&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4556789224825655909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4556789224825655909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/05/waity-katie-dervis-muradina-ermis.html' title='Waity Katie Dervis Muradina Ermis'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-5054879737198116674</id><published>2011-05-09T21:16:00.006Z</published><updated>2011-05-16T21:09:36.337Z</updated><title type='text'>Turkiye Skandallari</title><content type='html'>Butun yurt capinda yapilan ogrenci secme sinavinda sorularin sifrelendigi ortaya cikmis. Ancak, ogrencilerin&amp;nbsp;kopya cektiklerine&amp;nbsp;dair bulgu rastlanmamismis...Bilirkisiler oyle demis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basin bu olayi cok yumusak yaziyor. Taksimde lise ogrencilerinin protesto ettigini gordum. Cok kalabalik degillerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinavin sonuclari aciklandi. OSYM baskani bu sene gazetecilerin karsisina cikmadi. Hala o koldukta nasil oturabiliyor?Sinav nasil iptal edilmiyor? Rezalet diz boyu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemin ederim, Ingiltere bu skandali kaldiramazdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada yasadigim surece INgiltere'de ilk aklima gelen iki skandal var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi BP (British Petroleum) Meksika aciklarinda petrol cikartirken,&amp;nbsp;denizin zeminini fazla delince, bir patlama oldu, 11 kisi oldu ve&amp;nbsp;cevreye buyuk bir zarar verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuc: BP neredeyse kapatiliyordu, BP CEO'su koltugundan oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci Skandal: Bazi milletvekilleri&amp;nbsp; bir kac bin poundcuk kisisel&amp;nbsp;giderlerini haksiz yere masraf olarak gostermis.&lt;br /&gt;Sonuc: O milletvekilleri koltuklarindan oldu. Bir kac bin pound nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su sinav rezaleti Ingiltere'de olsaydi, milli egitim bakani koltugundan olurdu. Basin da onlar istifa edene kadar,&amp;nbsp;bu olayin uzerine giderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye'de yakinda bu olay unutulacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On iki gunluk TR seyahatimde ikinci rezalet Kurt kokenli&amp;nbsp;milletvekillerinin bazi belgeleri eksik diye&amp;nbsp;milletvekili adaylik basvurulari&amp;nbsp;kabul edilmeyince, ortalik birbirine girdi. BIr kac gun sonra,&amp;nbsp; adayliklari onaylanmis. Bir kisi oldu, bir suru zarar verildi. Madem onaylanacakti, neden hic yoktan insanlar tahrik ediliyor. Boyle bir olayda, sonuclarin ne olacagi ulkemizin yegane strateji uzmanlari, danismanlar tahmin edemiyorlar mi?Bu rezillik unutuldu bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oniki gunde Turkiye'nin gundeminde bunlar vardi. Halkimin insanlari tahammulsuz ve sinirli...Bu kadar gergin bir ortamda sinirli ve umutsuz olmamak mumkun mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sahane yemekler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz var, efes var...Raki var... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz bir mucize...Bogaz bir mucize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanlarin yari deliligi kuralsizligi var....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicbir sey yoksa, cekirdek citla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kucuk keyifler cenneti Turkiye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa bu halk bu kadar strese nasil dayanir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birgun bu sularin durulmasi, bu rezaletlerin cok az olmasi dilegiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-5054879737198116674?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/5054879737198116674/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=5054879737198116674&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5054879737198116674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5054879737198116674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/05/turkiye-skandallari.html' title='Turkiye Skandallari'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8189401578005397928</id><published>2011-05-03T22:01:00.000Z</published><updated>2011-05-03T22:01:43.675Z</updated><title type='text'>Cilgin Proje</title><content type='html'>Turkiye'deydim... Basbakan, ben oradayken "Cilgin Proje"yi acikladi.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Surekli onu izledim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projenin adi da pek guzelmis. "Cilgin"... Gercekten cok cilgin bir proje..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basbakan surekli televizyonda olmasina ragmen, en cok merak ettigim sorularin cevaplarini vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu proje nerede olacak? Hazine arazilerinin gectigi alanlar yapilacakmis. Bu bana pek mantikli gelmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba nereler kazinacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bogazlardan baris zamani her turlu gemi gecebilirken, acilan ikinci kanal icin neden para odesinler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en onemlisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu projenin fizibilite analizi yapildi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka yapilmistir... Ancak neden halkla paylasilmiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cunku daha cok soru gelecek ve secim oncesi kafalari karistirmanin luzumu yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basbakan, tam dagdaki cobanin, ya da sokaktaki Mutaasip Bey'in temsilcisi... Onlar ne kadarini algilayacak o kadarini acikliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada belli ki cok buyuk bir fikir var, ancak bana sadece bir secim malzemesi gibi geldi. Maksat, dagdaki cobanin, sokaktaki Mutasip Bey'in oyunu almak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cilgin Proje'ye karsiyim ya da cok destekliyorum demiyorum. Ancak bir vatandas olarak&amp;nbsp;yukaridaki sorularin&amp;nbsp;cevabini bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8189401578005397928?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8189401578005397928/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8189401578005397928&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8189401578005397928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8189401578005397928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/05/cilgin-proje.html' title='Cilgin Proje'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3950692587639664699</id><published>2011-03-25T23:43:00.000Z</published><updated>2011-03-25T23:43:22.500Z</updated><title type='text'>Bir Ibrahim Tatlises Anallizi</title><content type='html'>BIr magarada dogmus, amelelik yapmis.&amp;nbsp;Su satarken, adamin tekinden dayak yemis: Adam ona, yeter lan seni mi dinliycez demis, agzina bir tane calmis. O tokat onun hayatinin dersi olmus. Ondan sonrasini hepimiz biliyoruz.&lt;br /&gt;Allah bir kuluna "yuru ya kulum" demesin.......O dogudan batiya gocusun basari oykusu...Hepimiz Ibrahim Tatlises'siz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk cikisini yaptigi "Ayaginda Kundura"yi dinlerken, anladim ki, Ibrahim Tatlises egitimsiz konservatuvarsiz, profesyonel bir sarkiciymis. Oyle sarki okuyan yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlises, doguda magarada dogan butun genclere ilham kaynagi olmus. O dogudan batiya gocun simgesi...&lt;br /&gt;"Urfa'da OKSFORT vardi da biz mi gitmedik?" tarihi lafi ona ait. Tek bir cumleyle adam Turkiye'nin dogusu batisi gercegini o ilkokul diplomasina ragmen, anlatmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bellegimdeki ikinci buyuk lafi Demet Akalin'a dedigi :"Ben les ata binmem, o benim nasil at bindigimi cok iyi bilir"dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O egitimsiz, magarada dogmus,&amp;nbsp; amelelik yaparken, Allah onu duymus, tasi topragi altin Istanbul'da oyle bir yukselmis ki; hem de ne yukselme...Magaradan, ozel jetlere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lahmacun kulturu, cigkofteci...Kadin dover, dayak goruntuleri hak getire....Hayatinda hep&amp;nbsp; siddet var; asiret var. Gelmis gecmis en buyuk sarkici....Allah ona bir ses vermis, konservatuvara gitmeden, egitimsiz,&amp;nbsp;oyle boyle degil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onceki yillarda bir silah haberleri var. Adi hep boyle olaylarla aniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Adalet Hanim'i bosamaz...O uc cogunun annesi, o kadar sohrete hicbir kadin ona ilk karisini bosatamadi.Bu gecmisine, geldigi yere bir vefa gostergesi aslinda....Ya da belki de tipik bir Turk erkegi sembolu...Yapacagini yapar ama ilk esini birakmaz. Nitekim onun hastane katinda Adalet Hanim bekler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perihan Savas'i hastanelik edene kadar dovdu. Derya Tuna'yi ayagindan vurdurttugu soyleniyor. Asena'yi da tekme tokat vururken goruntuleri var. Sayisini hatirlamadigim kadar silah yaralama, adam vurma olaylarina adi karisti.&lt;br /&gt;Duygusal, aglar, cig kofte yapar, lahmacunun simgesi olur, her dogulu fakir gencin idolu, maco, kadin dover, kadin sever, imparator...O Turkiye'nin bir National Treasure"u.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3950692587639664699?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3950692587639664699/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3950692587639664699&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3950692587639664699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3950692587639664699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/03/bir-ibrahim-tatlises-anallizi.html' title='Bir Ibrahim Tatlises Anallizi'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8066374192674574480</id><published>2011-03-11T23:52:00.001Z</published><updated>2011-03-11T23:52:53.264Z</updated><title type='text'>Kayboldum ama Sonunda Buldum</title><content type='html'>Dun gece gozumu kararttim. Arabama atladim, dolasmaya basladim. Burada herkesin bir tomtom'u var. Tomtom, gideceginiz yeri, sokaklari size yon yon gosteren bir navigasyon araci. YOllari bilmenize gerek yok, tomtom size tarif eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlikta, kendimi yollara attim. Tipki eski gunlerimdeki gibi, o gozukara zamanlarimdaki gibi, geceleyin araba kullandim. Kayboldum...Cok korktum. Panik oldum, bu yabanci memlekette, benim ne isim var dedim. Birdenbire kapkaranlik yollarda buldum kendimi...HIc kimse yok. Tek tuk araba geciyor. "Birader burasi neresi" diyeceginiz biri bile yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanimadigim bir koye vardim. Koyun icinde, kucuk bir motel vardi. En kotu ihtimal gece burada kalirim,sabah da eve donerim diye dusundum.  Ya da beni buralara savuran sat.nav'in yol tariflerine guvenip, eve geri donecektim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikincisini tercih ettim. Tomtom beni tanimadigim tarlalara, bir tane bile eev olmayan sehrin countryside'ina goturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyice korktum. Su anda yeni aldigim arabam bozulsa, ne halt ederim. Cep telefonumun sarj aleti de bitmek uzere, bana ne olur o zaman diye dusundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak satnavimin siyah isiklari, yolumu bulmamda israrla yardim ediyordu. &lt;br /&gt;Her yer kapkaranlikti, birtek onun renkli isiklari bana yonumu gosteriyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabam bozulmadi. Ilerlemeye devam ettim. Salakca yollara cikmak, hem de cep telefonunu sarj etmemem bir hataydi. Ancak arabam bozulmadiysa, uydu satnav calisiyorsa, gereksiz yere panik olmadan ilerlemekten daha iyi bir alternatif olamazdi. Kalbim gumgum atmasina ragmen, korkularim beni bulundugum yerden daha ileriye goturemeyecekti. KOrkularimi degil, pismanliklarimi degil, icimden gelen sese kulak verdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN sonunda da evimi buldum. Butun bunlar, topu topu bir saat icinde oldu. Cok korktum. Kendime durduk yerde is cikardim. Ama en sonunda dogru yolu buldum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8066374192674574480?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8066374192674574480/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8066374192674574480&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8066374192674574480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8066374192674574480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/03/dun-gece-gozumu-kararttim.html' title='Kayboldum ama Sonunda Buldum'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3246459148190106426</id><published>2011-02-24T00:26:00.006Z</published><updated>2011-02-27T16:39:02.124Z</updated><title type='text'>Artik Bir Arabam Varrrr!.....</title><content type='html'>Once ehliyetimi hallettim. BIr sure ders aldim. Cunku buranin kurallari cok sIkI ve tam olarak ogrenene kadar ehliyeti vermiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de trafik ters yonden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha once Turkiye'de araba kullaniyordum ve o zaman surucu koltugundayken  yaptiklarima inanmiyorum. Kotu aliskanliklar kurtulmak, en basindan ogrenmekten daha zor.Burada ehliyet sinavini gecmek cok buyuk bir sukse.Her bakimdan, tamamiyla hazir olmadiginiz surece, kesinlikle ehliyet vermiyorlar.Her zaman cok guvenli kullanmaniz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela dar bir yolda onunuzdeki araba aniden durunca, sizin de durup beklemeniz gerekiyor, benim deneme testinde yaptigim gibi, arabanin arkasina iyice yaklasip, gecmeye calisilmaz.Hocam hemen fren yapti,eger  beklemezsen, sana ehliyet vermezler dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gectigimiz Agustos'ta sinavimin sonunda, assessor'um sevindirici haberi verdi.Surucu hocam da en az benim kadar sevindi.Hem de cok az hata yapmistim!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecen pazar da arabami aldim.Baska bir sehirden onu buldum ve kendi basima eve getirdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir salaklik yaptim, tasit pulunu camin soluna yapistiracagima, sagina yapistirdim. Tasit pulu cikartmali degil, o yuzden de cama pritle yapistirdim.Tamam biraz salakca ama nasil yapistiracagimi bilemedim.Simdi o pulu sagdan cikarip, sola yapistirmam lazim.Nasil cikaracagim bilemiyorum. 158 pound verdim o pula yirtamam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedigim gibi, tersden trafige alismak kolay olmadi.Hele 30 u gecince, ehliyet almaya calismak zorladi.Cunku artik gencligin arsizligi ve kor cesareti azaliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araba demek, ozgurluk demektir.Kullanmak icin, can atiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3246459148190106426?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3246459148190106426/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3246459148190106426&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3246459148190106426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3246459148190106426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/02/artik-bir-arabam-varrrr.html' title='Artik Bir Arabam Varrrr!.....'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2307030017783325288</id><published>2011-02-22T22:13:00.002Z</published><updated>2011-02-27T16:41:32.261Z</updated><title type='text'>Yaralilar ve Yaralanmamislar</title><content type='html'>Cocuklugunuzda ya da gencliginizde agir bir aci yasamissaniz, bir parca ariza olabilirsiniz. Agrizalarinizla bas etmeyi bilebilirseniz, o zaman hayata devam edersiniz. Ama yaralar keskin bir iz birakir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralilari nasil tarif ederim: Birinci kategori; cok sevilen bir aile uyesinin kaybi: Baba, anne ya da kardes.Olum hicbirine benzemez, sondur, sevdiginizi ceker alir.Bir keskin bicaktir...Kimsenin gozunun yasina bakmaz.Bitirir.Hayatiniz o kayipla degisir.  Ikinci kategori; anne babanin bosanmasidir. Bu da benim siniflandirmamda olum kadar olmasa da, son derece uzucu ve can sIkIcIdIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucuncu kategoridekiler sevgisiz ailelerde buyumus insanlardir. Bu gurup kimilerine gore birinci sirada olabilir cunku bir cok psikopat bu gruptan cikar ve iyilestirmek cok zordur ama ben ucunculuk veriyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bunlarin hicbirini yasamamis insanlar vardir. Kucuk seyleri cok buyuturler... Ancak yine de hayata daha pozitif bakarlar. Yasamin gunluk sIkIntIlarina karsi daha dayaniklidirlar. Dibe vurmalari daha zor olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarasizlar, biraz cocukturlar. Kac yasinda olursa olsunlar, toydurlar. Hayat onlarin isini rast getirmistir.BUnun verdigi bir rahatlik, biraz da acililari anlayamamanin verdigi bir duyarsizlik vardir.Zaman icerisinde, bazi esim dostum, tanidiklarim bu gruptan yaralilar gurubuna gecmislerdir. O zaman onlara icimden hep "aramiza hos geldin, sen de artik bizdensin" derim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralilari da yarasizlari da hemen tanirim. Yaralilar cok neseli insanlar bile olsalar, gozlerinde bir darbe yemis olmanin huznu vardir. Bakislarindan tanirim onlari... Acisizlari da bakislarindan tanirim.Onlarin bakislarinda huzun yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok sevdigim bir arkadasim vardi. Siyah gozleri piril piril parlardi. Uzun sure gorusmedik. Birgun tesadufen, sokakta karsilastik. Ilk sorum "sana ne oldu?" oldu. Yine gozleri cok guzel, ama isigi gitmis. O parlak gozler, saclar solmus.Annemi kaybettim dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan zaman gecti, kendisi de anne oldu. Yine mutlu oldu, ama bir daha hicbir zaman o gozlerin parlakligi geri gelmedi. Cunku artik o gozler hayati masum olarak gormuyor. Cunku o gozler hayatin en sert yonuyle tanismis oluyor. O zaman da bir baska bakiyor...Ne olursa olsun, hicbir zaman hicbir sey eskisi gibi olmuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2307030017783325288?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2307030017783325288/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2307030017783325288&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2307030017783325288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2307030017783325288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/02/yaralilar-ve-yaralanmamislar.html' title='Yaralilar ve Yaralanmamislar'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3923144618582352478</id><published>2011-02-22T21:55:00.002Z</published><updated>2011-02-23T00:14:48.328Z</updated><title type='text'>Bu Nasil Hurrem?</title><content type='html'>Muhtesem YUzyil'i kopardigi gumburtuden ve iddiali kadrosundan dolayi izliyorum.  HUrrem i oynayan kiz cok guzel ve farkli bir yuz..KOstumler sahane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama benim itirazim HUrrem karakterine... O ne bicim Hurrem... Cok sinirli, cazgir, huysuz, agresif. Neseli filan da degil, cadalozun teki... Bu oglan cocugu kilikli HUrrem mi padisahi kendisine asik etmis. KIzin guzelligini artik gormuyorum bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gercek Hurrem'in portrelerini internetten buldum.Resimlerdeki kadin guzel degil, ama gercekten bir karizmasi, ayri bir havasi hatta asaleti var. Insanlara bagirip cagirmak yerine, eminim cok daha diplomatikti. Yoksa Valide Sultan onu kapiya koyverirdi. Sarayda barinabilmek icin, sirf Kanuni'nin aski yetmezdi. Belli ki padisaha atesli sevgili olmaktan cok, yoldas olmus ki, o da gelenegi bozup, Hurrem'le evlenmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lutfen Hurrem'e biraz asalet verilsin, Mahidevran bile cok daha karizmatik.Biraz daha kaliteli bir kadin olsun su Hurrem...Portrelerindeki gibi, anlamli baksin, gizemli olsun.Sonucta o "evlenilecek kadin" di.Biraz agirbasli olmasaydi, es olmaz, cariye olarak kalirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3923144618582352478?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3923144618582352478/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3923144618582352478&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3923144618582352478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3923144618582352478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/02/bu-nasil-hurrem.html' title='Bu Nasil Hurrem?'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6500141817883941907</id><published>2011-02-19T15:33:00.006Z</published><updated>2011-02-19T15:59:21.331Z</updated><title type='text'>Arkadaslarim</title><content type='html'>Hayatimda iki tane yeni arkadasim var.Biri kiz, biri erkek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duru mavi gozluler. Hafta ici arada bir bulusuyoruz.Hep beraber guzel vakit geciriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOn bir senedir, laubalilesmeden, iyi arkadas olduk.Ayni yerde calisiyoruz, birbirimize goz kulak oluyoruz. Onlari seviyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasamin bize ne getirecegi belli olmuyor...FArkli yerlerde, farkli zamanlarda birileri hayatiniza bodoslama daliveriyor, digerleri de cikabiliyor.O an icin, hayatinizdaki en yakin kisiler onlar oluyorlar. Arkadas oluyorsunuz, sonra birileri uzaga tasiniyor.O zaman da yeni insanlar hayatiniza giriyor. Bazilariyla baginiz hemencecik kopsa da, bazilariyla da kaldiginiz yerden hep devam ediyorsunuz.Bu dongu hep devam ediyor.&lt;br /&gt;Hayatta gecmisin travmalari, kaygilari, korkulari tecrubeleri, gelecegin umitleri, kaygilari, bugunun de kucuk keyifleri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En onemlisi, anin keyfini sizi seven insanlarla cikarmaktir.Cunku hayatta en gercek, ne gecmis ne de gelecektir; hayatta en gercek "bugun" dur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6500141817883941907?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6500141817883941907/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6500141817883941907&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6500141817883941907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6500141817883941907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/02/arkadaslarim.html' title='Arkadaslarim'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-37070862535480107</id><published>2011-02-06T18:41:00.009Z</published><updated>2011-02-07T23:27:33.833Z</updated><title type='text'>Defne Joy</title><content type='html'>Internetten Turk TV programlarini takip ediyorum.Turkiye'deyken izlemezdim. Burada insan Turkce'ye ac oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar gunu favorim, Yok Boyle Dans...Gicik Acun'un programi...Sevemiyorum bu adami.Ama juri uyeleri car car yapmadiklari icin, medeni olduklari icin programi hosuma gidiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gectigimiiz pazar,Defne JOy, bebek tulumu giyip komik bir dans yapti. Daha onceki bir programlarda  kocayi bosayip bunu (partneriydi galiba) alacagim, "ask filan kalmadi" v.s. gibi demeclemeleri vardi. Onu izlerken kendi kendime yahu bu sohret sahibi insanlar artik kameralar arkadaslariymis gibi konusuyor dedim.Espri yaptigini soyledi ama ici disi bir kadin oldugu icin, soylediklerini ciddiye almistim.Kocasindan sIkIlmIs demek ki diye dusundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne Joy'u seyrederken onun o hiperaktif halleri, beni rahatsiz ediyordu.SAnki denizin derinligine bakmadan her an kafa ustu civileme atlayacakmis gibi bir hali vardi. Daha siz, dur kizim, belki denizin alti sirf kaya dolu, belki su  sig, bi dakka yaa diye arkasindan bagirirken, o coktan suya bodoslama dalmistir, size de oradan "kih kih kih bisey olmadi ki" yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iki gun sonra da gazetelere goz atarken, elendigi icin roportaj yapmis herhalde diye dusundum. Ama baktim, resmi heryerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha baktim, Defne Joy'un resmiyle birlikte "unlu sunucu olu bulundu" basligini gorunce; milyonlarin tepkisini verdim: "Ama ben bu kadini capcanli pazar gunu izledimm" O yerinde duramayan, enerjisi tasan, benim uyusuklugumu yuzume vuran kadin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne Joy otuz iki yasindaymis. Cocugu cok kucuk..Oldugu zaman yaninda olan adam sudan cikmis balik gibi...O gece tanismislar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evli ve  cocuklu bir kadini evine ilk getiren o degil...KAdin fenalasinca, dumanli kafasiyla cikmis bizim oralarda doktor aramis.Ambulans cagirmayi akil edememis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne'nin esi cenazede en onde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazilari atip tutuyor, ama adam orada...Bugun de aciklamis "Ben onun ihanet ettigine inanmiyorum".Hali pesisan...Helal olsun. Adam gibi adammis. Bu insanlari uzmeye hic kimsenin hakki yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIncal Uluc'a herkes kiziyor ama toplumun yarisi onun yazdiklarindan daha da agir seyler dusunuyor. Sadece onlar "olunun arkasindan konusulmayacagi"na inandiklari icin, sessizler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olum haberini ilk defa okudugumda, ilk aklima gelen, astim hastasi bir kadinin haftalarca "Yok Boyle Dans" yarismasinda haldur huldur tepinmesinin bir sakincasi olup olmadigidiydi. Bu olay INgiltere'de olsa, oldugu zaman baska bir adamin yaninda bulunmasi degil, bu kadinin yarisma biter bitmez kriz gecirmesi sorgulanirdi. Esasinda uzerinde durulmasi gereken nokta bu.Acun Ilicali bu olaydan yirtacak. Cunku dikkat tamamiyla kadinin olum aninda nerede olduguna kilitlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingilte'de kadinin iliskisini magazin basini haber yapardi. Buradaki basin da cok acimasiz.Oluye saygi diye bir kavram da yoktur. Ancak esas astim ve asiri egzersizin uzerine gidilirdi.Internetten arastirdim.Egzersizin astima bir zarari olmayabilir ancak bazen asiri egzersiz tetikleyici olabilirmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriz aninda, hemen hastaneye gitseydi, o zaman kurtulabilirdi. Hastaneye gitmek istememesinin nedeni, birilerine gozukmek istemedigi icindir ya da olecegi aklina gelmemistir.Birazdan gecer diye dusunmustur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne Joy'u ihmalkarlik oldurmus. Ihmalkarligin cesitli nedenleri var; birincisi asiri bir tempoda calismak..Cok hareketli insanlar, yorulduklarini anlamiyorlar. Bir de elbette, boyle bir rahatsizligin  varsa, oyle her mekana gitmeyeceksin.Kendini koruyacaksin. Annesi 15 kere kriz gecirdigini soylemis. Bu  kadar kriz geciren insan, hayatina dikkat eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz, kendimizi korumayi bilmeliyiz.Defne'nin olumunden ben bu dersi cikardim. Tehlikenin nereden gelecegi bilinmez, ama eger boyle bariz bir rahatsizligimiz varsa, o zaman bir an bile dikkatsizlik yapmamaliyiz. Butun hayatinizi ona gore programlamaliyiz. Bunu arkadaslarimiza, eslerimize, dostlarimiza, cocuklarimiza, annelerimize, babalarimiza kisacasi bize kalbini acan herkese borcluyuz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-37070862535480107?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/37070862535480107/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=37070862535480107&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/37070862535480107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/37070862535480107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/02/defne-joy.html' title='Defne Joy'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3651294751935985260</id><published>2011-01-29T10:53:00.004Z</published><updated>2011-01-29T17:53:44.948Z</updated><title type='text'>Misir'a da Bak</title><content type='html'>MIsir'a birkac kere gittim. Halki neseli tiplerdir. Denizi guzeldir,kisin denize girebilmek icin havasi idealdir. Piramitleri gormeden olmek istemezdim, gordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misir, gecenlerde etnik cesitliliginini, kardesce kutlamis.Basi kapali kadinla, modern kadin yanyana kutlamislar. Bu kutlamalardan bir sure sonra da sahit oldugumuz protestolari duzenlediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kesimden insanin hukumete ama aslinda devlet baskani Mr. MUbarek'e karsi birlestigini okudum.Protestolar, Facebook'tan organize edilmis. Faceboook'u engellemeye calisanlara blog yazarlari destek cikmis. Afisler dagitilmis, afislerde "Polis ve halk el ele" gibi sloganlar atilmis. Butun bu organizasyon genclerin isi. Peki bu gencler neden yonetimin degistirilmesini istiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bikmislar cunku...Ozgurluklerinin kisitlanmasindan,yolsuzluktan, issizlikten bikmislar.&lt;br /&gt;DAha demokratik bir toplum icin yapmislar. 30 senedir ayni adam tarafindan ve ondan sonra da ayni adamin oglu tarafindan yonetilmek istememisler.&lt;br /&gt;Insanlar tutuklandikca, daha da sinirlenmisler, daha da bastirmislar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son gelismelere gore hukumet istifa etmis. Bes gunde, halk hukumeti devirdi.Mubarek istifa edecek mi bakalim ama o da koltuguna yapisikgillerden...Coluk cocuk yuzunden koltuk birakilmaz ki canim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3651294751935985260?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3651294751935985260/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3651294751935985260&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3651294751935985260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3651294751935985260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/01/misira-da-bak.html' title='Misir&apos;a da Bak'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2524507036694651735</id><published>2011-01-27T22:57:00.008Z</published><updated>2011-01-31T18:37:08.776Z</updated><title type='text'>Bir Varmis Bir Yokmus</title><content type='html'>Babam internetin hayatimiza girmesinden birkac sene once aramizdan ayrildi. Oysa birkac yil daha yasasaydi, o da internet dunyasinin zevkini cikarirdi.Babam diye demiyorum ama hemen herseyi cok cabuk ogrenirdi. Internetin de kurdu olurdu. Facebook'a bile uye olurdu.Hem de internetle ilgili hic de acemilik cekmezdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman cevremdeki insanlari internetten arastiririm. Babama hic bakmamistim.Cunku o, internet miladindan once yasadi. Gecenlerde, bir bakayim cok az bir ihtimal de olsa, onu belki bulurum diye dusundum. Ne bulmayi umdugumu da bilmiyordum. Belki hic bilmedigim kucucuk bir bilgi kirintisi...Onun bir zamanlar yasadigina dair...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk buldugum sayfalar, onunla ayni ismi tasiyan bir universite ogretim gorevlisine aitti.Google'in  arama sonuclarini tararken, birden gozume mulkiyeliler dernegi'nin sayfasi carpti.Babam Ankara Mulkiye'den mezundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayfada, Istanbul Mulkiyeliler Vakfi'nin kurucu uyelerinin ismi listelenmisti.Babamin ismi ve isminin yaninda mezuniyet yili 1968 yaziyordu.68 kusagi olmaktan hep gurur duymustu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamin Istanbul mulkiyeliler vakfinin kurucu uyesi oldugunu bilmiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayfafaya bakarken, gozumde onun genc hali canlandi. Acaba kurucu uye olmak icin ne yapmistir?Arkadaslariyla toplantilar duzenlemistir. Vakfin bir takim prosedur islerini takip etmistir. Belki toplantilardan sIkIlmIstIr. Babam mi? SIkIlmak mI?O yaptigi her isi butun kafasini vererek yapardi. Belki bu toplantilar bittigi zaman kalabalik sokaklarda dolasmistir.Toplanti cikisi kasarli tost yemistir, kasar peynirini cok severdi. Olmeden bir kac gun once, bana cocuklugundan bahsetmisti. "Babam buyuk tenekeler halinde, kasar peyniri getirirdi, cocukken yedigim o peynirin lezzetini unutamam" demisti. Bense o an onun olecegini anlamistim...Omrunun sonuna geldigini biliyordu,bana da cocuklugunda tattigi hayatin kucuk zevklerini anlatiyordu.Benim dusuncelerimi hissetti. OOnun olecegini o an anladigimi anladi. Sonra ikimiz de sustuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen gecmis insanin kafasinda oyle bir bugulaniyor ki, acaba diyorsunuz, hatirladiklarim oldu mu? Babamin hayali uzaklastikca bazen kendi kendime sahi ya o yasadi mi?Onunla yasadiklarimi gercekten oldu mu? diye dusunurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa o yasadi, iste onu buldum. "Ersoy Salman 1968-Istanbul Mulkiyeliler Vakfi Kurucu Uyesi" olarak, internete adini kaydettirmis.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2524507036694651735?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2524507036694651735/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2524507036694651735&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2524507036694651735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2524507036694651735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/01/bir-varmis-bir-yokmus.html' title='Bir Varmis Bir Yokmus'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2186568674659661641</id><published>2011-01-19T00:08:00.005Z</published><updated>2011-01-19T18:24:15.765Z</updated><title type='text'>KIng's Speech Uzerine</title><content type='html'>King's Speech, senenin iddiali filmlerinden...Colin Firth oscara oynuyor. Filme giderken cok fazla bir beklentiyle gitmedim...Neden mi?Cunku "Royallar da insandir, royallar da sizinle arkadas olurlar, katiller de aglar" edebiyati bana pek inandirici gelmiyor. Gercekte ise, sizinle arkadas olmazlar, arkadas olmus gibi yaparlar...&lt;br /&gt;Onlarin kendi siniflarindan insanlarla arkadas olduklarina inandigim icin,   King George VI.'nin, Avustralyali Speech terapistiyle,yani bir hic kimseyle (commoner bile degil bi nobody) arkadasliginin konu edildigini ogrenince,filme biraz onyargiliydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak izleyince hosuma gitti ve filmdeki tarihi gerceklerin dogrulugunu internetten arastirdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;King George VI. tahtin varisi degilmis. Abisi Edward the 8th daha once iki kez bosanmis Amerikali sosyetik  bir kadinla evlenebilmek icin tahttan feragat etmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babalari 5. George, "Umarim Edward'in cocugu olmaz, umarim tahta da cikmaz da Berthi ve Lillibeth'in onunde hicbir engel olmaz" demis. Lillibeth kim mi?Kralice Elizabeth, tahtin 60 kusur yillik sahibi...George V temiz kalpli adammis...Belki de Edward kIsIrdI...O yuzden de haklarini kardesine vermeye hic tereddut etmedi. Bu benim teorim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;King George, senelerce abisinin golgesinde yasamis, abisi sevdigi kadinla kral olmanin stresinden uzak bir yasantiyi tercih edince, birden kendini tahtta otururken bulmus. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sirada ulke Almanya ile kapisti kapisacak...Donemin basbakaninin politikasi Almanlara surekli karsi gelmek olunca, INgiltere Almanlara karsi savas ilan etmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar, tahtin sahipleri BBC Radyodan halka hitap edermis, adet boyleymis. Kral elbette konusma yapmak, halki cesaretlendirmek zorunda...VI. George kral olmaya layik biri,capkin abisinin aksine, duzgun bir aile de kurabilmis:Sahane bir karisi var; Elizabeth (nam-i diger ana kralice mother queen)...Cocuklari da Elizabeth ve Margaret,onlar da cin gibi kizlar...Ancak adamcagiz maalesef kekeme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karisi ona Avustralyali bir speech therapist bulmus. Bu terapistle calisa calisa konusmasini duzeltip, birgun BBC'den canli olarak tarihi konusmasini yapmis.Almanya gunden gune guclenirken, insanlar savas icinde yasarken, o konusma zorlugu ceken adam, insanlara birlik ve beraberligi asilamis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savas doneminde Franklyn Rosevelt ve karisiyla iyi dost olmuslar. Hatta Rosevelt'in karisi savas doneminde sarayda kaldiginda kraliyet ailesinin gayet mutevazi bir yasam surduklerini, bircok harcamayi da kisitladiklarini anilarinda yazinca, George VI. ve karisi Elizabeth halktan cok puan almislar...Ulkede fasizme karsi birlik ve beraberligin simgesi olmuslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aski ugruna tahtindan vazgecen buyuk abi ve karisina gelince: Onlarin Nazi sempatizani olduguna dair iddialar var...Hitler savasi kazanmis olsaydi, o zaman bu kadar kotu bir sey olarak algilanilmayabilinirdi.Ancak bugun bu ulkede Nazi sempatizani olmak, gercekten cok agir bir itham. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Colin Firth, karisini oynayan Helene Bonham Carter, Avustralyali Speech terapistini oynayan Geoffrey Rush bir oyunculuk soleni sergilemisler.Helena BOnham Carter, TIm Burton'in partneri...Elbette cok iyi oyuncu ama daha cok partnerinin filmlerinde oynuyor. Kirk yasini gecen kadinlar icin, ne kadar iyi oyuncu olurlarsa olsunlar, fazla is cikmiyor.Ms.Carter sansli olanlardan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KIns Speech seyredilmeye deger bir film...Olaylar da gercekten filmde anlatildigi gibi olmus...Tarafimdan arastirilmis ve onaylanmistir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2186568674659661641?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2186568674659661641/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2186568674659661641&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2186568674659661641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2186568674659661641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2011/01/kings-speech-uzerine.html' title='KIng&apos;s Speech Uzerine'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4694764222735325306</id><published>2010-12-16T23:26:00.002Z</published><updated>2010-12-16T23:27:45.508Z</updated><title type='text'>Ise Giderken Bak Ne Gordum</title><content type='html'>Bugun ise giderken, her zaman yurudugum yolda, kapkara bir duman ve alevler icinde yanan bir araba gordum. Cok sukur, icinde hic kimse yoktu. Araba, ayni HOllywood filmlerindeki gibi yaniyordu. Arada tek  bir fark  vardi. Bir araba yandiginda ortaligi simsiyah bir duman kapliyor. Hollywood filmlerinde bu kadar kara duman gorulmez.Herkes saskindi.Koskoca araba, cayir cayir yaniyordu.. Insan o goruntuden, gozlerini alamiyor.Havadaki yanik kokusu o kadar yogundu ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Itfaiye yangini iki dakikada sonduruverdi... Uzerine su sicratinca, ortalik daha da kara duman oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araba kimin arabasidir, niye yanmistir, ogrenemedim...SAdece yanmak pis birseymis, onu gordum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4694764222735325306?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4694764222735325306/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4694764222735325306&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4694764222735325306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4694764222735325306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/12/ise-giderken-bak-ne-gordum.html' title='Ise Giderken Bak Ne Gordum'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6091826214570218085</id><published>2010-12-16T23:05:00.016Z</published><updated>2010-12-16T23:29:23.101Z</updated><title type='text'>Genclerin Sesi Cikmaya Baslamis</title><content type='html'>Avrupa'dan gelen protesto dalgasindan, Turkiye de nasibini almis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa'da gecen sene ogrenciler protesto gosterisi yapmislardi. Ingiltere Hukumeti genclere verilen universite icin verilen maddi destegi kesince, liseli  gencler okula gitmeme eylemi yapti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye'de kimi yazarlar, "susun bakayim siz kucuksunuz, ne anlarsiniz" demis. Polis de zaten cocuklara bir guzel sopa cekmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz 1980 sonrasi cocuklari oldugumuz icin, butun gencligimiz "sus konusma, sakin olaylara girme (sanki cok olay olurdu ya), bulasma" tembihleriyle gecti.Annelerimiz babalarimiz da 68 kusagindan olmalarina ragmen, nedense kendi cocuklarina etliye sutluye karismamayi ogrettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dort senelik ODTU hayatim, partiler, eglenceler ve geyiklerle gecti. Arada bir solcu genclik, gittigmiz konserleri basarlardi, sarkiciya sarki soyletmezdi. Bir keresinde bir tanesi mikrofonu eline alip, "eglencenizi bolmek istemezdik, ama bizim arkadasimiz tutuklandi" dedi. Biz ne mi yaptik?Hicbir sey...Yuhalayan da oldu.Ben yuhalamadim. Cunku, cocuk ciyaklamadan, histeriklik yapmadan, cok yalin bir sekilde bunu neden yaptiklarini aciklamisti. Onlar gidince, sahnedeki sarkiciyla oynamaya devam ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen de soylesiler olurdu. O zaman da bu farkli kesim, orgutlenerek gelirlerdi. KOnuk kim olursa olsun,  bir guzel canina okuyup, agzinin payini verip gonderirlerdi.Bu grup, azinliktaydi.Cogunlugu biz ve bizim gibi, politikaya hic bulasmayan insanlar olustururdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerde okuduguma gore, ODTU'de 68 ruhu canlanmaya baslamis.Bu yeni nesil, bizim nesil gibi pisirik degil.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, bizim memlekette yilanin basi cok genc yasta ezilir. Bu konuda ulkemizin yoneticileri uzmandirlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de ben bu yeni nesilden cok umutluyum...SAnki daha cesurlar, daha cingoz gibiler...Turk Egitim sisteminin asiladigi cehaletten biraz nasibini almis da olsalar, kanlarinda birseyleri yargilamak, elestirmek,ve hemen kabul etmemek var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye'de yeseren bu yeni demokrasi (!) ortaminda,onlar da dusuncelerini ozgurce soylemeliler, ve protestolarini yapmalilar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6091826214570218085?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6091826214570218085/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6091826214570218085&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6091826214570218085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6091826214570218085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/12/genclerin-sesi-cikmaya-baslamis.html' title='Genclerin Sesi Cikmaya Baslamis'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3938383044526449535</id><published>2010-11-28T22:18:00.013Z</published><updated>2010-12-01T22:28:23.452Z</updated><title type='text'>Bonjour Tristesse</title><content type='html'>Son zamanlarda modern klasiklere merak sardim.Francoise Sagan'in BOnjour Tristesse adli romanini okudum.Genelde Amerikali ve Ingiliz yazarlara takilirdim. Francoise Sagan hasret kaldigim Akdeniz kulturu ve kadin kahraman acligimi kapatti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek yazarlar, kadini anlama konusunda biraz zayif kaliyorlar. Kadin onlar icin biraz fazla karmasik.Oysa Sagan 19 yasinda Sorbonne'daki derslerini veremedigi yaz, bu kitabi yazmis ve kadin kahramanlari cok saglam bir alt yapiyla yaratmis.Kadini insan gibi anlatabilen bir yazar. Bir erkegin buyuk aski ya da bas erkek kahramanin tamamlayaci karakteri olarak degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KitaP cok buyuk bir basari kazanmis.Sagan'in hicbir eseri bundan daha basarili olmamis.Boyle bir kitap yazmak bir yazar icin hem iyi hem de kotu...Okurken, ne kadar sahane diyorsunuz, hem akici, hem konuya hakim ve hem de cok derin analizler var. Ancak bu kadar iyi bir kitabi genc yasta yazinca,yazdiginiz hicbir seyin bir daha o kadar iyi olmamasi uzucu...Bu kitaptan sonra A Certain Smile ( Un certain sourire) adli hikayesini okudum.O da ayni temalara dayali bir kitap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bonjour Tristesse, moral degerleri kaybetmek uzerine..Cecille capkin babasiyla Dolce Vita hayat yasarken, babasi yeniden evlenmeye karar verir.Cecille, Anne'nin onlarin duzenlerini degistirmeye calisacagini anlayinca, ondan kurtulmak icin bir plan yapar ve o plan felaketle sonuclanir.Yetiskinligin ve ahlaki deger yargilarin temsilcisi Anne ve Cecille'in catismasini okudukca, Cecille'in ve babasinin o duyarsiz, kuralsiz yasaminin cazibesine kapildim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cecille, 16 yasinda, olmamasi gereken ortamlarda, babasinin arkadaslariyla vakit geciren bir kiz. Derslerini calismasi icin babasi cok baski yapmaz.Calissa da olur, calismasa da olur, nasilsa zengin ve zengin bir koca bulur diye dusunuyordu.Oysa Anne, Cecille'i ders calismasi icin odasina bile kitledi. Anne'nin kontrolcu yaklasimi hayatinda kural konmamis Cecille'e gore cok fazla... Baba kizin bu rahat yasami cok hosuma gitti. Okurken Anne'e gicik oldum.Ne olacak ki, eglenseler ne olacak, dersine calismasa ne olacak, yasindan buyuklerle arkadaslik etse ne olacak,Cecille akilli bir kiz, yasindan da erken olgunlasmis diye dusunurken bile buldum kendimi...Baba kizin vurdumduymazliginin havasini yazar oyle basariyla vermis ki, onlarin vurdumduymazliklarinin sarhosluguna kapildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa uvey annenin biraz baskici davranmasi disinda hakli oldugu yonler cok.O yastaki kiz, yasadigi futursuz hayati nereye kadar kaldirabilir?Bir sure sonra yasadiklariyla nasil basedebilir?Herseyi erkenden yasayinca,icinde bir bosluk olur...Anlamsiz bir huzun...|&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Francoise SAgan, kendi ozel hayatinda, kahramanini aratmayacak kadar uclarda yasamis bir insan...Bir sure uclu bir iliskisi olmus.Hem kadin hem de erkek sevgilisiyle ayni zamanlarda takilirmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okudugum ikinci hikayesinde, genc bir kiz, kendisinden yasca buyuk bir adama asik oluyor.Adamin karisi bu kiza karsi cok iyi davraniyor.Kiz sanki o ciftin cocuklari gibi...Babasiyla bir olup, annesine ihanet eden kucuk bir kiz gibi...Ancak elbette anne onu bagisliyor. Okurken, su fransizlar amma arizalar, hangi kadin kocasinin sevgilisini bu kadar cok sever ve sahiplenir diye dusundum ama; hikayeye yukarida belirttigim gibi sembolik bakinca, o zaman birseyler yer etti.Bu hikayedeki karakter de ahlaki deger yargilari sinirlarinin bir ucundan oteki ucuna geciveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sagan, kadin bakis acisini yazabilen bir yazar oldugu icin, kendimi ona cok yakin hissettim.Bugun aldigim Project MAnagement kursunda, en son okudugum kitabi soyledigimde, herkes bos bos bakti.Bu roman, Fransa'nin en unlu romanlarindan biri...Ah su ingilizler..Kendi edebiyatlarindan, kendi b.klarindan (terbiyemi bozdum  ozurrrr ama  dayanamayacagim) kendi dillerinden, baska hicbir seyle ilgilenmezler.Dunya Ingilizce konusmali zaten canim, baska diller de neymis.Fransizlarin da peyniri guzel, sarabi guzel, trene binip oraya gitmek kolay.O kadar...Gicik Fransizlar baska kulturlerle ilgilenirler, yigidi oldururum ama hakkini teslim ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3938383044526449535?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3938383044526449535/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3938383044526449535&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3938383044526449535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3938383044526449535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/11/bonjour-tristesse.html' title='Bonjour Tristesse'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-5371812834763988622</id><published>2010-11-09T23:05:00.023Z</published><updated>2010-11-20T12:23:39.979Z</updated><title type='text'>Fatih Altayli 'nin Programindaki Turbanli Kadinlar</title><content type='html'>Gecenlerde Fatih Altayli'nin iki tane turbanli kadini  agirladigi programini internetten seyrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadinlardan biri "Humeyni'yi severim,Ataturk'u sevmem dedi... Ataturk'u herkes sevmek zorunda degil, ve sevmeyen de bunu acikca ifade ettigi icin yargilanmamali.  FAtih Altayli "Ataturk'un nesini sevmiyorsun, onun sayesinde burada cikip konusabiliyorsun, Humeyni ise kadinlarin butun haklarini ellerinden aldi gibi benzeri seyler soyledi.Sonra da ekledi: "Eger Ataturk olmasaydi, Ingilizlerin ya da Amerikalilarin himayesi altinda olurdun" Hanim kizimiz cevap vermekte gecikmedi."O ulkelerin himayesinde olsaydim,kendi fikirlerimi daha ozgurce ifade edebilirdim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste bu noktaya kesinlikle katilmiyorum.Cunku bu kadin yabanci bir ulkenin himayesinde yasamanin ne oldugunu bilmiyor. Ben bu ulkede yasarken, tarihlerinde Ingilizlerin himayesinde yasayan bir suru insanla arkadaslik ettim, ahbab oldum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Su anda da Birinci Dunya Savasi'nda Ingilizler icin savasan Sihlerle ilgili bir belgesel seyrediyorum... Sihler, Irlandalilar'dan ve Iskoclar'dan daha cok cepheye asker gondermisler.Buyuk Britanya icin cesurca savasmislar, ne kadar da kraliceye baglilarmis.Ingilizler Sihlere bu yuzden ovgu yagdiriyorlar da, onlari ne kadar kendilerine denk goruyorlar bu tabii ki tartisilir....Kanun onunde herkes esit de, sonucta toplumun yazilmayan kurallari var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada tanistigim Hintli ve Avustralyalilar dedelerinin bana hep Gallipollu (!) denen bir yerde Ingilizler icin savastiklarindan bahsederler...Canakkale onlar icin anlamli bir yerdir cunku onlar da Ingilizler istedi diye kendi memleketlerinden binlerce km uzaklikta baska bir ulkeyi isgal etmek zorunda kalip, orada da boylarinin olcusunu almislardir. Canakkale'de bir suru memleketten askerin mezari vardir.Somurge zihniyetini anlamayan bu hanimefendi bir kere Canakkale'ye gitse anlar mi acaba...Bir ingiliz atasozu:Domuzun onune inci sersen, uzerinde tepinir, degerini bilmez. (Turkcesi: Essek hosaftan ne anlar..) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu somurge ulkeleri elbette Buyuk Britanya uygarligindan bir takim seyler kapmislar.Ancak INgilizler bir virus gibi, ele gecirdikleri yasam kaynaklarini kendileri icin kullandikca kullanmislar.  Hala ayakta kalabilmelerinin nedeni, somurge mirasyedisi olmalarindan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etnik kimligini tasidiginiz grubun bagimsiz bir devlet olmayi becermis olmasi cok onemli...BU kavramlari yabana atmamak lazim....Ne yalan soyleyeyim, somurge vatandaslarinin ruhunda bir usaklik var...ISte o ruh bizim insanimizda yok, bu bir gercek...Hepsinde vakti zamaninda ingilizlerin egemenligi altinda olmanin ezikligi var... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanfendi, Avrupa'da yasasaymis,dusuncelerini ozgur mu ifade edermis?Avrupa'da muslumanlari ne kadar da cok severler.Hepsinin en buyuk korkusu muslumanlarin birgun butun hristiyanlarin kafasini kapatmasidir.Esitlik, ozgurluk ve kardeslik ulkesi Fransa bile carsafi yasakladi...Cezayir kokenli vatandaslari ne kadar Fransiz sayiliyor, Sarkozy oy derdinde, kendisi de gocmen kokenli olmasina ragmen, bu vatandaslarini harciyor. Almanya Basbakan'i Angela Merkel daha gecenlerde biz entegrasyon'da cuvalladik diye aciklama yapti. Hollanda filan, onlar daha da beterler. Avusturya Turk BUyukelcisi, en sonunda "yeter artik, ulkenizdeki Turkleri gettolasmaya zorluyorsunuz" deyiverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiltere'de yasasam bile,basim Ingilizlere karsi dik, cunku onlari zamaninda catir catir defetmis bir anavatanim var...HIc kimsenin yonetimine girmemis bir milletin uyesi olmak ayri bir gurur kaynagi...Televizyondaki o hanfendi ne dedigini bilmiyor, baska ulkenin boyundurugu altinda yasamak nedir bilmiyor, onlar kaninizi emerler, sessizce beyninizi yikarlar, kendi kimliginizi kaybedersiniz.Ola ola zararsiz bir kukla olursunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "Ataturk yurdumuzu dusmanlardan kurtardiiii" cumlesi ezberleniyor.Bu cumlenin anlamini, "Egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir"in  gercekte ne ifade ettigini, birgun degisik memleketlerden dort bes kisiyle Strada'da yemek yerken anladim.Hepsinin ortak noktasi, INgiltere ulkelerini iliklerine kadar somurmus... Orada gururla, biz defettik onlari dedim. Bizi oyle somuremediler dedim. Birseyler onumuze hazir pisirilip getirildiginde, kiymetini anlamamiz cok zor oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadini seyrederken, Ataturk'u sevmeye mecbur degil, turban da dunyanin gercegi, Turkiye'de de zaten iktidardalar, savaslarini kazandilar diye dusunuyordum.Kafasini kapatmasi da inancindan dolayidir, inanc cok guclu bir insani duygudur.Ancak tutup da, baska ulkelerin egemenliginde ben kendimi daha iyi ifade ederdim dedigi zaman, o zaman o ortunun altinda, cahil bir bas sakladigini anladim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-5371812834763988622?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/5371812834763988622/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=5371812834763988622&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5371812834763988622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5371812834763988622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/11/fatih-altayli-nin-programindaki.html' title='Fatih Altayli &apos;nin Programindaki Turbanli Kadinlar'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8074198462351489621</id><published>2010-11-07T21:03:00.017Z</published><updated>2010-11-19T20:16:53.211Z</updated><title type='text'>Another Day/A Film by Mike Leigh</title><content type='html'>Ingiliz yonetmen MIke Leigh'yi Happy Go Lucky adli filmiyle tanidim. Filmin ana karakterleri 50+ yaslarindalar... Insan yasantisinin en rahat zamanlari...Kariyer kayginiz yok, cunku ya bir kariyeriniz olmus, ya da evinizde cocuklarinizi buyutmussunuz, cocuklar buyumus,esinizle problemlerinizi halletmissiniz, kendi evinizde oturuyorsunuz, mortgage de odenmis...Cinsel ihtiraslarinizdan da kurtulmussunuz...Oh beee...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu donemin en zor yani,cevrenizdeki insanlarin olumuyle gencliginize nazaran biraz daha fazla karsilasmak sanirim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki 60 a merdiven dayamaniza ragmen, hayat size hic de comert davranmamissa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu yukarida saydigim seylere sahip bir ciftle, kendileri gibi sansli olmayan arkadaslari arasinda geciyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tom ve Gerri mutlu bir ciftken, Tom'un kankisi ve Mary hala hezeyanlar icerisinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mary'nin alkol problemi var, genc yasta bir evlilik yasamis, sonra evli bir adama asik olmus...Tom ve Gerri'nin oglunu begeniyor.Tipik imkansizi isteyen kadin vakasi...Mary'nin ruhu gercek anlamda 18 yasinda gibi...Bir insan cocuk ruhlu olabilir, ancak yasadigi yastan edindigi bir takim tecrubeler de vardir.Mary de 18 yasin enerjisinden ziyade, daha cok 18 yasin toylugu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tom ve Gerri mutlu ve huzurlu insanlar...Ancak biraz daha dikkatli izlendiklerinde kendilerini daha iyi hissetmek icin, etraflarinda az sansli insanlari bulundurmaya gereksinimleri var gibi...MAry hayatinda bir denge oturtturamadigi icin, bu "Mutlu Cift"  ona karsi cok da saygi  duymuyor,arkasindan konusuyorlar, kas goz isareti yapiyorlar, onu cok da kaile almiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mary sarhos olunca, evli eski sevgilisinden bahsederken, "Evli oldugu belli degildi" v.s. filan diyor, TOm hemen atliyor:"Evli olan insanlar ellerinde yuzuk takarlar, eline baksaydin" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerri de bir gun, kocaman gozlerini acip, kati bir sekilde "Insanlar hayatlarinda secim yaparlar" diyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yasli, hayatlarini duzene koymus sevimli insanlarda, biraz empati eksik gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerri iyi bir es ve iyi bir is secebilmis, ne istedigini bilmis, hazimli bir insanmis, kendisi icin dogru olan birini sevmis... Sansi da yaver gitmis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Mary sanssiz oldugu icin mi yoksa yaptigi secimlerden dolayi mi, 50 yasinda hala hayatini oturtmaya calisiyor...Dul, cocuksuz, bir evi  bile yok, alkol egiimli, ve arkadaslarina biraz hastalikli bir baglantisi var...Yalniz, duyarli ve hassas bir kadin...Esini kaybeden Tom'un abisinin durumuna uzuldu veona yakinliik gosterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ote yandaki mutlu cift, cok seker ve yardimsever ancak ayni zamanda biraz da duyarsizlar.Empatileri yokmus gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu bir hayata sahip olmak icin biraz daha mantikli ve duyarsiz mi olmak gerekiyor ki, etrafta kafanizi karistiran seyler yerine, hedeflerinize daha iyi yonelirsiniz belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerri ve |Tom birbirleriyle mutlular, ancak her ikisi de cok zor insanlar degiller, aslinda siradan tipler...Bahceleriyle ugrasan, tatminli, fazla cetrefilli olmayan, kendi hallerinde duz insanlar; islerinin rast gitmesinin verdigi bir duyarsizliklari var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mike Leigh hep film yapsin,her sene hayat ile ilgili baska konulara deginsin...Ben de onun adini gorur gormez, kosa kosa sinemaya gideyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8074198462351489621?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8074198462351489621/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8074198462351489621&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8074198462351489621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8074198462351489621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/11/another-daya-film-by-mike-leigh.html' title='Another Day/A Film by Mike Leigh'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6522737125982745486</id><published>2010-10-31T19:28:00.009Z</published><updated>2010-11-11T20:35:42.951Z</updated><title type='text'>Oktay Eksi'nin Istifasi Uzerine...</title><content type='html'>Oktay Eksi "Bunlar analarini bile satarlar" diye yazmis, ustelik de cok daha olculu bir cumleyi son anda bu cumleyle degistirmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonradan ozur dilemeye calismis, ancak istifa ettirilmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman cok seviyeli yazilar yazan Oktay Eksi'nin birden bu sekilde yazmasi cok garip...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adam kaleminden cikanin nasil  bir etki yaratacagini, hepimizden daha iyi bilir.Boyle bir hata yapmasi inanilir gibi degil...O, 15 20 senelik bir gazeteci degil, 40 senelik bir gazeteci..Gazeteciler Birligi baskanligi yapti, Hurriyet'in de kendimi bildim bileli basyazari..Bu kadar tecrubeli biri boyle bir hata yapmaz...O bir duayen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir daha neler biliyor ki,dayanamadi.Boyle bir cikis yapti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iktidar yanlisi olmayan gazeteciler pek barinamiyor.O da demek ki en sonunda yapilan baskilardan cildirdi....En son boyle bir sey yazip, koseyazarligina veda etmek istedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6522737125982745486?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6522737125982745486/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6522737125982745486&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6522737125982745486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6522737125982745486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/10/oktay-eksinin-istifasi-uzerine.html' title='Oktay Eksi&apos;nin Istifasi Uzerine...'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4568761175129261215</id><published>2010-10-26T21:43:00.007Z</published><updated>2010-10-28T22:40:36.200Z</updated><title type='text'>CAN SIKINTISI</title><content type='html'>Mevsim degisikligindenmidir, bir suredir (agustos basindan beri) tatil yapamadigim icin midir, kendimi yorgun hissediyorum. Soguk da geldi, kilimi kipirdatmak istemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sabah kalktigimda, her gun bir oncekinin aynisi iste, diye kalkiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta yapilmasi gereken monoton isler, beni yoruyor...Her turlu angaryaya tahammulum yok.Ancak ne yazik ki, bu hayatin buyuk bir kismini olusturuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat edin; butun hayatimiz rutin islerden ibaret....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kalkma, dus alma, dis fircalama, kahvalti etme, ise gitme, iste bilgisayari acma, emaillere bakma, cevap yazma, email yollama, -aman abuk bisey yazma diye kontrol et,aman kaba bisey yazma, bunlar alinirlar-,yanindakilerle "small talk" yapmak icin caba goster,-sevmiyorum iste- toplantilara gir, isler hic bitmesin,bitiremeden, eve don, yemek yap, ortaligi temizle, ertesi gun icin hazirlan, yataga yat,uyu....(yemek yemegi ve tuvaleti atladim).DAha da fazla yazamadim, monotonluk beni sIkIyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat rutin...Bunlardan arta kalan zamanlarin yasama anlam katma sansi var...Bunlardan geri kalan da yorgunluk oluyor. Insan hayati cogunlukla su saydiklarimla geciyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sabah kalkarken,bir onceki gunun aynisi diye uyanirken, birgun bir sabah uyanirsiniz...Artik hicbir sey bir onceki gunun aynisi gibi degildir...Sizin icin bambaska bir hayat baslamistir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir donem baslar,monotonluk devam eder, ancak artik hayatiniz degismistir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4568761175129261215?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4568761175129261215/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4568761175129261215&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4568761175129261215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4568761175129261215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/10/can-sikintisi.html' title='CAN SIKINTISI'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-5327006697036632040</id><published>2010-09-27T21:27:00.005Z</published><updated>2010-09-28T22:47:44.449Z</updated><title type='text'>Avrupa'nin Musluman Nefreti</title><content type='html'>Alisveris merkezinde yuruyorum.Iki Ingiliz'in baslari bagli MUslumanlar'dan ne kadar nefret ettiklerini konustuguna sahit oldum..."Bunlarin alayini, ulkeden defedeceksin" diyorlardi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarin agzina bu laflari tikacaktim..."Bana baksana sen, ben de muslumanim,  bagnaz bi halim mi var?"diyecektim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demedim...Diyemedim degil, vazgectim...Iki arkadasin aralarindaki konusmasina karismak istemedigimden ya da cesaretsizligimden degil...Tamam o bahsettikleri insanlari savunayim, ama neyin savunmasini yapiyorum, Turkiye'de o insanlar benim gibilere ne kadar saygililar? O insanlarin gozunde ben kafirin tekiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupalilar butun muslumanlari koktendinciler gibi zannediyorlar.En buyuk korkulari bu koktendincilerin butun Avrupa'yi ele gecirmesi...Pakistan sular altinda kalinca, INgiltere'de bu olayla pek kimse ilgilenmedi. Halbuki Ingiliz halki cok yardimseverdir.Gectigimiz senelerde cok buyuk bagis kampanyalari yapildi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hicbir sekilde fikirlerine katilmama ragmen, Turkiye'nin en son bicimini hic onaylamasam da, ulkemde insanlar iyice kutuplasmis olsa da,itiraf ediyorum, Avrupa'daki bu musluman nefreti bende ters tepti...Yazar her yerde mualif, herhalde o yuzden:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogu kulturunde batiya karsi buyuk bir asagilik kompleksi varsa, batililarda da kendilerini ustun gorme kompleksi var...Iste beni tiksindiren bu...O guzel mavi gozlerinin, kalkik burunlarina,masum gorunuslerine ragmen, aslinda kendilerini dogululara gore daha ustun goruyorlar.Oysa esitlik, insan haklari, kardeslik onlarin kavramlari degil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hal boyleyken, musluman kimligi her gecen gun daha da vurgulanan TUrkiye Avrupa Birligi'ne girer mi?Hic sansi var mi? Inanasim gelmiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-5327006697036632040?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/5327006697036632040/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=5327006697036632040&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5327006697036632040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5327006697036632040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/09/avrupanin-musluman-nefreti.html' title='Avrupa&apos;nin Musluman Nefreti'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3418621280931140578</id><published>2010-09-19T12:55:00.012Z</published><updated>2010-09-19T17:52:19.061Z</updated><title type='text'>Fatmagul'un Sucu Ne?-Tecavuz Sahnesi Uzerine</title><content type='html'>Dizi sezonu basladi. FAtmagul'un Sucu Ne?Dizisine biraz goz gezdirdim.Dort tane tecavuzcu, bir kurban, bir nisanli, bir iyilik melegi kadin, fesat yenge, zihin ozurlu abi...Senaristlerine cok malzeme cikar...BU dizi ile ilgili kafamda bir soru var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinema versiyonunda, tecavuzculerden fakir olani kizla evleniyor...Kiz onu sevmeye basliyor, adam yaptigindan pismanlik duyuyor. KOnu olarak bu iliski on planda... Diger tecavuzculer normal hayatlarina devam ediyorlar ancak onlarin hayatlariyla ilgili buyuk bir detay yok... Simdi,Turk dizi kulturune gore, yan karakterlerin de hep bir hikayesi olur... Bu filmin,  dizi versiyonunda diger 3 tecavuzcunun aile iliskilerini, hayatlarinin detaylarini mi izleyecegiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amcasinin karisiyla iliskiye gireni izledik, ancak, tecavuz cocuk tacizciligi kadar cok buyuk bir suc.Sahsen, ben bu yan karakterlerin hayatlarina devam etmesini, hicbir sey olmamis gibi asik olmalarini filan izlemek istemiyorum. Ya da ne bileyim, cocuk sahibi olmalarini, aileleriyle iliskierini, babalariyla, enisteleriyle kapismalarini filan...Onlara karsi empati kurmak istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TECAVUZ SAHNESI UZERINE&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internette sadece bu sahnenin videosu dolasip duruyor. Beren Saat'in uzerine dort adam nasil cullandi. Tabii cok onemli bir durum...Dorduncusu seyretti, engel olmadi...Sanirim kotu oyuncu yok, kotu yonetmen var...Tecavuz sahnesi cok hafif gecilmis...Olayin igrencligi yeterince vurgulanmamis. Yeterince vurgulansa, izleyiciler yan karakterlerden iyice nefret edecekler ve hicbir zaman kabul gormeyecekler...Oyle bir gosterilmis ki,  4 genc sarhos oluyorlar,o yuzden de yalniz bir kiza bunu yapiyorlar...BIr insan sarhos olabilir, simarik olabilir, ancak dogasinda olmayan birseyi sarhosluk ve uyusturucu insana yaptirmaz. BU adamlarin dogalari vahsi, mayalari bozuk...Cok daha sert, acimasiz bir sahne cekilmeliydi...Olay korkunc birsey...Cok sevdigim bir arkadasimin bir yakini uc tane tinercinin tecavuzune ugradi.Kiz gayet akli basinda biriyken akil hastanesine dustu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU sahnenin yapilan suca gore bu kadar hafif cekilmesi, tecavuzculerin gonul islerini izleyecegiz demektir...Umarim yanilirim. Cunku oyle olursa, bu diziyi izlemeyecegim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;HULYA AVSAR VERSIYONU&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HUlya Avsar "Ben daha guzel oynadim" demis.Hulya'dan aksi yorum beklenmez...&lt;br /&gt;.ONun versiyonunu izledigim zaman esas tez konusu olacak baska birseyi fark ettim..Hulya'li versiyonda, sahneye tek bir sey hakim:Hulya Avsar'in seksiligi...Yonetmen, kurbanin degil, tecavuzculerin bakis acisiyla bu olayi cekmis. Tecavuz sahnesinde kadinin cinselliginin vurgulanmasi, cok garip geliyor.Ortada cok ciddi bir suc varken, bunun soft porn gibi gosterilmesi bence ahlak sinirlarini sorgulayan bir durum. Belli ki, film tutsun diye oyle cekmisler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuna Kiremitci de yazmis; bizim butun unlu yildizlarimizin yolu tecavuz sahnesini iyi oynamaktan gecer diye...Ne kadar garip bir toplumuz yaa...Ne bicim bir fantazi bu? BU sahnenin tecavuzcunun bakis acisiyla anlatilmasi, ya da hafif gecilmesi, olayin korkunclugunu yansitmiyor.Bu bile erkegi koruyan, hafifletici sebeplerinin olabilecegini vurgulayan, kadinin ise her firsatta suclu olduguna inanan kadin dusmani bir toplumun gostergesi...Bu nasil carpikliktir, anlayamadim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3418621280931140578?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3418621280931140578/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3418621280931140578&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3418621280931140578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3418621280931140578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/09/fatmagulun-sucu-ne-tecavuz-sahnesi.html' title='Fatmagul&apos;un Sucu Ne?-Tecavuz Sahnesi Uzerine'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6497013320702796075</id><published>2010-09-13T18:37:00.004Z</published><updated>2010-09-13T19:06:52.711Z</updated><title type='text'>Paris...</title><content type='html'>Ben her zaman Londra ve Paris'in kardes oldugunu dusunurum...Bir saat mesafede, Londra'nin elegant kiz kardesine ulasabiliyorsunuz. Caddeleri genis, insanlarinin kultur seviyesi cok yuksek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada gene grevdelerdi.Sarkozy'i emeklilik yasini 60'dan 62'ye cikarmak istedigi icin, protesto ediyorlardi.Oysa, Avrupa'da emeklilik yas ortalamasi 65 mis.  Fransa halki, hep protesto eder...BU halk, koyun gibi gudulmeye karsi koyduklari icin, kendileriyle gurur duyarlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarkozy artik captan dusmus.Sarkozy'nin ailesi Macar kokenliymis.Babasi, "Bu isimle, Fransa'da hicbir sey olamazsin" demis. Ah su babalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplanti icin gittim...Tesadufen ablam, enistem ve NIsan da oradaydi.Tam yatmaya hazirlanirken, telefon caldi...Hazirlan, Buddha bar'a gel dediler.Atladim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi gunu de hava cok guzeldi...Genis caddelerinde, ve Seinne nehri kiyisinda dolastim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris sakattir, dikkat edilmezse, adami fena carpar...Romantikligi sizi sarhos eder...&lt;br /&gt;Ertesi gun, bir Japon restoranina gittik...Fena degildi, kucuk kucuk porsiyonlarda bir suru sey getiriyorlar.Ancak, ayni gecede, balik, bildircin, dana eti, ve alakasiz sebzeler yenir mi?Bu kadar sey midede karistirilmaz. Yemegin en guzel kismi tatliydi...Masadaki insanlara, Paris mi Londra mi diye sordum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frankofon ablam, Londra dedi...Enistem Paris...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransiz hatunlar, zayiflar...Cunku her yere yuruyerek gidiliyor...Yemekleri de zaten kucuk porsiyonlarda geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris benim gibi yon ozurlu insanlar icin bile gezmesi cok kolay bir sehir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde yeni yila kadar, baska bir yere gitmem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada unuttum; kendi secimimi soylemeyi... Paris mi Londra mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra'da yasadiginizi hissedersiniz...Paris sarhos eder...Oyum Londra'dan yana..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Londra'mi Newyork mu diye sorarsaniz...Newyork...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Istanbul???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben oraliyim...IStanbullu yani... Beni ben yapan yer orasi...Trafigine, iklimine, enerji emmesine dayanamadigim bir sehir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IStanbulsuz yasayamam, sevgim buyuk, en buyuk askim o diye yazmak isterdim.Bunlarin hepsi geldi aklima ama bence, insan baska sehirlere de asik olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esas sehirler degil, o sehirlerdeki insanlar onemli...Istanbul benim icin, sevdigim insanlar orada oldugu icin hep ozel olacak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6497013320702796075?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6497013320702796075/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6497013320702796075&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6497013320702796075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6497013320702796075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/09/paris.html' title='Paris...'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1843996782654101529</id><published>2010-09-01T23:32:00.018Z</published><updated>2010-09-13T18:36:56.900Z</updated><title type='text'>Valencia</title><content type='html'>Bank holiday'i degerlendirdim ve Ispanya'ya gittim. Valencia, Ispanya'da gittigim 5. sehir.Her zaman Ispanyollari kiskanirim.Onlara gelen turist sayisini esas Turkiye hak ediyor. Yemekleri birseye benzemiyor. Ustelik Ispanyollar, cogunlukla Ingilizce hicbir sey anlamiyorlar.Ikinci bir dil bilme konusunda, Ingilizler'den beterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki hem sevmiyorsun hem niye gidiyorsun be Pinar?Zorun ne?Git Turkiye'ye, ye kebabini, gez antik kentlerini...Ustelik dilini de biliyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye mi Ispanya'ya gidiyorum?Cunku Ingiltere'ye iki saat uzaklikta ve gunesi var...Ve, Avrupa sehirlerinin mimarisi cok guzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valencia'da boyle sagda solda kucuk kucuk kaleler var...Renkli, cicili bicili haritalarinda da ozenle ikonlanmislar. BIr hevesle,elinizdeki  haritadan takip ede ede kaleyi buluyorsunuz, icine girmeye calisiyorsunuz.Icine giremiyorsunuz, cunku  restorasyonda...Ya da bir grup velet ellerinde kendilerinden buyuk cantalariyla, sizin ustunuze ustunuze geliyor. Gezi otobusleri icin bulusma noktasi olarak kullaniliyor bu kaleler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HERKESIN BIR SINIRI VAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amsterdam'daki seks muzesine gittigimde yanimdaki arkadasim, sado-mazo sergisinde fenalasmisti. Bense o resimlerin cogunlugunu oldukca absurt ve komik buldum...Bana komik gelen, arkadasimin midesini kaldirmisti. Valencia'da modern sanatlar muzesinde gordugum birsey de benim asabimi bozdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iki kadin deniz kenarinda yari ciplak gulusuyorlar.Lezbiyenlik filan degil...Beni tiksindiren, fenalastiran guya goguslerinden birbirlerine sut fiskirtirip aptal aptal gulmeleriydi.Bunun ucuz bir porno filmden cok daha fazla, kadini asagiladigini dusundum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Hicbir kadin, gogusten sut gelmesini bu kadar komik bularak arkadasina fiskirtmayi dusunmez...Aptal bir surat ifadesiyle siritip eglenmez. Bu filmlerin yaraticisi elbette erkektir...Boyle birsey ancak erkek hayal gucudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci videoda, yasli bir adam,bir kadinin gogsunden sut emip, bir kaba biriktiriyordu.Ucuncu filmde, bebek emziren bir kadin vardi.&lt;br /&gt;Anne sutu, bana anneyi cagristiriyor. Daha kutsal, kirlenmemis birsey. Goguslerin her yerde seks amacli gosterilmesi beni rahatsiz etmezken, anne sutu esprileri beni rahatsiz etti.Belki bunda bu kadar kizacak bir sey yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki neymis, herkesin bir siniri varmis...Beni cok rahatsiz eden birsey, baska birisine komik gelebilir.Benim manyakliklarinin boyutuna gulebildigim resimler, baskasinin midesini bulandirabilir.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valencia Modern Sanatlar Muzesi'ndeki diger eserler, kesinlikle gorulmeye deger.Ancak, resimlerin yaninda hicbir bilgilendirici aciklama yok. Sadece "X kisi, muzeye bagislamistir"...Bilgilendirme bu kadar...Daha once de yazmistim...Ingiltere, tarihi alan korumada, bilgilendirmede, muzelerdeki audio guide'larda bir numara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Valencia'da Avrupa'nin en buyuk akvaryumu var. Birkac  bolmeye ayrilmis...Antartika'da yasayan baliklar, karayipler, kizil deniz, akdeniz, iliman denizler, tropikal iklim baliklari...BUNLarin arasindan gecerken, tunellere giriyorsunuz.Tunellerin icinden gecerken, tepenizden dev bir jawsin gectigini goruyorsunuz. Bir kac saat icinde bir suru balik gordum...Antartika en cok ilgimi ceken kisimdi.Ne yazik ki, kuresel isinmadan dolayi oradaki bir cok baligin nesli tukenmek uzere...Bu arada deniz urunleri cok severim, gosteri yapan o yunus baliklarinin tombullugu bile benim agzimi sulandiriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatil donusunun pozitif enerjisi bitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu hafta sonu Paris'teyim.... Havaya girip, Fransizca sarkilar dinlemeye baslayayim bari...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1843996782654101529?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1843996782654101529/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1843996782654101529&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1843996782654101529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1843996782654101529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/09/valencia.html' title='Valencia'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8582251635679856360</id><published>2010-08-18T18:43:00.009Z</published><updated>2010-08-18T22:58:35.509Z</updated><title type='text'>Fazil Say hakli mi?</title><content type='html'>Fazil Say'in arada bir boyle sivri cikislari var. En sonuncusu "Turk Halki'nin arabeks yavsakligindan utaniyorum". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insan her istedigi muzigi dinlemekte ozgurdur diye dusunup, ona katilmayanlar cogunlukta olabilir.Ancak ben, Fazil Say'a hakveriyorum.Roportajinda soyle soylemis. "Haberleri aciyorsunuz, orada teror, burada askerler sehit dusmus, issizlik hat safhada,daha sonra bakiyorsunuz, insanlar gobek atiyor; sonra bir bakiyorsunuz gene kotu haberler, sonra gene bakiyorsunuz, unutulmus, gene birileri gobek atiyor"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazil'in neden bahsettiginden cok iyi anliyorum.Turkiye'deki kulturel yozlasmadan, insanlarin hic kitap okumamasindan, zihnen kendini gelistirmek istememesinden, cahilliginden ben de daraliyorum.Gazetelere bakarsiniz, bi dogru duzgun fikir yazan yok.Olanlar da sinirli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;INgiltere'de de herkes cok ufku genis, super entel filan degil.Kazmanin ulusu yoktur.Ancak, halk belli bir seviyede; en kazmasi bile birseylerden haberdar...Gazetelere baktiginiz zaman, magazin haberleri on planda degil...Magazinin alasi var, ancak gazetelerde gayet zekice yazilmis,oldukca zengin makaleler bulabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En cok da Fazil'a; "Sen konusma, sadece muzigini yap" diyenlere tahammul edemiyorum.Etrafta beyinsiz, capsiz bir suru insan konusurken, o neden konusmasin...Esas onun gibi, belirli bir profili olan insanlar konusmali...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyle hakli ki...Fazil oyle hakli ki...Arabeks muzik bizim halkimizin kulturel yozlasmasinin en buyuk sembolu...KOtu seylere kulagimiz alisir oldu.Kalitesiz programlari seyrede seyrede aptallastik,zevkimiz koreldi...Beynimiz koreldi...Geriye gitti...Kalitesiz oyunculuga alistik...Sirf guzel diye dizilerde oynayan yeteneksizler ordusunun oyunculuguna ovguler yagdirdik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Surekli darbe goren, demokrasiyle yonetilmeyen her ulke gibi biz de kulturel olarak geriye gidiyoruz."Arabeks yavsakligi" kelimesi de son derece oturakli bir kelime...Hakikaten tam bir yavsaklik durumu soz konusu...Bundan daha guzel ifade edilemezdi...Halkin aptallasmasi,birilerinin isine geliyor..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8582251635679856360?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8582251635679856360/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8582251635679856360&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8582251635679856360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8582251635679856360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/08/fazil-say-hakli-mi.html' title='Fazil Say hakli mi?'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-7443865053720084442</id><published>2010-07-27T20:33:00.013Z</published><updated>2010-07-31T20:21:00.566Z</updated><title type='text'>Tatil Donusu</title><content type='html'>Her Turkiye tatili donusu, en zoru cekirdek ailemden ayrilmaktir...Tatilin en komedi kismi, ablamin insanlara komik isimler takmasiydi.Ortak literaturumuze iki yeni kelime katti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.) Minnos: Bu kelimeyi iyi niyetli, cici insanlar icin kullaniyoruz. Boyle  Kafalarina bir fiyonk takasimiz var. &lt;br /&gt;2.) Retro: 70'li yillarin tarzini benimseyen insanlar icin kullandik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiliz erkekleri, kilo almissin hoh hoh hoh demezler...Sen kilo muabbeti yapinca, bos bos bakarlar.Sacmalama, neren kilolu derler. Ayrica sisko kizlarin yaninda, gayet fit adamlar gorebilirsiniz. Bunun sirrini cozduk, bu adamlar buyuk gogus seviyor.(Bu gorusun patenti ablama aittir, ve yeni en iyi ingiliz kiz arkadasim tarafindan onaylanmistir).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sagolsunlar, Turkler gercekleri tokat gibi yuzume carpti...Turkiye'de, olabilecek en kotu sey, kilo almaktir...Evet evet aldim kilo ne olmus, istahliyiz allah allah... Saglikliyiz ki istahimiz var...Turkiye'de fiziksel gorusunusumuz en onemli sey...Sekilciyiz iste...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Turkiye'den bazi hayat hikayeleri duydum....Kafama takildi....Adam bundan birkac sene once 5 yillik kiz arkadasiyla evlenmis ve Londra'da yasamaya baslamislar...Ancak Londra'da yasamayi hic sevmemis...Kadin da Ingiltere'de buyumus, esi icin Turkiye'de yasamayi kabul etmemis...Ayrilmislar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa insan gercekten sevdigi kisiyle, Afganistan'da bile yasayabilmeli...Bu iliskide  bana sevgi yetersizmis demek ki... Insan sevdigini yasadigi sehirde mutlu olmadigi icin birakir mi hic? Ne yapar eder, bir cozum bulunur buna...&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYSE ARMAN'I GORDUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camel Beach'de Ayse Arman'i gordum.Bir kere bu fotoshop mucizeler yaratiyor.Ayse Arman photo shoplu resimlerinde model gibi, ancak gercekte elbette oyle degil...Gayet iri bir kadin ve yeme-icmeyi de seviyor belli...Fotoshoplu haline gulmemek elde degil, ancak onu suclayamiyorum, cunku herkes illa mukemmel gorunmek zorunda...&lt;br /&gt;Yuzu botokslu ama guzel...Ayri bir havasi ve enerjisi var, bu belli...Bir star isigi var, cok da guleryuzlu ancak o resimlerindeki gibi tas gibi, incecik degil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PINAR GELDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pinar da beni gormeye geldi...Her zamanki Pinar'di...Kocaman gozleriyle bakar, ne dusundugunu anlayamazsiniz...Bir tek ben anlarim, onu ne kadar anlayabildigimi biliyor mu, onu da bilmiyorum ama cok iyi anlarim.Biz yine her zamanki gibiydik...Birlikte bezeriz, ayni seyleri yapmaktan hoslaniriz.Ikimiz de hic acele etmeyiz...Icki ikimizi de carpar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DONUS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Calistigim ofiste, hos bir ortam var: Insanlar hos, ekibim sicakkanli, beni gulumseyerek karsiladilar. Onlara "dondugumde hepiniz bronz tenimi cok kiskanacaksiniz" dedim.Geldigimde ilk soyledikleri, "hepimiz cok kiskandik bronz tenini" oldu. Yeni arkadasim benim donmemi resmen iple cekmis, cunku bana anlatacaklari varmis.... Yeni en iyi ingiliz arkadasim 20'lerinde...Cok durust bir kiz, onun yasam sevinci benim hosuma gidiyor ve o da benim goruslerime deger veriyor.Ona sen benden gencsin, anlamazsin seklinde davranmiyorum cunku boyle dusunmek sacma...Insan gencken daha tecrubesiz olabilir, ancak zekasi ve potansiyeli degismez ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye'de beni INgiliz turist sandilar... Belli ki, buraya adapte olmusum,farkibda olmadan hareketlerim de degismis.Insanoglu maymun gibi cevresini taklit eder. Hatta Turkce konusurken biraz zorluk cektim...Ingilizce konusmak istedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak yine kafamda bir soru var:Bu ulkede mi yaslanacagim? Turkiye umutsuzluklar ulkesi...Turkiye'de insanlar mutsuzdur...Aslinda cok da guzel bir ulke...Turk olmak, cok da eglenceli...BIr kere agziniza dogru duzgun bir yemek giriyor. Ayrica gece hayati cok daha eglenceli...Ve hepsinden onemlisi, ailen ve arkadaslar oradalar...Dusunmeye devam ediyorum....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-7443865053720084442?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/7443865053720084442/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=7443865053720084442&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7443865053720084442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7443865053720084442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/07/tatil-donusu.html' title='Tatil Donusu'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4382928917009735688</id><published>2010-07-03T21:49:00.015Z</published><updated>2010-07-03T22:34:55.778Z</updated><title type='text'>Madimak Oteli....</title><content type='html'>Turkiye'nin gundemi her zaman cok yogundur.Cocuklugumun ilk zamanlarinda sokaga cikma yasagi vardi.Daha sonra calkantili donemler devam etti.Post sikiyonetim, post kenan evren ve post ozal doneminin hengamesini yasadik. PKK teror orgutu de canimizi cok yakti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1993 senesi, babami kaybettigim yil,cok acikli olaylara sahne olmustur.Senenin ilk ayinda Ugur Mumcu katledildi, senenin ortasinda 37 aydin diri diri yandi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU olaylarin hepsi cok uzucuydu...Bosuna bu kadar umutsuz, mutsuz bir nesil yetismedi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim butun bu aci olaylarin icinde, en cok Madimak Oteli'nin yobazlar tarafindan atese verilmesi, dehsete dusurmustur...Ah 37 kisinin canli canli yandi...Bunu yazarken bile kalbime birseyler saplaniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala o gunku urpertiyi ve utanci hatirliyorum. Bende yarattigi his, kafami yastiklarin altina sokup, oradan hic cikmamakti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turk Toplumu ne yazik ki sairini, dusunurunu, yazarini, aydinini linc etmeye heveslidir...Aydinlarimizi yerden yere vururuz, imkanimiz olunca da alayini , orta cag cadilarinin yakildigi gibi, yakariz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman Madimak oteli'nin ismini duysam,okusam icime bir korku duser....Gencecik insanlar, yakildilar, sorumlular hala bulunamadi...Hic kimse birsey yapamadi.Aydin olduklari icin,sair olduklari icin, yobazlar tarafindan oldurulduler...Bu olayin hesabini halk olarak veremedik.Hesaplastik mi, tartistik mi? Bu da diger yasadigimiz dehsetlerden biri olarak tarihe gecti.Kotu olaylara o kadar alisigiz ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cehalet kadar, gericilik kadar hayatta hicbir sey tehlikeli degil...O otelde yanan gunahsiz aydinlari omrumun sonuna kadar unutmayacagim. Turk Mizahi'nin gelmis gecmis en buyuk yazarlarindan Aziz Nesin de bu olay olduktan sonra fazla yasamadi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerim bir daha hicbir zaman hicbir aydin linc edilmez, dislanmaz, hapse atilmaz, iskence gormez, ve yakilmaz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4382928917009735688?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4382928917009735688/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4382928917009735688&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4382928917009735688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4382928917009735688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/07/madimak-oteli.html' title='Madimak Oteli....'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2910723606422816218</id><published>2010-06-27T17:35:00.011Z</published><updated>2010-06-27T18:36:42.764Z</updated><title type='text'>Ask-i Memnu Uzerine</title><content type='html'>Gunlerdir finalini beklemistim...Bitti nihayet...Bence finalin ilk yarisi cok sIkIcIydI. Valla uyuyakaliyordun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda da tutkularinin, sehvetinin askin esiri BIhter Hanim intihar etti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben farkli bitireceklerini dusunuyordum.Gecen bolumlerden birinde Firdevs Hanim, birseyler aciga cikarsa, nasil erkeklerin Bihter'le gonul eglendirmek isteyecegini, herkesin arkasindan konusulacagini v.s. soyluyordu...Kendisine "Melih Bey Takimi" denmesinin sebebi, Firdevs Hanim'in yaptiklariymis ya..Bu devirde bir kere sosyetik Firdevs Hanim'in maceralari bir sure konusulur, ancak cok da damgali essek muamelesi gormez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olanlar bugun olsaydi, BIhter'in skandali aciga cikinca, Adnan Bey onu kapiya koyar, o da bir sure ortalikta gorulmez, cok guclu bir ailenin gelini oldugu icin de bu olay basinda yazilmazdi.Bihter, bir sure sonra ortaya cikar, tekrar evlenir...Evlenince bizim memleketimizde kadinlar adeta vaftiz edilir, gunahlarindan arinirlar.Bu yeni cikti.Herseyi yap yap, ama evlen ah bir de cocuk dogsun, o zaman gecmisin unutulur. Bir erkegin kanatlari altina girdin mi, tamam..Bugunun sartlarinda BIhter'in sinifindan bir kadina bunlar olurdu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihal de 19 yasinda evlenmeye kalkmazdi...Oyle bir kiz, universiteyi bitirmeden evlenir mi?Keske Nihal'i universiteden yeni mezun yapsalardi.Herseyden once, Behlul'le kardes gibi buyumusler, ona boyle asik olmasi da garip...Hadi artik, o kadarini yuttuk...Behlul onlardan ayri yasardi...Ask-i Memnu Abdulhamit doneminde gectigi icin,buyuk bir baski altindalar, surekli konakta vakit geciriyorlar.Bugunun sartlarinda, Bihter ve annesi pur makyaj butun gunu cogunlukla evde gecirmeleri de cok garip...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diziyi soyle ozetleyebilirim: Bihter, annesiyle ciddi sorunlari olan, cok problemli, tutkularina gore davranan, hirsli bir tip...Behlul de ucana kacana vuran, ccuk yasta ailesini kaybetmis, kimseyi gercekte cok da sevemeyen narsist, ahlak degerleri zarar gormus bir kisilik...Ikisi bir araya gelince, olanlar oluyor. Iffetsiz kadin, iffetsizligini caniyla oduyor...En agir cezayi o oduyor. Oysa iffetsizligi hem kadin, hem erkek beraber yaptilar.Hatta erkek, yasli adamla evli kadini bastan cikardi.Erkekler de bastan cikarirlar...Kadin yuz vermemeliydi ama bir hata yapti diye, o caniyla oduyor, erkek ise kaciyor!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin oyuncularina gelince:Tipik turk dizisi formulu:Dunya guzeli kadin ve adam basrolde...Oyunculuk vasat ve vasatin alti...Yan oyuncular, deneyimli, saglam tiyatrocular...Beren Saat'in oyunculugunu begenmiyorum kardesim...Kotu oynasa, dizi bu kadar tutar mi derseniz, neden tutmasin ki?O ne mimikler oyle...Birakin allahaskina...Kivanc Tatlitug da mezarlik sahnesinde cok kotuydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin tutmasinin sirri:Bir kere karakterler ve senaryo usta bir romanin uyarlamasi...Konu iyi, karakterler de oyle damdan duser gibi yaratilmamis, zekice bir analizin urunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiyafetler, siklik, zenginlik, guzeller guzeli oyuncular...Tutar tabii ki...Turkiye icin yeter de artar...Kim kaliteli oyunculuk ariyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaliteli televizyon oyunculugunun farkini BBC'yi seyrederken anliyorum.BBC'nin dizilerinde cok iyi oyuncular oynar...Zaten orada basrol oynamak, o oyuncular icin buyuk bir prestij gostergesi...Acikcasi,ingiltere'de bu oyuncu-tiyatrocu tayfasindan, en azindan televizyona cikanlari arasinda kotu oyuncu hic gormedim...Hepsinin eli yuzu duzgun, ancak guzellikten ziyade yetenek daha cok on planda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de de iyi basrol oyuncusu pek gormedim...OZgu Namal haric...Bir de Nurgul Yesilcay fena degil...Ama dizi sektoru is yapiyor, devam etsinler cekmeye, kafayi dagitmaya birebir....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2910723606422816218?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2910723606422816218/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2910723606422816218&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2910723606422816218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2910723606422816218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/06/ask-i-memnu-uzerine.html' title='Ask-i Memnu Uzerine'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6390993064878305420</id><published>2010-06-20T20:06:00.011Z</published><updated>2010-06-20T20:38:29.567Z</updated><title type='text'>Gene bir analiz</title><content type='html'>BIr arkadasim, bir is arkadasini elestiriyor:"Inanmiyorum, 4 cocuklu kadin 15 yasindaki oglunun gozu onunde,erkek arkadasiyla nasil opusur? Benim annemle babam asla bizim yanimizda opusmezler...Bir de benim yanimda opusuyorlar, bakmiyormus, gormuyormus gibi yapmaktan fenalik basti...Ayrica 4 cocuklu kadin 5 yasindaki kizini geride birakip nasil tatile cikabilir.Insan o yasta cocugu birakir mi, cocuklari dogurmakla anne olunmuyor"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu tarz yorumlari, biz Turkler yapariz, Avrupalilar hic yapmaz degil mi? Oysa bu sozlerin sahibi ingiliz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Turklerin tek farki var, biz gormezden gelmeyiz, dusuncelerimizi belli ederiz...Onlar sadece, gormuyor, fark etmiyor gibi yapiyorlar...Kibarliklarindan...Bizim kulturumuze tercume ederseniz, ikiyuzluluklerinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski isyerimde is arkadaslarimla ayni puba giderdik ve hep ayni masaya oturan 30'lu yaslarinda bir cift vardi...Surekli opusurlerdi, bizim butun masa da onlari izleyip, dalga gecerdi...Ama bakmalarina ragmen, bakmiyormus gibi yaparlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupalilar bircok konuda bizi nasil yanlis taniyorlarsa, biz de onlari yanlis taniyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Opusmeyi sevismeyi her ortamda dogal karsilarlar zannediyoruz...Dogru degil iste...kadinlari erkekleri cok serbest zannederiz.Oysa erkekleri genc yaslarindan itibaren seks yaptiklari icin, kadina ac degildirler...Her kadin da cinsel ozgurluk var diye, zink diye begendikleri adamin uzerine atlamaz..Ama bizde dagitan turist kiz hikayesi coktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vesselam, bazi farliliklar olsa da, insan dogasi ayni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manic monday basliyor...Bu haftanin analizleri bu kadar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6390993064878305420?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6390993064878305420/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6390993064878305420&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6390993064878305420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6390993064878305420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/06/gene-bir-analiz.html' title='Gene bir analiz'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8202613628410044366</id><published>2010-06-20T18:34:00.003Z</published><updated>2010-06-20T18:45:05.008Z</updated><title type='text'>Gene mi Babalar Gunu</title><content type='html'>Babalar gunu ingiltere'de bile gunesli gecer...Gene mi babalar gunu?Gel de sikilma...Gel de uzulme...Babalar gunu, babamin oldugu gunu yasadigim ve daha sonra hic unutmadigim terk edilme hissini hatirlatti bana...Birdenbire evden yok olmasini hatirladim gene...Ah o yokluk hissi ah...Insan ruhunun yasacagi en buyuk azaplardan biridir herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak yine de eger babam yasarken bizleri terk etseydi, bu olmesinden daha aci olurdu...Hala gordugum ruyalarda, onun olmesi kabusum degil, onun bizleri terk ettigini gormek kabusum...Neyse ki, boyle birsey hic yasamadim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omru bitti babamin, yoksa bizleri terk etmezdi...Babalar Gunu'n kutlu olsun babacigim...Iz biraktin, unutulmadin...Bana soyledigin gibi, olunun yasi 3 sene olmadi...17 senedir, seni cok ozluyorum, hic unutmuyorum, aniyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8202613628410044366?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8202613628410044366/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8202613628410044366&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8202613628410044366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8202613628410044366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/06/gene-mi-babalar-gunu.html' title='Gene mi Babalar Gunu'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3674021870973962304</id><published>2010-06-17T22:40:00.007Z</published><updated>2010-06-19T10:46:08.822Z</updated><title type='text'>Facebook HIkayeleri</title><content type='html'>Bunu hepimiz yapiyoruz...Resimlerimizi facebook'a koymayi...Hatta Facebook'un yaraticisi ilk basta boyle  birsey dusunmemis.Insanlar kendiliginden resimlerini yuklemeye baslamislar.Once o da anlam verememis."Bunu niye yapiyorlar, bilmiyorum" demis ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere herkes herkesi gizli gizli takip ediyor...Mesela bir arkadasim, begendigi cocugunun kiz arkadaslinin resimlerini iphone'nunda saklamis.Kiz neye benziyor acaba, dedim, bizimki cikartti resimlerini gosterdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim asklarini basindan beri izledigim bir cift var.Once, tanismalarindan bir kac saat oncesinin resmi var...On planda beyimiz, arka planda hanim kizimiz...Resim tesadufen cekilmis...O sirada birbirlerini tanimiyorlar...Ama o resim de fayzbukta...Onlarin aski kaderin bir cilvesi tabii...Sonra tabii flort donemi resimleri...Dugun resimleri...Tatil resimleri...Hanim kizimizin kendini begeniyor...Guzel gercekten, ama pek bir poz veren hali var...Sanki butun resimler  kurgulanmis gibi...Acaba yasarken mi feyzbooklaniyoruz, yoksa feyzbooklanirken mi yasiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da bebislerinin resimleriyle dolu...Hanim kizmiz beyine gene poz vermis, bu sefer bebegiyle...Ama tabii yuz yorgun, kolay degil tabii...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook'a baktigim zaman insan hayatlarinin guzel yonunu goruyorsunuz...Herkes de oyle gostermeye meyilli...Herkes tatil resimlerini, muck muck resimlerini koyuyor...aMAN oraya da gittik, buraya da gittik...Cumle alem duysun, hatta catlasinnnn..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlar artik feyzbookta yasiyor.HErgun yeni resimler, update halleri....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar acmisiz, kendimizi teshir etmeye...Bu da artik bu cagin trendi...Hersey bilinecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(YAzimin her hakki bana aittir, kaynak gosterilemeden kullanilamaz.Valla yakalarsam fena yaparim, dava acarim haaa!!!!)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3674021870973962304?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3674021870973962304/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3674021870973962304&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3674021870973962304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3674021870973962304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/06/facebook-hikayeleri.html' title='Facebook HIkayeleri'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-9076967347014843459</id><published>2010-06-17T21:58:00.014Z</published><updated>2010-06-19T11:14:23.608Z</updated><title type='text'>Bath</title><content type='html'>Bu sehir Bristol'a yakin...Sanki  maket sehir gibi...Ingiltere'nin bu tarz sehirlerini gordukce, neden tarihi olmayan yeni sehirlere butun kivirdiklarini daha iyi anliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bath'da en gorulmesi gereken sey; Roman Banyolari....1000 yil once romalilar INgiltere'yi istila etmisler.Kendilerine o zamanin sartlarinda bi eglence mekani kurmuslar...Dogal kaynak suyunun basincla ciktigi bir bolgeyi kesfederek, bayagi dikkatle planlanmis, kocaman bir tesis yapmislar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette, restorasyon, olayin sunumu cok iyi...Audio Guide da superdi...Banyolardan birinde hic kimse yuzmesmis, bunun nedeni o banyo Tanrica Minerva'nin banyosuymus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye, arkeolojik acidan cok zengin,calinanlardan geri kalanlar bile yeter...Yalniz, Ingiltere'de hangi acik hava muzesine gitsem, sunum ve bilgilendirme super oluyor...Ayni seyi Turkiye icin pek soyleyemeyecegim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jane Austen'in Bath'da evi varmismis...Hemen gittim ziyaret ettim,ancak ogrendim ki kadin burada sadece 5 yil yasamis, Bath'dan da nefret etmis...Ancak yapilan reklami bir gorseniz, sanki Bath'da buyumus...Austen'le ilgili cok huzunlu bir gercegi ogrendim:Her ne kadar romanlarinin kahramanlari gercek askla bulup,hikayeleri biterse bitsin, kendisi gercek hayatinda hic evlenmemis, ve askta mutlu olmamis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bath'a gitmeyi istememin en buyuk nedeni, thermal havuzu ve spasi oldugu icindi...Ancak, thermal havuz konusunda beni hayal kirikligina ugratti...Nerede Bursa'nin thermal havuzlari, Pamukkale'nin havuzlari( gerci 16 sene once gitmistim)Daglara baka baka yuzersiniz.Slivri Klasis'in thermal havuzu bile daha buyuktu...Hava gunesli ama serindi, bu Ingilizler sicaktan pek bi rahatsiz olurlar...O yuzden thermal havuz olmasi gerekenden daha soguktu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekler de Ingiltere'nin ortalamasindan daha iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sehirin goruntusu cok sevimli, tarihi ve guzel..Kesinlikle gorulmeye deger bir yer....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-9076967347014843459?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/9076967347014843459/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=9076967347014843459&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/9076967347014843459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/9076967347014843459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/06/bath.html' title='Bath'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4829360448860973797</id><published>2010-05-23T17:05:00.003Z</published><updated>2010-05-23T17:17:18.885Z</updated><title type='text'>Pygmalion/My fair Lady/ Gonulcelen Uzerine</title><content type='html'>Son yillarda, Turkiye’de malumunuz bir  dizi furyasi basgosterdi. Kimileri, basit ve gerizekali bulabilir. Ancak ben bu calismalari cogunlukla basarili buluyorum… Bir kultur kumkumasi degiller ancak  idare ederler.Gerci Turkiye'deyken hic birini seyretmezdim. BU konuyu burada yasayan baska bir arkadasimla konustum, o da Turkiye'de seyretmeyecegi programlari Ingiltere'de seyrediyormus. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dizilerden biri de “Gonulcelen” …My Fair Lady’nin Turkiye’ye adaptesi... Vallahi cingene mahallesine cok guluyorum.Cogunlukla, yan oyunculari bu kadar zevkle seyretmem… My Fair Lady de mitolojide benim cok sevdigim bir hikayenin uyarlamasidir…Pygmalion ve Galetha…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pygmalion, doneminin cok basarili bir heykeltirasidir…Hicbir kadinla bir iliskide bulunmak istemez… Cevresindekiler neden kimseyle birlikte olmadigini sorunca Pygmalion, “mukemmel kadin” I aradigini soyler. Hic kimseyi begenmez…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda tepesi atar, madem “mukemmel kadin “ yok, ben de onun heykelini yaparim der..Gece gunduz ugrastiktan sonra, sahane bir kadin heykeli yaratir ve ona asik olur. Ancak elbette arkadaslari "Oglum bu heykel gercek degil, cansiz bir varlik sonucta, bununla napacaksin" der…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak o vazgecmez, heykeli sever, oper, giydirir gezdirir. Insanlar iyice fittirdigini dusnurken, birden bir mucize olur… Heykel birden hayat bulur ve gercek bir kadin olur….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pygmalion da omur boyu mulkemmel karisiyla mutlu mesut yasar…Hadi buradan cikardigimiz ders:  Sevdiginizle ugrasip, onu bicimlendirmek size duser…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gelgelelim, gerek My Fair Lady, gerekse Gonulcelen’de bu konu boyle islenmiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gonulcelen’I seyrederken, kizi olmadigi birseye zorlayarak, icinden geldigi gibi oynamasini engellemek bir marifet sayiliyor.Kizin dogasinda cikkidi cikkidi oynamak varken, bunu yapmasindan bizim jonumuz hic hoslanmiyor….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanlari olduklari gibi sevmek gercek sevgi degil midir?BIrini degistirmeye calismak ne kadar dogrudur? Ozundeki insan neyse odur…Filmdeki kiz, surekli eksik, surekli duzeltilmesi gerekiyor. Ne kadar sinir bozucu…Oysa o bir cingene…Agzini yayarak konusuyor…Hem niye hep kadin eksik..Bu zaten ayri bir konu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak elbette insan sevdiklerinden yeni seyler ogrenir…Elbette biraz ugrasmak lazim, sevdigini bir sekilde egitmek ve egitilmek lazim…Sivri yonleri torpulemek gerekir. Herkes herkesten birsey ogrenir …Ancak bunun sinirini iyi bilmek gerekir. Sevdigin insan icin uyum saglamakla, kendi ozunu degistirmeye calismak arasinda cok buyuk bir fark var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birini sevince, o kisiyi oldugu gibi kabullenmek en dogrusu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4829360448860973797?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4829360448860973797/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4829360448860973797&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4829360448860973797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4829360448860973797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/05/pygmalionmy-fair-lady-gonulcelen.html' title='Pygmalion/My fair Lady/ Gonulcelen Uzerine'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-155097789480945468</id><published>2010-05-11T18:25:00.017Z</published><updated>2010-05-11T19:25:15.958Z</updated><title type='text'>Deniz Baykal Skandali Uzerine</title><content type='html'>Kose yazarlarinin konuyla ilgili ne yazdiklarina biraz goz gezdirdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu ancak bizim kulturumuzde olur" diye yazanlara cok guldum.  Politika ve seks skandallari dunyanin her yerinde tezgahlanir ve ilgi ceker; (belki Fransa haric)... Clinton ve Profumo skandallari da donemlerinde gayet yanki uyandirmisti. Daha yakin zamanda NY lu bir politikaci telekizla basildi diye olay oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tuzaklar her yerde kurulur...Alcakca degil mi?Politika cok da ahlakli degil ki...&lt;br /&gt;Dusmanlarin zaten en zayif yonunu kollarlar. En zayif yonun uckurunsa, belden asagiya da vururlar. Maksat boyle bir olaya asla meydan vermemek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci buyuk skandal ise, bir kadinin-soylentilere gore kocasi Baykal'in koynuna sokmus- bu sekilde yukselmesi... Tepe noktalara tirmanmanin sirri bu mudur? Isin en garibi, koskoca genel  baskan, bu kadar aciz midir? BIr kadin onun yatagindan geciyor diye onu tepelere cikartmaya nasil ici elverir? Kimsenin yatagindan gecmeden,ve arkanda guclu bir ailen olmadan yukselmek mumkun degil midir? Illa bir erkek mi kollamalidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucuncusu, ve en onemlisi, Turk politikacilar neden hep koltuklarina yapisirlar ve onlardan kurtulmak ancak boyle ucuz tezgahlarla mumkun olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'ye oy veren cogunlukla herkes, "Deniz Baykal'i sevmiyorum ama gene de onlara oy verecegim" der. Ben sirf Deniz Baykal yuzunden CHP'ye oy vermeyen bir insanim...70 yasini devirmesine ragmen, hala partide kendine karsi adaylar cikmasin diye tuzuk degistirirdi. Yerine hic kimseyi yetistirmedi. Hicbir ismin one cikmasina izin vermedi.INgiltere'de Gordon Brown iki sene basbakanlik yapti, secimi kaybetti, aninda Isci Partisi Genel Baskanlik gorevinden istifa etti. Tony Blair de Ingiltere'yi Irak savasina meclise yalan yanlis bilgiler duzenlettirip soktugu aciga cikinca, istifa etti. Hem de Muhafazakarlara karsi uc secim kazanmasina ragmen... Politikacilar, yerlerine yapismiyorlar... Coktan gitmeliydin Deniz Baykal... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dunyanin her yerinde iyi orgutlenen grup secimi kazanir. AKP cok iyi orgutlendi...Artik her ne yolda olursa olsun, adamlar cok calisiyorlar...Birbirlerini kolluyorlar. CHP'yi senelerdir orgutlemeyi beceremeyen, koltuguna yapisan bu adam, coktan gitmeliydi...Iki kere secim kaybettin Deniz Baykal...Hatta hic secim kazanmadin ki... Illa boyle ayak oyunlari mi yapilmasi gerekiyor, yasli politikacilardan kurtulabilmek icin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasli politikacilar, genclere yer acin...Hersey tecrube degil...Gencler dunya trendlerini sizden daha iyi takip eder, beyin hucreleri daha hizli calisir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki bu dinazor politikacilar yerlerine yapismayi birakacak, o zaman Turkiye biraz soluk alacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal konusmasinda, iktidar partisnin bunu tezgahladigini soyluyor. Ben buna inanmiyorum. Kendisine pay cikariyor. Erdogan eminim Baykal'in muhalefetinden memnundur... Baykal oldugu surece, CHP'den hicbir sey olmazdi.Bu skandali parti icinde tezgahladilar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarim, Baykal'in istifasi CHP'ye yeni bir pencere acar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-155097789480945468?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/155097789480945468/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=155097789480945468&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/155097789480945468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/155097789480945468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/05/deniz-baykal-skandali-uzerine.html' title='Deniz Baykal Skandali Uzerine'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3672098693787802186</id><published>2010-05-07T22:39:00.006Z</published><updated>2010-05-07T23:36:36.701Z</updated><title type='text'>SECIM SONUCLARI</title><content type='html'>Dun belediye ve genel secimler icin oy kullandim.Muhafazakar parti kazandi. Ancak, parlamentoda cogunluk saglayamadilar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiliz secimlerinde Amerikalilarin coskusunun c si yok. Is yerinde dogru durust konusmadik bile.Konustugumuz zaman da cogunlukla konuyu ben aciyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye secimleri bile daha bir heyecanli gecerdi., gerci Turklerin Akdeniz kani da beni yorardi...Herseyi buyuk bir olay yapna, herseye dunyanin sonu gozuyle bakla, bir hararet, bir atesli tepki... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben cok da Akdeniz karakteri tasimamama ragmen, Ingilizlerin yaninda gayet heyecanli, atesli filan kaliyorum.Yalnizca dir dir dir habire debate yaparlar. Ama o debatelerde birbirlerinin gozunu oyarlar, o ayri konu...&lt;br /&gt;Heyecansiz, patirtisiz bir secim donemi gecti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 senelik Isci Partisi iktidari son buldu. Bu hukumet, once Irak'a asker gondererek, daha sonra da bankalara gerekli sinirlandirmalari getirmedikleri icin krizden sorumlu tutuldular ve insanlari hayal kirikligina ugrattilar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Politikaci olmak her zaman kaybetmeye mahkum bir kariyerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memlekete hayirli olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3672098693787802186?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3672098693787802186/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3672098693787802186&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3672098693787802186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3672098693787802186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/05/secim-sonuclari.html' title='SECIM SONUCLARI'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-398170704329731830</id><published>2010-04-25T15:56:00.004Z</published><updated>2010-05-02T21:23:52.426Z</updated><title type='text'>OXFORD CITY</title><content type='html'>Hava guzeldi...Ben de Oxford City'e gittim...Cambridge'e de gitmistim...Guzeldi ama alt tarafi bir universite sehri diye dusunmustum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, o da ne...Oxford'a vuruldum vuruldum...Allahim bu ne sahane bir sehir...Binalar muhtesem... Kultur var, harika bir pond'u var, kale-hapishanesi var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah ah...Burada ogrenci olmak var...Allahim, bana nasip olmadi, henuz cocugum yok, ama olursa, umarim cocugum bu kadar basarili olur ve Oxford'da okumak ister... Ya da yegenim Nisan okusun orada...Orasi ayricalikli....Sehirden kultur, tarih, sanat, klaslik ve bilim akiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklima Carey Mulligan'in An Education adli filmi geldi...Orada kiz, Paris'in buyusune kapilip, Oxford Universitesi'nden vazgeciyor....Sonra da kafasini duvarlara vuruyor...Kacirdiklarini anlayip, ertesi yil, gene sinavlara girip bu sefer kazaniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah ah ah...Paris sarhos eder, Oxford ise muhtesem bir hayat deneyimi verir...Bende biraktigi his, Paris'den daha yogundu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-398170704329731830?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/398170704329731830/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=398170704329731830&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/398170704329731830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/398170704329731830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/04/oxford-city.html' title='OXFORD CITY'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6690794399300734904</id><published>2010-04-19T21:41:00.026Z</published><updated>2010-05-02T22:05:27.295Z</updated><title type='text'>Dilek Hanim</title><content type='html'>Onu ilk defa ortaokulda serviste tanidim.Kendine ozgu ayri bir havasi ve ozguveni vardi...Kafamda ani olarak soyle bir kare kalmis: Evinin bahcesinde, jean ve tisortle bizi bekliyordu...Servisteki bir yakisikliya, gayet kendinden emin bir sekilde, merhaba demisti...Icimden, aman da aman su artiste bak dedigimi cok iyi hatirliyorum...&lt;br /&gt;Daha sonra, bu hanimefendiyle arkadas olduk...Beni bir sekilde arkadas olunmaya layik gordu...O secer, sende birseyler begenmezse, arkadas olmaz...&lt;br /&gt;Artist goruntusunun arkasinda, aslinda utangacmis, oyle oldugunu anlamasam, arkadas olabilir miydim onunla bilmem...&lt;br /&gt;Yemekhanelerde memleket meselelerini konustugumuzda, ya da yaptigimiz herhangi bir tartismada her zaman muhalefet olmasina ilk zamanlar alisamamistim.Ancak sonra anladim ki, farkli bir bakis acisiyla dusunmek onun karakteri...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Elbette ki onu o yapan iki buyuk ozelligi daha var:Birincisi: Mizah yetenegi...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dudaginin ustunde sivilce cikinca, "Bak, Cindy Crawford'a benzedim" diyen odur.&lt;br /&gt;Bana internetten buldugu bir web sitesinden "Pinar, ben senin hayraninim, seni seviyorum.Sen benden uzaklastikca, ben sana daha yakinlasiyorum, senin cok yakinindayim, bil bakayim ben kimim" diye mesaj atan ve bana bunu yutturan da odur...Komik birsey yapacagi zaman, kendine ozgu bir yuz ifadesi vardir. Agzinin sekli degistigi anda bilirsiniz ki, birseyler geliyor demektir...O tipini gorunce, gulmeye baslarsiniz zaten...&lt;br /&gt;Nereye gidersek gidelim, gozleri biryerlere dalar, kafa hep mesguldur...Kirk tilki kafasindan gecerken, bir yerde de sabit duramama nedeniyle ilgili, ona sik sik ayni espriyi yaparim:Kurtludur yavrucum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu o yapan ikinci buyuk ozelligi ise :O bir overachiever'dir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarin yazliginda, buna bir iskambille numara yapiyordum. Bir turlu nasil yaptigimi cozemiyordu...O cozemedikce, ben de zevzeklesiyordum... Dalga gectikce geciyordum.O ise, benim kikirdamalarimin arasinda, konsantre oldu, beni unuttu, kagitlara bakti bakti...Birden o minik kafasini sIktI: "Laaannn butun kartlari 10'a tamamliyorsun", deyiverdi. Bingo...O zaman anladim, bundan korkulur...&lt;br /&gt;Esiyle aralarinda henuz hicbir sey yoktu. Adama kafayi takmis, ben de nasilsa gecer diye dinliyorum....&lt;br /&gt;Benim yuzume bakti: "Hayatimda istedigimi hep elde ettim bugune kadar, onu da elde edecegim" dedi...Icimden,"destur" dedim...&lt;br /&gt;O koyu kahve gozleri gorunce, o zaman orada, benim odamda, daha aralarinda hicbir sey yokken, ben bu isin gecici bir heves olmadigini anladim...Bazilari oturur kaderini bekler, bazilari da kaderini kendisi cizer.Bu konusmadan bir yil sonra, dugunlerini yaptik...Sevmeyi bilir arkadasim...&lt;br /&gt;31 yasinda docent oldu...Ben olacagini biliyordum...Cunku bunu seneler once hedeflemisti...Daha 20 yasinda, buna karar vermisti. Universitede ogretim uyesi olmak istiyorum dedigi zaman, sesinde buyuk bir tutku vardi...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Su siralar kafasinda neler var bilemem, kimbilir hangi kirk tilki kafasinda cirit atiyordur.Ben hala onun politikaya atilacagini dusunuyorum nedense....O galiba televizyoncu olmak istiyormus...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun hirsi azmi, focus olabilme, planlama, ne istedigini yapabilme yetenegi herkese ornek olmali....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6690794399300734904?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6690794399300734904/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6690794399300734904&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6690794399300734904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6690794399300734904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/04/dilek-hanim.html' title='Dilek Hanim'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-5460028459009143498</id><published>2010-04-19T21:05:00.010Z</published><updated>2010-08-21T10:42:58.579Z</updated><title type='text'>When Harry Met Sally Safsatasi</title><content type='html'>Bu filmi hatirlarsiniz...Hani ana temasi, "megersem senelerdir en yakininizda duran, omzunda agladiginiz heterokseksuel erkek arkadasiniz "the one" missss tezini savunan, bircok kadini gaza getirip yakin erkek arkadaslariyla iliskiye girip boyunun olsunu aldiran filmdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seneler once, citi piti guzel bir arkadasim en yakin arkadasinin birden bire ona kur yapmaya baslamasi karsisinda afallamisti. O gunku konusmamizi cok iyi hatirliyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-X beni istiyorsa, ona hayir diyemem. O benim icin cok onemli...  &lt;br /&gt;-Iyi de sen de onu gercekten istiyor musun?&lt;br /&gt;-Birlikte cok iyi vakit geciriyoruz. Cok egleniyoruz. Beni cok iyi anliyor. &lt;br /&gt;-Ama sizin arkadas olmaniz, sevgili olabileceginiz anlamina gelmez. Bu saydiklarin da sevgili olmaya yeterli degil. Butun bunlara ragmen seni uzebilir. &lt;br /&gt;-X mi, beni uzmek mi? DUnyada o boyle birsey yapmaz...Bana kiyamaz. Ben de onsuz bir hayat dusunemiiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O cok guvendigi X, bir haftada "ben arkadasimi ozledim" diyerek bizimkine essiz bir kazik atti. Diger kizlara yaptiginin aynisini, daha beterini ona yapti.Bizimki de  bundan sonraki hayatina "onsuz" devam etti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonucta, arkadasliklari bitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olmustu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadasken, kendisini cok eglendiren bu tatli mi tatli kiz, sevgili olunca "deli" diye nitelendirilip cikti...Sevgililik olma kriterleriyle, arkadas olma kriterleri farkliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da annesi begenmedi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da zaten hep gizli gizli hayal ediliyordu...Elde edince, sIkilIndI...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadin acisindan da, sunulan paketin icinden cok farkli bir hediye cikabilir. Arkadas olarak karsiniza cikan bu yakisikli, sevgililerine cok farkli davranabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hayatimda once arkadas olup, sonradan mutlu bir beraberligi olan sadece bir cift biliyorum; Disi olan taraf, zaten erkeklerle hicbir zaman arkadas olmazdi. Ve aralarindaki her zaman bir cekim oldugunu, samimi bir dost ortaminda itiraf etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-5460028459009143498?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/5460028459009143498/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=5460028459009143498&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5460028459009143498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5460028459009143498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/04/when-harry-met-sally-safsatasi.html' title='When Harry Met Sally Safsatasi'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-5953365365217155385</id><published>2010-04-13T19:58:00.006Z</published><updated>2010-04-15T20:29:19.553Z</updated><title type='text'>Serseri Mayinlar-Ferzan Ozpetek</title><content type='html'>Bu sene en cok keyif aldigim filmdi. Beynime "Imkansiz Asklar asla bitmez" repligi kazindi...Ara ara gecmiste yasanmis bir ask gosteriliyor. Imkansiz ask, bu kadar guzel anlatilabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakterler cok tatli...Pek bir akdeniz akdeniz duygu duygu yuklu bir film...Iki basrol oyuncusu da rol icabi gay. Usenmedim, her ikisini de arastirdim. Ikisi de gercek hayatta gay degil. Ne yapayim, ozellikle Abi rolun oynayan oyuncuya bittim.. Tam bir Italyan afet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finalde Sezen Aksu bir sarki patlatti.Tuylerim diken diken oldu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-5953365365217155385?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/5953365365217155385/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=5953365365217155385&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5953365365217155385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5953365365217155385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/04/serseri-mayinlar-ferzan-ozpetek.html' title='Serseri Mayinlar-Ferzan Ozpetek'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4399910966512124283</id><published>2010-04-13T19:22:00.013Z</published><updated>2010-04-15T21:13:11.689Z</updated><title type='text'>Kiskanmak-zeki demirkubuz</title><content type='html'>Turkiye Donusu bir kac CD satin aldim. Bunlardan ilkini seyrettim. Kiskanmak, cok basarili bir film...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamera arkasini da seyrettim. Zeki Demirkubuz cok pozitif bir yonetmen, figuranlardan, basrol oyuncularina kadar herkesi cok iyi motive ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nergis Ozturk'e yapilan makyaji seyrederken, cok hos bir kadinin nasil cirkinlestirildigine sahit oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berrak Tuzunatac'in cocuk musamerelerinde siir okur gibi repliklerini soylemesine takildim. Zeki Demirkubuz'un onu secme nedenini anliyorum, Mukerrem rolu icin cok guzel olmak onemli... Ancak yine de hem guzel ve hem de yetenekli bir kadin oyuncuyu oynatsaydi keske...Buna buyuk yonetmen sendromu deniyor..."Oyle iyi bir yonetmenim ki, oyunculukla alakasiz birini oynatabilirim"...Berrak Tuzunatac beni biraz rahatsiz etti ama, gorumcesi Seniha'yi oynayan Nergis Ozturk cok basariliydi. Nergis Hanim, Altin Portakal'i bileginin hakkiyla kazanmis. Elbette ki, tiyatro kokenli bir oyuncu. Oyle bir goturmus ki, Berrak Tuzunatac bile bir sure sonra goze batmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin esas buyuk basarisi, olaylarin akisindaki mukemmellik...O kadar net bir sekilde anlatiliyor ki, gereksiz hicbir ayrinti filme konmamis. Birkac sahnede, uzatmadan, verilmek istenen mesaj gayet yalin bir bicimde veriliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkce cok basarili bir sekilde kullanilmis.Burada kastettigim eski kelimelerin kullanilmasi degil, anlatimin ve ifadenin mukemmelligi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaaflarina yenik dusen ve hata yapan insanlar, ahlaksizlikla suclanir.Kocasini aldatan bir kadin seyrediyoruz, ancak seyrederken bu kadinin aslinda iyi niyetli biri oldugunu, icinde bulundugu kosullarin onu buna ittigini anliyoruz. Kadin, dunya guzeli, soysuzun teki bu basbelasi guzelliginden dolayi onu kafaya takmis, kocasi zaten yasli ve sefkatsiz bir adam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ote yanda da kiskancliginin  esiri olan, bu yuzden baskalarinin golgesinde yasamaya mahkum bir kadini goruyoruz.  Abisini kiskaniyor, yengesini kiskaniyor, komplekslerinden oluyor...Varligi bile insanlari rahatsiz ediyor.Eline bir firsat gecince, bu kosesinde tig oren cirkin kadinin ne kadar tehlikeli olabilecegini anliyoruz. Kiskanclik da tipki zaafina yenik dusmek gibi bir duygu aslinda... Bu cirkin kadin da aslinda komplekslerinden ve zayifliklarindan dolayi butun yaptiklarini yapiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi izleken sunlari dusundum: Kotu insan yok mu? Icinde bulundugumuz kosullarla ortaya cikan zaaflarimiz, hezeyanlarimiz ve zayifliklarimiz mi var? Yasadigimiz hayat ve durum mu bizi kiskanc ve kotu ya da sadakatsiz yapiyor? Yoksa bunlar aslinda hep icimizde mi var?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4399910966512124283?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4399910966512124283/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4399910966512124283&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4399910966512124283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4399910966512124283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/04/kiskanmak-zeki-demirkubuz.html' title='Kiskanmak-zeki demirkubuz'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-7896027701878839332</id><published>2010-04-11T20:06:00.011Z</published><updated>2010-04-15T20:48:28.174Z</updated><title type='text'>BABAM UZERINE</title><content type='html'>Aylardan yine guzeller guzeli Nisan. Istanbul'daydim. 9 nisan babamin dogum gunuydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamin 48 yasindaki o yakisikli yuzu gozumun onunden gitmiyor. Benden sadece 16 yas buyuk babam...50 yi bile gormeyen babam...Ama bak baba, anilarimizda hic yaslanmadin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden bilirdim ki, birgun bir hayal olacaksin, "bir varmis, bir yokmus"  misali...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artik bana kattigin aci, beni olusturan yapi taslarindan biri oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olecegini anladigim gun, gozlugumu ikiye bolup kirdim, evrene haykirdim...Sesim evreni degil, sadece hastane koridorlarini cinlatti. Kaybetmenin ne oldugunu ogrendim...Ergenlik cagi babamin olumuyle bitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, bir ruzgar esiverdi, savruldum hayata....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra seninle ilgili bir takim kareler beynimde kaldi...Gecmisimin hayaleti oldun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi seni ne zaman hatirlasam, nedense mimozalar gelir aklima....Guzel baygin bir koku, gulumseyen yuzun, kalin cerceveli gozluklerin ve bir duble raki kadehi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serefine...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-7896027701878839332?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/7896027701878839332/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=7896027701878839332&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7896027701878839332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7896027701878839332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/04/babam-uzerine.html' title='BABAM UZERINE'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1209602679735766694</id><published>2010-03-27T23:44:00.030Z</published><updated>2010-03-31T22:33:49.990Z</updated><title type='text'>Mehmedali Bey Zor Durumda</title><content type='html'>Gazetelerden takip ettigim kadariyla, Tugba Erbil artik canina tak ettigini soylemis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk tartisilan sey: Bes sene yasamis, bir cocuk vermis, yine de o kadar tazminati hakediyor mu? Cevabim cok net: Hayir….Bu insana mili piyangonun vurmasi gibi birsey…. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su anda cizilen tablo: Mali'nin capkinlik hastaligi var, dayanamiyor, kumar hastaligi var, bagimli canim….Karisi da servet avcisi…Milyonlarin sevgilisinden bosanmayi secen  bir kadinin vay haline…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tugba sadakat benim icin en onemli sey diyor. Iste bunu diyen biri MALI ile evlenmez.Onun icin en onemli sey, guc para MALI yi hizzaya sokma…&lt;br /&gt;Ancak….tekrardan basa donuyorum.5 sene evlilikte bir cocugun  bile olsa, o kadar parayi hak etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalniz,  Mehmedalinin kisisel tarihine baktigimizda adama bunun mustahak oldugunu dusunmeden edemiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk esi Muhsine: Pek tanimiyoruz. Hala iyi iliskiler icinde cunku Mehmedali Bey ona  bakiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci es Nergis: Bir zamanlarin cok sevilen mankeni…Mehmedali unluydu de bu kadar buyuk degildi o zamanlar. Ne zaman ki ozel kanallar artti. O zaman bizimki de malina mal katti. Onunla da ayrildi, Ama yine iyi geciniyorlar.Hanim effendi canim o..Mehmedali ona da bakiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradaki mankenleri saymiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sansasyonel ilikisi Nefise Karatay’I gecemeden edemeyecegim….Gazetelerde Tugba icin “hicbir esim hakkimda boyle konusmadi” dedigini okudum…Nefise evlenmese bile, Mehmedali ‘nin kisisel tarihinde cok onemli bir yeri vardir….O bayagi bir konusmustu.Zaten karakter olarak Nefise’yi Tugba’ya benzetiyorum.Tugba sadece biraz daha tuttugunu koparan cinsten… Nefise'nin babasinin gozleri yasli "O adam kizimi almayacak, harcayacak besbelli" dedigini hatirliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefise'yi buldu, Ozlem Yildiz'i harcadi.  Sedef’I buldu, Nefise'yi harcadi. Tugba'yi buldu, Sedef’I harcadi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedef sari uzun saclariyla iyilik perisi gibi birseydi. Ancak Sedef kim, MALI ile bas etmek kim? Onun da en az kendisi kadar guzel annesi "Kizimi cira gibi yakti" demisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Tugba daha ilk gunden, durusuyla, tavirlariyla, ozguveniyle hepsinden farkliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mali’ye asik oldu mu, nedense emin degilim, bu kadinin aski bana cok inandirici gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalniz, MALI’yi adam edecegini dusundu…BEN ADAM EDERIM ci….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tugba, mankenlere benzemiyordu…Bir kere onlardan daha egitimliydi…Demiyorum, digerleri egitimsiz. Ancak, bu kadinin havasi baska iste….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roportajinda neler diyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Askim icin mucadele ettim, olmadi…"&lt;br /&gt;"Umrumda degil, insanlar  ne dusunuyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ilk gunden beridir farkliydi. Durusu, kararliligi….Bakisi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mehmet Ali kendisi birakir, benim onu birakmami kabul edemiyor. Kadinlarin ona bagimli olmasini istiyor." Adaminin o guclu sanatci egosunu da cozmus....Hem de ne ego vardir MALI'de…Onu  terk ederek, adamin egosuna zarar vermis. Bunun da farkinda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefise, MALI iliskisinin sonunda nevrotiklesmisti… Sedef sarardi soldu, genc yasina mutsuz bir hava coktu. Tugba Erbil de de yipranmis bir ifade var… Nergis Kumbasar gibi bir kadinla yapamadiktan sonra, zaten Mehmedali kiminle evlenir de oturabilir. Kadin agzina bir kotu laf almadi. Goruntusu de pek efendi...Guzellik desen, on basar.Bu kadinla yapamadiktan sonra zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MALI Turkiye’nin en unlu kadin avcilarindan biri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eninde sonunda, gecmisindeki kadinlarin hepsini bir sekilde harcadi… Hep ayni nedenden…Capkinligindan… Tugba Erbil bir de Sedef’in avukatini tutmus.Kadin ne kadar akilli.O ne yaptigini biliyor… MALI davalari konusunda ozel ihtisas yapmis bir avukat. Bir sonraki karisi da ayni avukati tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; MALI hasta filan degil, o sohret ve para simarigi...Yaptigi onca capkinlik, kadinlari oyalama…”Param var, hepsine de bakarim” havalari… Adam, duramiyorsun, her tip kadini denedin. Sessizini, gencini, ilk genclik askini, cadisini, en ideal gorunenini...Sana gore degil evlilik iste... Anla artik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerinin ona haddini bildirmesi gerekiyordu…Belki Tugba'ya odedigi tazminat, onun gibi bir kadin avcisinin evlenmemesi gerektigini, zaten uc cocugu olan 50 yasindaki bir adamin en azindan cocuk yapmasinin anlamsiz oldugunu, cunku bir sonrakinin servetinin yarisini isteyebilecegini, anlamistir umarim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1209602679735766694?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1209602679735766694/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1209602679735766694&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1209602679735766694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1209602679735766694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/03/mehmedali-bey-zor-durumda.html' title='Mehmedali Bey Zor Durumda'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6023884680593331448</id><published>2010-03-21T21:48:00.022Z</published><updated>2010-03-27T23:39:48.928Z</updated><title type='text'>Amsterdam Uzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/S6aefzX22JI/AAAAAAAAAHQ/6JjOYiAriYI/s1600-h/Vincent_van_Gogh_%25281853-1890%2529_-_Wheat_Field_with_Crows_%25281890%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/S6aefzX22JI/AAAAAAAAAHQ/6JjOYiAriYI/s320/Vincent_van_Gogh_%25281853-1890%2529_-_Wheat_Field_with_Crows_%25281890%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451218668181969042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eski bir arkadasim Amsterdam'da toplantim var dedi...Hafta sonu sen de atlayip gelsene, birlikte gezeriz dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok kisa bir zamanda organize ettik. O toplantisini bitirdigi gun, ben de Amsterdam'daydim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sehir bende  cocukken Hansel ve Gratel'deki biskuvi evinin uyandirdigi hisleri uyandirdi. Sanki bir masal sehri...Ayri bir havasi var. Amsterdam sadece cilginlik yapmaya gidilecek bir sehir degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere mimarisi ve kanallar sehre ayri bir hava veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Leidsplein'de, sehrin eglence merkezinde kaldik.  Benim kocaman gozlu arkadasimin gozunden hicbir sey kacmadi. Bir yer ismi olsun, ben bakarim gormem, ama o, o kadar tabela icerisinden sip diye aradigimiz yeri bulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guzel bir yemek yedik. Ikimiz de Italyan yemegi seviyoruz. Daha sonra da "ne salagiz niye kustuk ki universitedeyken..." dedik... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van Gogh Muzesi'nde neredeyse butun gunumuzu harcadik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam 27 yasinda filan resme baslamis. ilk yaptigi Natur Mont oyle farkli ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ressam olmadan once, din adami olmaya kalkmis...Ancak daha sonra vazgecmis. Kardesi de galericilik isindeyken, Van Gogh'u resimle ilgilenmesi icin ikna etmis.Elbette,  Van Gogh'daki cevheri ogretmeni de hemen fark etmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van Gogh  cogunlukla abisine yazilmis bir suru mektup yazmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu zamana kadar, Van Gogh'un biraz avare bir sanatci olarak lanse edilmis. Ancak mektuplarindan yola cikan arastirmacilar, aslinda Van Gogh'un cok disiplinli bir sanatci oldugunu one surmusler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amsterdam resimleri, sehrin havasindan dolayi karanlik, kasvetli...Ancak Amsterdam Van Gogh cikartacak kadar guzel bir sehir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris resimleri daha aydinlik, daha canli...Artik kardesinin canli resimler yapmasi konusundaki israrlarina mi dayanamamis, yoksa hava daha guzellestigi icin mi bilmem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek kardesin, Van Gogh'un hayatinda buyuk bir yeri var. Dogru duzgun para kazanamazken, kardesi onu destekliyor. Van Gogh oldukten 6 ay sonra erkek kardes de olmus. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van Gogh'u dunyaya tanitan ise, erkek kardesin karisiymis. Kadin butun hayatini, Van Gogh'u tanitmaya adamis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resimlerine bakinca, icim urperiyor. Bu yetenek Tanri'dan geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkinda daha fazla bilgi edinmek icin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Vincent_van_Gogh"&gt;http://en.wikipedia.org/wiki/Vincent_van_Gogh&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Sex Museum:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada cok gulduk. Cok eglenceli bir yer... Garip sesler cikartan maketlerle dolu. Sado-mazo resimlerinin bulundugu bir sergi de vardi. Insan ruhunun ne kadar deli olabilecegininin bir kanitiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coffee Shops: Amsterdam'da esrar serbest ve bu coffee shop dedikleri yerde satiliyor. Ne kadar ilginc ama yerliler buralara lise ogrencisiyken gelip, deneyimde bulunuyorlarmis. Amsterdam'da uyusturucu kullanimi, yasaklanan Ingiltere ve Avrupa ulkelerine gore cok daha dusukmus...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Red Light District'in bir numarali mudavimleri Ingiliz Turistlermis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sex shoplar da ayriyetten cok komik...Bir insanin aklina hayaline gelmeyen, cogu zaman bu da nasil bir sey boyle diyebileceginiz  bir suru sacmaliklar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Live Sex Show&lt;/strong&gt;: B&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizle beraber  bir suru kadin vardi. Burada rahatsiz edilmiyorsunuz...Cunku adamlarin size bakmak akillarina gelmiyor.  15 dakikada bir gosteriyi degistiriyorlar. Onlari seyretmek, sirkte maymun seyretmek gibi birseydi...BIr insan bunu nasil yapar diye dusunduk...Para kazanmak icin baska seyler de yapabilir. Sanirim zevk aldiklari icin yapiyorlar...Cogu gosteri de komedi amacliydi. Bir dominatrix sahneye cikti.Once cok sumsuk bir adami sahneye cagirdi. O gelmeyince baska bir sumsugu sahneye cikardi.Ondan sonra da cocuga yApmadigini birakmadi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baska bir gosteriye "Banana Show" iki kiz gonullu oldu. Kizlarin medeni cesaretine inanamadim. Kadin muzu munasip bir yerine soktu, sonra da sahnedeki gonullu herkesi muzun oteki ucundan bir isirik almaya cagirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rijks Museum:&lt;/strong&gt; Burada Amsterdam'in tarihinden bahsediliyor.Ilgi cekici bir muze...Dolastikca bu sehrin bir cok ressama nasil ilham verdigini goruyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nehir Gezisi:&lt;/strong&gt; Otelimizin onunden bir tur kalkiyordu. Turun sonunda uyuyakalmaktan korktuk cunku tekne tatli tatli sallaniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Flower Market&lt;/strong&gt;@ Lalenin Turkiye'den geldigini Hollandalilar da kabul ediyormus. Her yer rengarenkti. Havalar isininca tahmin bile edemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sehirde herkes bisikletle dolasiyor. 2. dunya savasindan kalma bir aliskanlik...Ulkeye benzin ambargosu koyulunca, otomobil yerine bisikletle dolasmislar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksicilerin cogu Turk...Bir tanesi bindigimiz andan itibaren Amsterdam'dan nasil nefret ettigini anlatti durdu. Ben cevap bile vermedim. Boyleleri Turkiye'ye donse, orada da nasil sikayet ederler. TR'de yasamanin ne oldugunu bilmiyorlar. TR deki ler de Avrupa'da yasayinca, insanin hayati kurtuluyor zannediyor.  Birinci dunya ulkesinde yasamanin bazi avantajlari olabilir, ama hayat buralarda da hic kolay degil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde rahatsiz edilmedik.Sadece iki sarhos Italyan  bizi rahatsiz ettiler...Onlara da devam ederseniz polis cagiracagiz dedik. Cektiler gittiler. Gece gec vakitte kadinlar tek baslarina bisiklete biniyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kumarhane:&lt;/strong&gt; Otelin tam karsisinda kumarhane vardi. Ben 10 euro kaybettim. Yanimdaki bir Arap turist deli gibi oynuyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Puccini:&lt;/strong&gt; Kahvalti muhtesemdi. Yazarken bile agzimin suyu akiyor. Iki gun ust uste orada yemek yedim. Sandovicleri de cok guzeldi. Yanima da yolluk yaptim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIr daha gider miyim Amsterdam'a? Evet...Ne zaman? Arayi cok acmam herhalde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6023884680593331448?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6023884680593331448/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6023884680593331448&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6023884680593331448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6023884680593331448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/03/amsterdam-uzerine.html' title='Amsterdam Uzerine'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/S6aefzX22JI/AAAAAAAAAHQ/6JjOYiAriYI/s72-c/Vincent_van_Gogh_%25281853-1890%2529_-_Wheat_Field_with_Crows_%25281890%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2886993493930148603</id><published>2010-02-28T14:36:00.009Z</published><updated>2010-03-07T16:35:59.568Z</updated><title type='text'>Vukuat Var</title><content type='html'>Cumartesi Gunu sabah saat 8'de evime bes dakika mesafedeki alisveris merkezinde calistigim sirketin Kariyer Gunu tanitimi icin gorevliydim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem bunu duyunca "is icat etmissin" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak annem bilmiyor ki, ben boyle geyiklerden gizli gizli cok zevk alirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insan Kaynaklari Muduru ile standi kurduk. Biraz sakar oldugum icin, standi deviririm diye korktum. Allahtan mekanik seylere kafam basar, standin hemen nasil kurulacagini kavradim ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra, beklemeye koyulduk....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah erken saatlerde buyukanneler ve buyukbabalar vardi. Her milletten, buyukanne ve babalarin tepkileri ayni oluyor. Bizim yanimiza yaklasiyorlar, "torunum X bankasinda calisiyor, isinde cok mutsuz, acaba sizin sirketinizde sansi olur mu?"&lt;br /&gt;"Tabii olur, carsamba gunu karier gunumuz var", bekleriz diyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen detaylari aliyorlar, Uzun gunlerinin en buyuk ugrasi, "i can't get no satisfaction"ci torunlarina kariyer gunumuzun detaylarini bildirmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimisi alisveris merkezindeki bilmem ne dukkanini soruyor, ya da bizden tren saatlerini ogreniyorlar.Bazisi da trenlerden sikayet ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10:30'a dogru evli ve cocuklular alisveris merkezini dolduruyor. Cocuklar verdigimiz kalemleri seviyorlar,ozellikle de brosurlerimizin ustunu karalamayi daha cok seviyorlar.Bunun uzerine karaladiklari brosurleri onlara veriyorum.Bir tanesi, kendi karaladigini degil, temiz olan baska bir brosuru tercih etti. Her ikisini de ona verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba hemen cocuga atiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Did you say thank you?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sari kivircik topac kafa-kirmizi elma yanak bana thanks diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ISte bu yasta her laflarinin sonunda thank you ve please ogretiliyor. (Ama hisst cocugum napiyosun, brosuru karalama demek yok)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarim gun gorev aldim ve standin yanindaki Mango magazasi beni kendine miknatis gibi cekiyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cilgin Insan Kaynaklari Muduru'muz hirs yapmis, ozellikle acelesi olanlari durdurmaya calisiyordu.  Ben acelesi olan insanlari durdurmaya calismadim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada Avustralyali bir arkadasla 20 dakika kahve molasi verdik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son 4 sene once ailesini gormus. O zaman halime sukrettim, sabah evimden cikip, aksama annecigimin yaninda olabildigim icin...Avustralyali olsaydim, yaz cocugu degil, kis cocugu olacaktim.Bunu bilmek cok garip geliyor.15 agustos yaz gunudur, yapiis yapis terlerim...Iyi ki yazin dogmusum ama...Karlar altinda bir dogum gunu kutlamak garip olurdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kariyer Gunu:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kariyer Gunu'nde de gorev aldim. Tam 340 kisi gelmis.  Gorevimiz ziyaretcilerin sirketle ile ilgili sorularini cevaplamak...Bazisi cok alakasiz birsey zannederek gelmis,bazilari da cok hevesliydi.Ilk basta nasil baslayacagimi bilemedim, daha sonra basvurduklari pozisyonlarda ne is yapacaklarini aciklamayi uygun gordum. Onlarin daha onceki is tecrubelerine gore, hangi pozisyon icin sansi olduklarini soyledim. Yalniz C.V. toplamamizi istemediler. O yuzden de kimsenin C.V.sini almadim.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gunun sonunda biraz yorgundum, bizim ofiste de her yer birbirine benzer. Biraz dikkatsizligime geldi. Erkekler tuvaletine girdim ve surekli calistigim managerlardan biri tam is ustundeydi. "Oh Shit" deyip, nasil kactigimi bilemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamcagiz hic bozuntuya vermedi. Yalniz, tuvalette baska birisi daha varmis. Yanima yaklasti; "Palton da pek guzelmis" dedi.  Ben de tesekkur ettim. Sonra da devam etti: "az once ayni paltoyu giyen birisi erkekler tuvaletine daldi" diye geh geh geh gulmeye basladi. Sonra bunu, gittigimiz bardakilere soyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala cok ama cok utaniyorum. Hem kendime cok guldum, hem de niye boyle sapsalliklar yaptigimi dusundum durdum...Ancak boyle seyler yapinca hayat daha bir komik oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2886993493930148603?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2886993493930148603/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2886993493930148603&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2886993493930148603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2886993493930148603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/02/vukuat-var.html' title='Vukuat Var'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8152583350991269730</id><published>2010-02-24T21:45:00.012Z</published><updated>2010-02-28T14:24:33.811Z</updated><title type='text'>Kitap-Film-Bafta</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kitap:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;The Other Hand Chris Cleave (Nam-I Diger Kucuk Ari)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Other Hand Turkce’ye Kucuk Ari diye cevrilmis.Bu baslik  kitabin havasini biraz sondurmus. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Other Hand’in bas karakterleri biri Afrikali digeri Ingiliz olmak uzere iki kadin… &lt;br /&gt;Kitap Nijerya ve Ingiltere'de geciyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nijerya’da petrol sirketleri tesis yapmayi dusundukleri alanlarda yasayan koyluleri koyleri bosaltmayinca adam tutup oldurtuyorlarmis. Nijerya hukumeti de bu duruma hic sesini cikarmiyormus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap afrikali bir kadinla batili bir kadinin yasadigi sorunlari da ustaca kiyasliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okurken aklima su soru geldi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan hic tanimadigi biri icin, ne kadar fedakarlik edebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gercekten iyi bir insan olmanin olcusu, tanimadigin birinin hayati icin kendinden fedakarlik etmek midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabin bir yerinde Afrikali bas karakter: “Benim hayallerim, gelecegim, gecmisim, buyukannemin bilgeligi, hepsi sizin (Batililarin) arabalarina benzin olmak icin ya da evlerinizi isitmak icin harcaniyor.”  diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da fazla anlatmiyorum, Kucuk Ari’yi okuyun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ali ile Ramazan/ Perihan Magden&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perihan Magden kose yazilarinin birinde su siralar yazdigim roman beni cok yordu diye yazmisti.O zaman anlamamistim. &lt;br /&gt;Ancak “Ali ile Ramazan’I “ okuyunca, o zaman onu niye yordugunu anladim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok yalin. Lafi uzatmadan, cok carpici ve bu sefer sapka cikariyorum, edebi degeri de olan bir kitap yazmis. Iki Genc Kiz'a biraz benziyor ancak o kitapta cinsellik yoktu.Burada oldukca yogun bir sekilde var. Kisa ancak cok kafa yorulmus bir kitap. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perihan Magden'in saga sola satasmasindan cok hoslanmiyorum. Kose yazilarini zevkle okurdum ama bazi konularda kulaktan bilgiye sahip oldugunu dusunurdum.Sanki oturmus, iki dakikada yaziveriyormus gibi.Kalem akici olunca hersey okunur oluyor ya...O da bunu biliyor ancak yazarken cok da arastirmiyormus gibi gelirdi. Ali ile Ramazan hic kulaktan dolma bir kitap degil neyse ki...Biraz Doris Lessing havasi gordum. Yalin, direkt onemli noktaya isaret eden bir kitap...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Film:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;The Princess and the Frog.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer prens ve prenses zenci…Ve cok sekerler. Klasik Kurbaga Prens masalindan biraz farkli.Bu arada ben hayatimda oyuncak almadim. Su anda evimde kocaman yesil bir kurbaga ve sisko bir timsah duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurbaga’min bir adi var, ancak buraya yazamam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;A Single Man&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Baftalar gecen hafta ilan edildi.Colin Firth buradaki roluyle odul almis. Ben filmi o kadar begenmedim. Colin Firth gay bir ingilizce edebiyat profesorunu canlandiriyor… Filmi cok fazla tutmamamin nedeni homofobik bi salak degilim sadece filmin boyle agir temposu vardi.Bir de adam partnerini kaybettigi icin cok uzgun, neredeyse olmek istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa “En fazla bir yil surer yirminci (artik yirmi birinci) asirlarda olum acisi….Nazim Hikmet bunu 90 yil once demis.. Olenle olunmuyor…Bu bir gercek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bafta: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN iyi film ve yonetmen odullerini Kathyn Bigelow almis. Avatar’a fark atti.Bu neden mi onemli? Cunku Kathyn Bigelow James Cameron(avatar’in yonetmeni)’un eski esi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carey Mulligan (Buraya daha once yazdigim An Education filmiyle Meryl Streep ve daha bir suru guclu rakibini yenerek BAfTA’yi evine goturdu. Carey Mulligan, sanki oyuncu olmak icin dogmus biri...Bence yetenegi allah vergisi...Ayri bir isigi var...Oscar'i da kucaklarsa, sasirmam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur Odulu'nu Vanessa Redgrey aldi. Prens William odulunu verdi. Vanessa Redgrey'in annesi, babasi,esi, kizlari, torunlari hepsi cok unlu tiyatrocular. Onlar tiyatronun kraliyet ailesi. Gecen sene kizi Natasha Richardson'u Kanada'da bir kayak kazasinda kaybetti. Ancak kadin yine de torende cok canliydu. Prens William'la o 80 yasina bakmadan flort etti. "Annem olsaydi, bana Prens William'i dudagindan opseydin" derdi. Hos, o bunu Fransa'da bir odul toreninde yapmis, elbette Fransizlar bayilmis." dedi. Gectigimiz sene,  cok zor bir sene yasamasina ragmen, yasli bir kadin olmasina ragmen, cazibesi ve zarafetiyle isil isildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8152583350991269730?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8152583350991269730/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8152583350991269730&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8152583350991269730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8152583350991269730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/02/kitap-film-bafta.html' title='Kitap-Film-Bafta'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2061251276960205726</id><published>2010-02-24T21:43:00.011Z</published><updated>2010-03-27T22:53:41.445Z</updated><title type='text'>TURKIYE NEREYE KOSUYOR?</title><content type='html'>Daha once bunu yazdim mi bilmiyorum, beni Turkiye’de en cok rahatsiz eden, kulturel yozlasmaydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazilarmiz kendi kucuk dunyalarinda mutlu: Oyle ya; isleri tikirinda, yasam tarzi farkli olan insanlar onlardan uzak…Bir fanusun icinde hayatlarini surdurmeye devam ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de eger Turkiye’de yasamaya devam etseydim, fanusumda yasamaya devam edecektim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak hayatimda bir takim seyler oldu; Ingiltere'ye yerlestim.  Ingiltere’ye gelis nedenimin bu Turk toplumundan daralmamla alakasi yoktu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU noktadan sonra, gel zaman git zaman, ulkemi ve bati uygarligini kiyasladim durdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her  Turkiye ziyaretimde  kulturel yozlasmayla beraber, bir ahlak cokusune de sahit oldum: : “Butun evli erkekler, karilarini aldatir” inanisi o kadar yaygin ki… Kac kisiyle konustum, aldatmak bir erkegin hobisi gibi gorulmeye baslanmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele hele bu biraz para kazanan bir erkekse…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman niye karisina sadik kalsin ki…Canim erkegin elinin kiri…Aslinda bu onemsiz birsey….Sirf seks icin, rahatlamak icin aldatma aldatma degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son cumleyi daha gencken ben de dusunurdum… Ancak bu aldatma bu kadar dogal birsey olsaydi, aldatilan ve yakalayan insanlarin “sirf seks icin aldatilsalar bile” ne kadar aci cektigini gorunce, o zaman bunun insanin dogasi degil, insanin dogasinin yozlasmasi olarak goruyorum. Erkekler “karilarini cok seve seve” baska kadinlarla aldatabiliyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye’de aldatmak spor olmus. Parasi olan evli erkek aldatir klisesi yayilmis…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu neden boyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cunku Turkiye’de kadin erkek herkes zengin adamin/kadinin pesinde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler icin zengin olmak daha onemli cunku kadin es secmede daha cok temel ihtiyaclarina gore karar veriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun icin, sirf erkekleri sorumlu tutmamak lazim.Kadinlar da zengin erkek tercih ediyorlar. Zengin diye yasli bir adamla birlikte olabiliyorlar. Ancak bunun asil nedeni ekonomik nedenler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye’de ortalama bir gelirle gecim sikintisi cekersiniz. O yuzden de zengin olmak cok onemli. Bu gelir dagilimdaki esitsizlik arttikca, toplumun deger yargilari da bu sekilde etkileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldatmanin bu kadar sik gorulmesi,toplumun  kadina verdigi degerle de alakali.Memleketim insanlari kadini ne kadar asagi goruyor. En egitimlisinden,  en cahiline Turk erkegi kafadan kadinlarin eksik cins, kafasiz cins oldugunu dusunuyor.“Erkek gibi kadin” deyimi bir kadina  iltifat ancak “Kadin gibi erkek” deyimi bir erkege hakaret…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokakta yururken bir “omuz atma” modasi cikmis. Taksim’de yururken tam 3 kere omuz atildim.  Bu ne demek? Kadinim diye, tek basina yuruyorum diye, baskin cins erkek tarafindan bir omuz’la sendelendiriliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye’yi yerip, Ingiltere’yi idealize etmek istemiyorum.Ancak ne yalan soyleyeyim, yukarida yazdiklarim Ingiltere’de rastlanan durumlar degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oncelikle  gozlemledigim Ingiliz erkekleri kadina Turklere gore, son derece saygililar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Is yerinde sizi sozleriyle taciz etmezler, bakislariyla taciz etmezler. Bunlari yapmaya calisan zaten “abaza” diye mimlenir. Kadinsiniz diye kucuk gormezler. Erkek olmak daha buyuk avantaj belki yukselmek icin…Ancak surasi bir gercek, amirin tacizi son derece nadir bir olay. 4 senedir, neredeyse 100% ingiliz ortaminda calisiyorum. Ingiliz erkegi, birkac simarik haric, cok efendiler. Turkiye’de calisirken, kendi basima gelmese bile, sozle tacize bir kac kere sahit oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecen gun beni hava alanindan almaya gelen taksiciyle konusuyoruz. Eski kiz arkadasi Polonyali’mis.Onu, bir supermarkette mudur olan bir adam ugruna terk ermis. Diyor ki, o adamin benden daha iyi maasi oldugu icin beni terk etti. Oysa Ingiliz kadinlari hoslanmadigi bir adamla sirf bir yerde bir isi var diye yataga girmez. Ancak adam anormal zengin olur, onu da bir sure kullanir ve atar. Gercekten de kadinlarinda erkek illa zengin olsun diye bir talepleri yok.Genelde birbirlerine denk oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiltere’de insanlar ortalama gelirle de gecinip giderler. Her gelir seviyesine uygun hayat standarti vardir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittigim spa’da ve kuaforlerde calisan 19-25 yas arasi butun kadinlarin bir Turkiye deneyimi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turk erkekleri ile ilgili hem fikirler: “Ulkeniz cok guzel ama erkekleriniz bi garip, sanki hic kadin gormemis gibi”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan degil ki dedikleri…Cunku onlar ulkelerinde bu sekilde ac gozlere, yapisik adamlara alisik degiller. Cunku ulkelerindeki erkekler cok genc yastan itibaren cinselligi yasadiklari icin, o gozu donmuslukleri yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrica etrafimdaki ingiliz erkekleri eslerine son derece saygililar. Esini aldatana da oyle “erkektir, elinin kiri” seklinde bakilmiyor. Bir kadin dekolte giyinince oyle gozlerini dikip bakmiyorlar. Zaten birini oyle suzmek, seyretmek bunlar cok ayip seyler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kadina saygi” dogu kulturlerinde cok yerlesmemis bir olgu....Batili kadinlarin da farkli sorunlari var. Ancak sokakta rahatsiz edilmiyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2061251276960205726?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2061251276960205726/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2061251276960205726&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2061251276960205726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2061251276960205726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/02/turkiye-nereye-kosuyor.html' title='TURKIYE NEREYE KOSUYOR?'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3927330438150315857</id><published>2010-01-31T20:40:00.015Z</published><updated>2010-02-01T20:57:20.598Z</updated><title type='text'>Sergi-Kitap-Film</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Sergi: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;National Portrait Gallery "Beatles to Bowie"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60'li yillarda, Ingiltere'deki populer muzik gruplarin album ve gazete resimleriyle o yillarin muzik tarihini anlatiyor..Gorulmeye deger. O donemlerin havasi farkli...Beatles'in, Rolling Stones'un ve bilmedigim bir suru grubun resimleri vardi.O donemden bu gune gelen klasiklesmis bir suru sarki var. Insanlar ozgurlesmeye baslamis.Kiyafetler, makyajlar cok ozgun... Gruplarin albumlerinin icinde verdikleri pozlar en az albumler kadar onemli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha once Portrait Gallery'e gidemememistim. Sergi haricinde de cok enteresan bir galeri. Manken Twiggy'nin genc kizligindan itibaren gunumuze kadar resimleri vardi.Kate Moss'la bile resmi var. 60'larin trend ikonuyla 2000 lerin trend ikonu yan yana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Film:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;The Road:&lt;/strong&gt; Viggo Mortensen'u yonetmenler soymayi cok severler.Bu filmin tek icacici kareleriydi.Onun disinda "dunyanin sonu" nun geldigi bir suru film seyrettim.Cekimler guzel tabii ki...Ancak yine de bahsedildigi kadar iyi degildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Precious:&lt;/strong&gt;  Bu Filmin yapimcisi Oprah Winfrey. Amerika'nin en guclu kadinlarindan biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Precious zenci, obez, annesi onu istismar ediyor, uvey babasi surekli tecavuz ediyor.&lt;br /&gt;Iyi yurekli ogretmeni (Beyonce) onu hayata donduruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol bol "Her seye ragmen yapabilirsin, hayat senin" mesajlari veriliyor. Iyilik perisi ogretmen o kadar pozitif biri ki..."Secret tarzi optimist hayat felsefesi Amerika'yi hala kasip kavuruyor. Amerikalilarin kulturlerinde surekli bu pompalanir. Elbette duygularin bir topluluk onunde patlak vermesi sahnesi vardi. Artik bu tarz Amerikan filmlerini seyretmekten kusacagim. Her seferinde bir daha Amerikan filmi seyretmeyecegim diyorum, her seferinde de yine gidiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cunku ben de optimizmin cazibesine katiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avatar'da da gercek dunyadan  bir kacis var.Ozurlu bir adam ancak uykuya daldiginda, ruyalarinda guclu kuvvetli bir adam ve gercek askini buluyor. Yasadigimiz hayata gore ruyalarimiz cok daha renkli. Ruyalar Avatar'daki gibi bizim gercegimiz de olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildigim tek birsey var:Pesimistlik hicbir ise yaramiyor.  Neden peki o zaman hala bu optimizm filmleri benim sinirimi bozuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cunku gercek hayattaki Precious'lar harcanirlar. Sefil olurlar.Ancak  bir tanesi belki siyrilir. Onu da seyrederiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3927330438150315857?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3927330438150315857/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3927330438150315857&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3927330438150315857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3927330438150315857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/sergi-kitap-film.html' title='Sergi-Kitap-Film'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4565194147000615621</id><published>2010-01-27T22:02:00.011Z</published><updated>2010-01-27T22:38:29.388Z</updated><title type='text'>Ask ve Ceza</title><content type='html'>Daha once belirttigim gibi, Turkiye’de dizi izlemezken, burada izlemeye basladim.Internetten indirmek iyi oluyor, sIkIlInca hemen ileriye sarabiliyorsunuz, reklam araligi da  yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir dizi varmis, annem seyret dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ask ve Ceza’da Nurgul Yesilcay oynuyor.Daha once de yazmistim, bence onun ayri bir isigi var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunum onumla degil, canlandirdigi karakterle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi bu hanim cok modern bir ortamda yasiyor. Nisanlisina “evlenmeden iliskiye girmem” diyor. Sebep: Babasina soz vermis, ablasi evlenmeden hamile kalinca kurtaj masasinda olmus.Hamile kalmamak icin, dogum kontrol haplari var, igneler var, spiraller var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani biraz daha tutucu bir ortamda yasasa, anlayacagim. Ancak nisanlisiyla iki senedir birlikte, adama boyle bir baski kurup,  ondan cinsel pehriz yapmasini mi istiyor? Hadi boyle bir istegi var diyelim, evlenmeden cinsel iliskiye girmiyor.Ancak bunu birlikte oldugu insanin da boyle yapmasini istemesine, ne hakki var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam da aslinda hic onem vermedigi kizin etrafindaki zillilerden biriyle yatip kalkiyor ve elbette basiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun uzerine kizimiz gidiyor, karsisina ilk cikan adamla yatiyor. Bak hele…Dengesize bak. Bakire bir insan, bunalima girip hemen tanimadigi adamla yatar mi? Onca yil tut kendini, sonra hic tanimadigin bir adam karsisinda sarhos ol, bunalima gir, cozul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aninda da hamile kaliyor. Millet senelerce dener, bizimki tek sIkImlIk kursunla hamile kalmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de is yerindeki patronu buna abayi yakmis. Bizimki hic yuz vermiyor. Adam oldum bittim diyor, bu adama kersi gayet ters.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir pazar gunu  aklina esip adama evet demeye karar verip, adamin evine gidiyor.  Adam da manken kizi eve bir sekilde atmis. Kiz cok asIlmIs ama iste evde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi, insan hic yuzvermedigi birinin evine pazar gunu telefon bile acmadan gider mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada hicbir sey yokken, adama “hepiniz aynisiniz” adi herif deyiveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ne bicim bir karakter. Ne bekliyor erkeklerden?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerci ulkemizdeki bekaret anlayisi hepimizi boyle garip ikilemlere sokmuyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su anda yasadigim toplumda boyle bir kavram hic yok. Yok boyle birsey yani.Sifir. (Ingiltere Avrupa’da teenage hamilelik konusunda bir numara). Sozum katoliklerden disari tabii ama hatirlatirim burasi protestan memleketi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi is arkadasim Scott’a; karinin evlenmeden once bakire olmasini bekler miydin diye sorsam, ne dedigimi algilayamaz. Hooo der? O derecede yok boyle birsey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gunumuzde "Turkiye Bakirelik Kavrami" sadece bir kandirmacadan ibaret. Bir genc kiz,  sirf o “son nokta” haric herseyi yapabiliyorsa, o zaman ne kadar bakire gercekten? Ancak bu tuhaf ikilem kanimca seneler boyu devam edecek. &lt;br /&gt;Musluman toplumlar tutucu.Belki onumuzdeki yuzyilda bu asilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ayni dizideki dogulu kayinvalide ayri bir olay. Kadin ortacag cadisi bir tip.Ancak cok iyi oyuncu.Gece ruyama girse, korkarim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4565194147000615621?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4565194147000615621/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4565194147000615621&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4565194147000615621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4565194147000615621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/ask-ve-ceza.html' title='Ask ve Ceza'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-11133526742983852</id><published>2010-01-24T21:06:00.004Z</published><updated>2010-01-24T22:29:39.151Z</updated><title type='text'>Fransa Carsafi Yasaklamis</title><content type='html'>Esitlik, ozgurluk, kardeslik ulkesi Fransa, carsafi yasaklamis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogru mu yapmis?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger inanc ozgurlugu varsa, insanlarin kendi inancini ifade edis sekli biz mantikli bulmasak bile kendilerini bastan asagi kapatmaksa, bunu yapmaya ozgur olmalilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyle degil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bastan asagiya bir kadini kapatmanin nesi ozgurluk? Kadinin kimligini tamamiyla kaybetmesi, yeryuzunde kapkara bir golge gibi dolasmasi mi ozgurluk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara carsaf onlarin hic rahatsiz edilmeden dolasmasini sagliyormus. Oyle diyorlar gerci...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa'nin boyle  bir yasak koymasinin asil nedeni son yillarda Avrupa'daki musluman nefretinden dolayiymis gibi geliyor.Ancak carsafin hic kimseye ozgurluk sagladigina da inanmiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-11133526742983852?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/11133526742983852/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=11133526742983852&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/11133526742983852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/11133526742983852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/fransa-carsafi-yasaklamis.html' title='Fransa Carsafi Yasaklamis'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8308592053603204768</id><published>2010-01-22T20:05:00.018Z</published><updated>2010-01-24T22:38:11.487Z</updated><title type='text'>Bir turlu uyanamadim</title><content type='html'>Bir gun once spora gittim, sonra gece 1 bucuk  gibi yattim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trenimi kacirdim. Sabahlari cok sallaniyorum, o yuzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki trene binmek icin platform degistirmek icin merdivenlerden inmeye basladim.Orta yasli bir kadin merdivenleri siliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana dondu “biraz once, merdivenlerin sagina "buradan yurumeyiniz" uyarisi koymama ragmen,bir adam yurudu. Beni hic umursamadan, elindeki kahveyi doke doke gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadin ne kadar uzgundu.Bana da onun istemedigi yerden gecmedigim icin minnetardi. Takdir etti beni.Ben de sabah sabah hic yoktan takdir aldigim icin cocukca sevindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzulme, aptallar her yerde var dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama dedi, bak sen yabancisin, Sen kurallara uyuyorsun da o terbiyesiz niye uymuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Once hic yoktan takdir edildigim icin sevinmistim.&lt;br /&gt;Oyle ya, kurallara uyup, kadincagizi sinirlendirmemistim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak  iki kere takdir edilmemin nedeni, yabanci olmama ragmen kurallara uymamdan dolayiymis.(Vay Aferin Bana)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet kurallara uyarim, sirf "gecilmez" tabelalarina degil, toplum kurallarina da uymak icin caba gosterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sirada beklemek,saygili olmak, soz kesmemek, tesekkur etmek...Direkt insanlarin gozune bakmamak...Konusurken, devamli alcak gonullu olmak...Birisinin yuzune karsi alay etmeyip, arkadan konusmamayi yadirgamamak (bu en zoruydu)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIr "yabanci" olarak; bu ulkenin yaziya dokulmemis kucuk toplum kurallarina dikkat ettim..Hemen anladim onlari.Etrafimdaki insanlar  dusman degiller, Turk diye gizli gizli benden nefret etmiyorlar. Sadece, farkli tepkileri anlamayabilirler. (farkliliga pek kafa yormazlar).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak elbette yuzume bakinca ilk gordukleri bir foreigner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendimi artik oyle gormuyorum gerci...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8308592053603204768?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8308592053603204768/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8308592053603204768&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8308592053603204768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8308592053603204768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/bir-turlu-uyanamadim.html' title='Bir turlu uyanamadim'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8822347003408090314</id><published>2010-01-22T20:03:00.006Z</published><updated>2010-01-24T22:04:44.820Z</updated><title type='text'>Zayiflik Trendi Uzerine…</title><content type='html'>Sex and the City 2 nin tanitimlarini izledim. Bizim kizlar yine ayni zamanki gibi, yalniz tek bir fark var:  Suzulmusler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90 li yillardaki bolumlerinde, bugunun sartlarina gore kilolu sayilabilirler…Sadece onlar mi bu kadar zayiflayan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerde, dergilerde gordugum herkes incecik… Birakin sismanligi, hastalikli bir zayifliklari var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirsiz yemek yemek hos birsey degil ancak insanlari zayifliga zorlamanin da bir alemi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devir sismanlardan nefret devri…Guya podyumlarda sifir beden mankenler yasaklaniyor. Bazen boyle haberler cikiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koskoca bir yalan…. Is kadinindan modeline, oyuncusuna kadar herkes zayifliyor.Herkes ac.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazilari bunu itiraf ediyor, bazilari da benim bunyem boyle diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalana gel…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiltere’de insanlar pek dis gorunus odakli degiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye’deki insanlar daha bir sekilci. "Kilo almissin. Kilo vermissin. Sacin neden fonsuz? Fonsuz sokaga cikamam v.s." Nasil istersek oyle gorunmeliyiz. Toplum baskisina gore degil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok onemli bir kadinin nasil gorundugu..Cok onemli.. Cok…Hatta en onemli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dunyada zayif olma trendi hastalik gibi yayiliyor. Meshur Avatar filmine dikkat edin. Mavi yaratiklar  aslinda tam bu cagin guzellik normlarina uyuyor. Pandoralilar cok uzun boylular, incecikler, elmacik kemikleri cikik. Iskeletlerini sadece ince tabaka bir et kapatiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu donemin en guzel kadinlari inanilmaz zayiflar, kemikleri sayiliyor. (Bkz. Angelina Jolie, Turkiye'den Beren Saat)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemege odakli yasamak guzel degil ancak yemek yemek temel bir ihtiyac ve ac yasamak cok zor. Bakalim  daha ne kadar bu boyle devam edecek?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8822347003408090314?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8822347003408090314/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8822347003408090314&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8822347003408090314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8822347003408090314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/zayiflik-trendi-uzerine.html' title='Zayiflik Trendi Uzerine…'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4455864539141508308</id><published>2010-01-13T20:04:00.004Z</published><updated>2010-01-13T20:24:08.466Z</updated><title type='text'>BBC KASAPLARI</title><content type='html'>BBC 6 kisi bulmus. Bu alti kisi, bir hayvan ciftliginde sectikleri hayvanlari kesip, her turlu islemden gecirip, uzerine de afiyetle yiyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulaklarima inanamadim: Ulan programa gel!!! Yani amma sIkIcI bu Ingilizler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak sonra seyretmeye basladim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alti gonulluden, bir tane zenci bir kiz vardi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayet duyarsizca, "Nolucak alt tarafi hayvan, keserim ya, yerim de, o hayvanlar benim guzel yemek yemem icin varlar." deyiverdi...Tam bir kalin kafali...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iki tane de vegan katilmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tanesi "Belki hayvanlarin aci cekmeden oldugunu gorursem, yeniden et yemege baslarim o yuzden katildim, bakalim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oteki neden katildigini aciklamadi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok garip... Hayvan ciftligindeki bu zavalli hayvanlar, bir gun oldurulmek ve kesilip yenmek uzere dunyaya geliyorlar, buyutuluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir canlinin hayatina son vermek cok garip. HIc bir kosulda yapamazdim. Ancak BBC nin kasap adaylarinda "yiyorsun iyi de, oldurunce mi suclu oluyorsun" mentalitesi vardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk processler, oldurme, kanin akitilmasi ve derinin yuzulmesinde veganlar fena oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Digerleri de kotu oldu, ancak hayvanin eti yemek olarak hazirlaninca daha iyi hissettiklerini soylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veganlardan biri cildirdi: Inanamiyorum size, ayni canli, az once kani akitilirken fena oldunuz. Simdi ise daha iyiyiz diyorsunuz.Anlasalir gibi degil dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tanesi tavugun boynunu kirarak oldurdu. Yemege hazirlarken, "bu tavugu ben hazirladim, kendimle gurur duyuyorum" dedi. &lt;br /&gt;Bunun uzerine vegan "bir can aldin, bunda gurur duyacak ne var, siz nasil insanlarsiniz" dedi. Kadin da "ben etik olarak karsi degilim" diye cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programin sonunda iki vegan da yoktu.Ben vegan olamam, ancak et tuketimini azaltmaya karar verdim. &lt;br /&gt;Et yemeyen insanlar bence daha gelismis insanlar...Cok daha ahlaki yonden duyarlilar.Onlari takdir ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keske ben de yemeyebilsem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yazarken de utanmadan aldigim kuzu pirzolalari pisiriyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4455864539141508308?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4455864539141508308/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4455864539141508308&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4455864539141508308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4455864539141508308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/bbc-kasaplari.html' title='BBC KASAPLARI'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4103908379481715822</id><published>2010-01-13T19:31:00.007Z</published><updated>2010-01-13T20:36:28.351Z</updated><title type='text'>Orhan Pamuk Bey London'da</title><content type='html'>Masumiyet Muzesi Ingilizce'ye cevrildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Pamuk Bey (bazi romanlarinda boyle bahseder kendinden) romaninin tanitimi icin, Royal Elizabeth Hall'a geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere salon doluydu. Orhan Pamuk okunmuyor, kimse birsey anlamiyor diyen arkadaslar: Haksizsiniz. Turkiye'de boyle genel bir inanc vardir cunku insanlarin kitap okuma aliskanligi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosnali bir kiz bile salonda soru sordu, fransiz aksanli baska birisi de soru sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birakin taninmamayi, adama herkes sapka cikariyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Pamuk Avrupalilara hic de soylenildigi gibi yuz vermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roportaji yapan kadin Masumiyet Muzesi'ndeki bas karakter Kemal'e "Takintili" diyecek oldu. Cevap "Avrupa basini boyle etiketlendirdi kahramanimi ancak bunda haksizsiniz. kahramanim normal biri, ben asik olunca insanin ne hale gelecegini yazdim,kahramanim saglikli bir insan"&lt;br /&gt;Baska bir soruda:&lt;br /&gt;"Romanimi size tercume etmemi mi bekliyorsunuz".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye Avrupa Birligi'ne girecek mi?&lt;br /&gt;-Avrupa Birligi'nin hangi ilkeler uzerinde kuruldugu ile alakali.Hristiyan birligi ile dusunuluyorsa, zaten hic sansi yok. &lt;br /&gt;Ancak, egalite, fraternite, liberte ilkelerine dayaniyorsa, o zaman girmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten cografi konumu acisindan Avrupa'da topraklari var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben romanimda yazdigim insanlari -hi hi seni gidi taklitci olarak yorumlamiyorum, ben gorduklerimi yaziyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Imzalama isini de cok cabuk halletti. Sira cok cabuk ilerledi-Eh ne de olsa bir Turk-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam seri uretime gecmis gibi, kafasini kaldirmadan imzaliyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabinizdan cok etkilendim dedim, o zaman kafasini kaldirdi. Bundan mi, etkilendiniz, eh fena degildi dedi. (FENA DEGIL MI, NASIL FENA DEGIL? BIR SAHESER)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Pamuk'un biraz kelimeleri uzatarak bir konusma tarzi var. Bu da Ingilizce icin bir avantaj. Iyi, akici bir ingilizcesi var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bir edebiyat dehasi...Kisiligi umrumda degil, ne demis, ne dememis...Cunku o kadar muhtesem bir yazar ki, digerlerinin hicbir onemi yok...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4103908379481715822?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4103908379481715822/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4103908379481715822&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4103908379481715822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4103908379481715822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/orhan-pamuk-bey-londonda.html' title='Orhan Pamuk Bey London&apos;da'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3023459877977330691</id><published>2010-01-05T22:29:00.014Z</published><updated>2010-01-07T22:43:38.602Z</updated><title type='text'>Abbas'i kim Ihbar etti..</title><content type='html'>Ortaokuldayim... Azgin bir sinifta okuyorum. Ozellikle fen dersinin hocasina tahammulumuz yok...Artik onun dersinde iyice kuduruyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sinifin bir Abbas'i vardir: Abbaslar sinifa porno dergi, prezervatif v.s. getirirler ve sinif arkadaslarini yetiskinler dunyasiyla tanistirmaktan kivanc duyarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Abbas, arkadasiyla iddiaya girmis.50 lira karsiliginda sinek yutmus...Kizlarin eteginin altina bakarmis. Azgin surat ifadesiyle dolanir dururdu...Siritik siritik dolasirdi.Sinifin en uyanik cocuguydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en buyuk devrimini yapti... Okula en hardcorundan bir porno dergi getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Once tenefuste kizli erkekli hep beraber bir grup baktik...O sirada kizli erkekli bakmakta bir sakinca gormuyoruz cunku erkekler de en az kizlar kadar saskinlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uc farkli tepkiye sahit oldum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadasim bagirarak kacti ve igrenc dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ve o zamanki gozdem hicbir yorum yapmadik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baska bir kiz arkadasim "Benim o resimler hosuma gitti" dedi. Gercekten hosuna gittigini sanmiyorum ama farklilik olmaya calisan bir karakterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra fen dersinde o dergi elden ele dolasti...Kiz erkek, hepimiz inceledik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abbas da verdigi hizmetten gurur duyuyordu.Siritik siritik dolasiyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havasi birkac gun surdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ta ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mechul bir isim, Abbas'i sikayet etti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cantalarimiz arandi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakincali dergi o zamanki mudur yardimcimiz Ahmet Bey'in eline gecti...Abbas direkt bir odaya cekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dondugunde salya sumuk agliyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yuzsuz, minik ama azgin ifadesinden eser kalmadi.Yine cocuk yuzlu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hickiriklar icerisinde "Zaten hersey beni bulur" dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep dusundum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seneler boyu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abbas'i kim ihbar etti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadasim Eda bicir bicir bir kizdi...O kadar ciciydi ki, bizlerin aksine o resimlere bakmamisti bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zamanki sicakligi ve detayli anlatimciligiyla mutfakta ona binbir cesit yemek hazirlayan Ayse Teyze'ye gunun onemli olaylarini anlatti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayse Teyze, sessizce dinledi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yillar sonra, Eda'ya "Hep merak etmisimdir, Abbas'i kim ihbar etti" diye sordugumda; utana sikila onu ihbar edenin annesi olabileceginden suphelendigini soyledi. Bir yandan da bu olaya istemeden sebep oldugu icinse rahatsiz oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben sadece, her zamanki gibi, okulda olan biteni anlattim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eda Ayse Teyze'ye ne zaman bunu sorsa, Ayse Teyze hep es gecti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda da yakin zamanlarda ihbarcinin kendisi oldugunu itiraf etmis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEnim kafami senelerdir kurcalayan bu dava da boylelikle de kapanmis oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar Abbas'i ihbar edene kizmistim.Ancak Ayse Teyze en dogrusunu yapmis. Resimler, o yastaki cocuklarin kaldirabilecegi turden degildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3023459877977330691?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3023459877977330691/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3023459877977330691&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3023459877977330691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3023459877977330691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/abbasi-kim-ihbar-etti.html' title='Abbas&apos;i kim Ihbar etti..'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-308503759844522001</id><published>2010-01-05T21:57:00.008Z</published><updated>2010-01-06T21:42:14.998Z</updated><title type='text'>Donuslerin Acisi</title><content type='html'>Dondum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her donus ayri bir aci veriyor...&lt;br /&gt;Annecigim arkamdan el salladi. Ikinci defa baktigimda, pencerede degildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne seni cok ozluyorum, boyle cok zor oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni biraktikca uzuluyorum diyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama annem hicbir zaman insana duygu somurusu yapmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur mu kizim, senin orada bir hayatin var der...Hem burada olsaydin, arkadaslarinla gorusmeye firsatin bile olmazdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi sana eglenceli geliyor, cunku tatil icin geliyorsun der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Turkiye Izlenimleri:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaslarimdan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanri izin verirse hayatimin sonuna kadar gorusecegim sevgili dostlarimi gordugum icin cok mutluyum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiltere'de yasayinca ne ben onlari unuttum, ne de onlar beni unutmus. Kaldigimiz yerden devam ediyoruz. Sevgili dostlarimin hepsini gormeye vaktim olmadi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar benim gozbebegim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yegenim Nisan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O benim gozumun nuru...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatinin nasil basladigina en yakin sahit oldugum ilk bebek... Daha bebek haliyle, duru mavis bakiyordu. Yeni dogan butun bebeklerin gozleri sutlu mavidir ancak Nisan'inkiler masmaviydi.Hastanedeki diger bebeklerle kiyaslayinca, ablama mujdeyi verdim: Bu kiz mavis!!!&lt;br /&gt;Bebekken surekli etrafina bakip, dunyayi tanimaya calisirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu geldigimde onu uyutmaya calistim.  Uyumadi...Mavisler kapanacak ama dedim, o zaman o kivrik kirpikler ust uste bindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camuru bol, gunesi bol, yemegi bol, insanlari bi deli, insanlari umitsiz, gulmez, sabirsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak.... Halkim eglenir.Yilbasi goruntulerine bakarsiniz...Herkes yiyor, iciyor, gobek atiyor...Oh beee....Arada kavga goruntuleri de var ama o kadar da olacak...Ne de olsa, tutkulu insanlariz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En guzeli, Turkce sesler duymak... Turkcenin komikligini kullanabilmek...Bu konudaki  bir numara insan Murat'dir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-308503759844522001?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/308503759844522001/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=308503759844522001&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/308503759844522001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/308503759844522001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2010/01/donuslerin-acisi.html' title='Donuslerin Acisi'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2951674062348769388</id><published>2009-12-25T17:37:00.004Z</published><updated>2009-12-25T17:37:48.578Z</updated><title type='text'>MEVLANA'DAN..</title><content type='html'>Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. &lt;br /&gt;Işığı gördüm, korktum. &lt;br /&gt;Ağladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla ışıkta yaşamayı ögrendim.&lt;br /&gt;Karanlığı gördüm, korktum.&lt;br /&gt;Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladim sevdiklerimi. ..&lt;br /&gt;Ağladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamayı ögrendim.&lt;br /&gt;Dogumun, hayatın bitmeye başladığı an oldugunu;&lt;br /&gt;aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar oldugunu&lt;br /&gt;ögrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanı ögrendim.&lt;br /&gt;Yarıştım onunla...&lt;br /&gt;Zamanla yarışılmayacagını,&lt;br /&gt;zamanla barışılacağını, zamanla ögrendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanı ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler oldugunu...&lt;br /&gt;Sonra da her insanın içinde&lt;br /&gt;iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmeyi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra güvenmeyi...&lt;br /&gt;Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı oldugunu,&lt;br /&gt;sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kuruldugunu&lt;br /&gt;ögrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan tenini ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..&lt;br /&gt;Sonra da ruhun aslında tenin üstünde oldugunu ögrendim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evreni ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra evreni aydınlatmanın yollarını ögrendim.&lt;br /&gt;Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni &lt;br /&gt;aydınlatabilmek gerektigin ögrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmeği ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra barış için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini.&lt;br /&gt;Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, &lt;br /&gt;bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumayı ögrendim.&lt;br /&gt;Kendime yazıyı ögrettim sonra...&lt;br /&gt;Ve bir süre sonra yazı, kendimi ögretti bana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmeyi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra dayanamayıp dönmeyi...&lt;br /&gt;Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya tek başına meydan okumayı ögrendim genç yaşta...&lt;br /&gt;Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardım.&lt;br /&gt;Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektigine aydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünmeyi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra kalıplar içinde düşünmeyi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yikarak düşünmek&lt;br /&gt;oldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namusun önemini ögrendim evde...&lt;br /&gt;Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;&lt;br /&gt;gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el&lt;br /&gt;sürmemek oldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçegi ögrendim bir gün...&lt;br /&gt;Ve gerçegin acı oldugunu...&lt;br /&gt;Sonra kararında acının, yemege oldugu kadar hayata da &lt;br /&gt;lezzet kattığını ögrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının&lt;br /&gt;hayatı tadacağını öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.&lt;br /&gt;Olur ya ...&lt;br /&gt;Kalp durur ...&lt;br /&gt;Akıl unutur ...&lt;br /&gt;Ben dostlarımı ruhumla severim.&lt;br /&gt;O ne durur, ne de unutur ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEVLANA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2951674062348769388?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2951674062348769388/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2951674062348769388&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2951674062348769388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2951674062348769388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/12/mevlanadan_25.html' title='MEVLANA&apos;DAN..'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6178249818590086538</id><published>2009-12-15T20:10:00.011Z</published><updated>2009-12-19T10:09:03.583Z</updated><title type='text'>Tiger  Woods, Karisi ve Metresler Ordusu</title><content type='html'>"Dunyanin en guclu spor adami" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBC T Woods'un karisina ve cocuklarina zaman ayirmak icin golfu suresiz olarak biraktigini boyle anons ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam 33 yasinda...Tertemiz  bir imaji var.Bu imaj para basiyor.Cok zengin ve genc bir adamin, evliyken baska kadinlarla dusup kalkmasi pek de sasilacak bir sey degil. Sik olan bir sey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak imajin bu kadar temizse, dunyanin rol modeliysen, o zaman sagda solda dusup kalkinca bir haber degeri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Karim ve benim hayatimiz pek haber degeri tasimiyor, bizler cok sIKICIyiz" demis daha onceki bir roportajinda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artik boyle birsey diyemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim dikkatimi baska birsey cekiyor: Bir yanda, guzeller guzeli, mayo mankeni, sarisin mavi gozlu Isvecli bir es var. Kadinin annesi Isvec'in onde gelen politikacilarindan...Bu esin cok cici, cok kaliteli bir goruntusu var...O tam bir prenses. Her erkegin koluna takip, hava atabilecegi cok sik  bir aksesuvar gibi birisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ote yandan ise, metresler ortusu...Bu kadinlarin hicbiri Isvecli esten daha guzel degil...Tek bir ortak yonleri var: Hepsi cok seksi kadinlar. Erkeklerin hoslarina gidecek cinsten...Anlarsiniz ya...Hepsi aslinda sizden daha guzel olmayan, ancak  bir sekilde erkeklerin zaafi oldugu kadinlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiger da elbette genc ve zengin....Bu disi vampirellalar ordusunun hicbirine hayir diyememis. Doyamamis onlara....Daha daha daha demis... Eh tamam bir iki anladik, tek gecelik kacamak anladik, ama bu liste de ne boyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuc: Bir muddet gozden uzaklisalicak... Isvecli es onunla evli kaldigi ve ona destek oldugu surece senede 30 milyon dolar kazancak...Para kirgin bir kalbi teselli eder mi? Miktarina bagli....30 milyon dolar? HImmm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metresler de simdi televizyon kanallarini dolasiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sure sonra, Tiger guclenerek geri donecek. PR uzmanlari oyle diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En cok cocuklari bu olaylardan zarar gorecek.Onlar da umarim henuz olan biteni anlamiyorlardir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6178249818590086538?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6178249818590086538/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6178249818590086538&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6178249818590086538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6178249818590086538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/12/tiger-woods-karisi-ve-metresler-ordusu.html' title='Tiger  Woods, Karisi ve Metresler Ordusu'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-257093592395470248</id><published>2009-12-15T19:52:00.006Z</published><updated>2009-12-16T23:52:32.870Z</updated><title type='text'>Ingiliz Prototipi</title><content type='html'>Yas:58&lt;br /&gt;Egitim: 16 yasindan sonra school leaver.&lt;br /&gt;Kariyer:42 yildir ayni sirkette ve endustride calisiyor, o yuzden herseyi cok iyi biliyor ve "HICKIMSENIN DEDIGI DOGRU DEGIL, EN IYI BEN BILIRIM"ciligini surekli yuzunuze carpiyor.&lt;br /&gt;Ruh sagligi yapisi: Devlet sektorunde calistigi icin sik sik depresyona girebilip, aylarca calismayabiliyor. Ozel sektorde dehlerler. Ancak devlette calisinca, rapor alip, 6 ay calismayabilirsin.Maasin da tikir tikir yatar.&lt;br /&gt;Bizim sirkette arada bir insanlar "Stress Leave" aliyorlar. &lt;br /&gt;Medeni Durum: Hic evlenmemis. (Allahtan herhangi bir kadinin basini yakmamis)&lt;br /&gt;Tip tarifi: Bir karga ve bir baykusu ciftlestirmisler.Bu karga-baykusa 6 numara hipermetrop gozluk takmislar. Yalniz,gozler -ingiliz ya- elbetteki mavi...Surat ifadesi de oldukca aksi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba dedim, hic yuz vermedi. Ogrendim ki, megersem kadinlardan hic hoslanmazmis. Benden de hic hoslanmiyor. Bense onun suratina bakinca gulmemek icin kendimi zor tuttugumdan, konusamiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamla toplantimiz var. Hem de onun yarattigi sistemin yerine baska seyler onerecegiz. Onden bir saat arkadaslar toplanti yapiyorlar. Amac bu beyfendiyi ikna etmek... Ben pek ilgilenmiyorum,on toplantidan sivisiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra hep beraber toplantiya girdik. Birden bire firladi ve "Ben bugun burada toplanmamizin amacini aciklayayim, Peter (Benim pozisyonumun eski sahibi) kendiliginden birseyler icat etti, biz onun dediklerini kabul etmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamla uzlasmak mumkun degil. 42 yildir ayni sektorde. O yuzden kimsenin dedigini sallamiyor.Ne desen ondan bir "Nouw" sesi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karsi taraf, senin yarattigin sistemi ben kullanamiyorum diyor. Gene de nouw diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye'de olsa, birisi onu dover. Burada nezaketle tartisiyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sirket yeniden yapilandiriliyor, o yuzden sistemin degismesi gerekiyor, ama bir savasci, bir yorgun asker, kaninin son damlasina kadar savas vermeye devam ediyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-257093592395470248?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/257093592395470248/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=257093592395470248&amp;isPopup=true' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/257093592395470248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/257093592395470248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/12/ingiliz-prototipi.html' title='Ingiliz Prototipi'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-7186058779240397813</id><published>2009-12-06T21:32:00.008Z</published><updated>2009-12-06T21:40:18.938Z</updated><title type='text'>2010 a 25 gun kala...</title><content type='html'>2000 yilina Sedar Ortac'la dans ederek girmistim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cocuk degildim, ama biraz cocuksuydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yilinin benim icin en onemli yonu neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dusuneyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyle cok enteresan bir yere gitmedim (Bak bu kayip)....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu sene Pinar S. J. ile tanistigim seneydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi tanidim. Kendime donuk analizler yaptim.Ben etrafimi cok analiz ederim. O yuzden kendimi ihmal etmisim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi de kendime anlayis gostermeye calisiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 bana bunu verdi iste...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok cabuk geciverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta en onemli gorevimizin kendimizi korumamiz, kendi mutlulugumuzu dusunmek oldugunu algilatti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-7186058779240397813?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/7186058779240397813/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=7186058779240397813&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7186058779240397813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7186058779240397813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/12/2010-25-gun-kala.html' title='2010 a 25 gun kala...'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6472607896727807296</id><published>2009-11-29T01:04:00.009Z</published><updated>2009-11-29T23:05:17.907Z</updated><title type='text'>Yazar Hasta</title><content type='html'>Valla carsamba gununden itibaren uzerimde bir aliklik vardi.Birisi birsey diyor, anlamiyorum.Tekrar ettiriyorum filan...cok feci grip oldum. Ben ne zaman "maasallah pek bir saglikliyim. bana birsey olmaz" desem ertesi gun yataga civilenirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Griple beraber, anlayamadigim bir sekilde kustum. Bu biraz tehlikeli oldu tabii... Domuz gribi belirtileri bunlar... Ancak tek bir fark vardi: Atesim cikmadi. Ya da supermarketten aldigim termometre bozuktu.Midemi nane-limon yatistirdi da uyuyabildim.Iki gun ise gitmedim. Bugun biraz ciktim, ama yorgun dustum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi gunu de Turkiye'den aldigim "Gunesi Gordum" filmini izledim. Oskar aday adayi olmus...Himmm....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahzun Kirmizigul deyince aklimda doksanli yillardaki "Bebegim Benim" adli sarkisina cektigi klibindeki o komik hareketleri gelir. Pek de begenmedigim sesiyle "bebegimmm beeeeniiimm" diye cirlayan bir adamdi. Sarisin mavi gozlu bir kiz da acemice dans ederdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir Seda Sayan askiyla gundeme geldi, bir de Ece Erken'le...Yakisikli adam bence...Sakalliyken kiro geliyordu gozume...Sakallari kesince, yakisikliligi meydana cikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmine gelelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gunesi Gordum'un goruntuleri cok guzel...Tiplemeler de cok iyi...Hatta filmin ilk otuz dakikasi oldukca da komik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garibanlarin hayatini anlatiyor iste... Arada suya sabuna dokunmadan- ne kokar ne bulasir- kardesce mesajlar da veriyor. Ancak bu kadar hassas bir konuda fazla da birsey soylemek kendi kendini bitirmek demektir. Guneydogu'da yasayan, goc edilmeye zorlanmis bir ailenin hayatini yazmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozellikle politik konusmalar, ve film icerisindeki 'kardesin kardesi vurmasi' temasi, filmin ortalarina dogru biraz kulaga batmaya basladi. Bir de cok acikli bir film...Mahsun Kirmizigul bosuna bir donemin arabeskin prensi olmamis... Yaprak Dokumu senaristleri eger yazacak bir felaket bulamazlarsa, Mahsun'a basvurabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Norvec gibi bir ulkede sakat insanlara nasil sahip ciktiklarini gosterirken; ayni zamanda Turkiye'de yetistirme yurdundaki mudure hanimin da kiz cocuklara nasil sahip cikabilecegini gostermis. Dedigim gibi, film ne kokar ne bulasir..Her seferinde, kimseyi kusturmeden bir denge saglanmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahzun, dogru is yapmis...Guneydogu'da goce zorlanan insanlarin ne kadar garip oldugunu gostermis...Bence guzel film ..Bircok konuya deginmis, 'travesti kardes ve namus, insan ticareti, iltica, erkek cocuk saplantisi, akraba evliliginden ozurlu cocuk, kardesin kardesi vurmasi, sehitlik, teror...Biraz once bircok konuya degindigini elestiren bir yazi okudum...Ancak Mahzun, kendi insanlarini anlatmis...Altindan kalkmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilginc olan, filmde yeni dogan erkek bebege, terorist akrabanin adini vermeleri ve ailenin o terorist kardesin de resmini duvara asmalari... Ayni aileden bir subay cocuk da kardesiyle carpisirken oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazi insanlar Mahzun'un bu toplum yaralarini desmesini kucumsemisler. 90'li yillarda "kiro" imajli bir adam, cikiyor sosyolojik bir film cekiyor, hem de guzel cekiyor.Bagri yanik arabesk turkuler soyleyen bir adamdi...Mahzun, bir entellektuel degil belki, oyle mistik anlasilmaz bir film de yapmamis. Ancak adamda bir toplumuna duyarlilik var. O arabesk sarkilari yapan da ayni Mahsun, Gunesi GOrdum'u ceken de Mahzun...Adam halkinin nabzini tutabiliyor.Kendi kokenindeki insanlarin sorunlarina duyarli...Demek ki, bazi seyleri guzel yapmak icin, oncelikle bir sanatci duyarliliginizin olmasi gerekiyor. Belki cok derin bilgili biri degil-ya da verdigi eski imaji- ama o duyarlilik, o hassasiyet var iste.Herseyden once, -Mahsun'un biyografisini okudum- o Guneydogu'da yasamis.Adam bilmedigi  birseyi yapmamis ki...(Perihan Magden alay etmis) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahsun, oralari biliyor,zaten on cocuklu bir ailenin en kucuk cocugu olarak dogmus. Aile onun akilli oldugunu farkedip, bir sekilde onu okutmuslar. Universiteyi de bitirmis.Itu devlet konservatuvari mezunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para kazanmak icin yapmis da demisler...Herkes para kazanmak icin calisiyor. Ancak is sirf para kazanmak ise, o cok daha baska seyler de yapabilirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6472607896727807296?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6472607896727807296/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6472607896727807296&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6472607896727807296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6472607896727807296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/11/yazar-hasta.html' title='Yazar Hasta'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-78272548579054637</id><published>2009-11-18T22:08:00.008Z</published><updated>2009-11-22T19:44:05.620Z</updated><title type='text'>"Mustafa": Can Dundar'in Belgeseli</title><content type='html'>Gec de olsa dvd sini seyrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acikcasi CAn Dundar para kazanmasin diye bu belgeseli seyretmeyen, seyretmeden adam hakkinda atip tutan zihniyeti kiniyorum. Buna toplu histeri denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Dundar'in kariyerini neredeyse bitirdiler. Bir de bir kadinla el ele bastilar. Ozel hayati kendisini ilgilendirir. Bu karisiyla onun sorunu...Erkekler sadik degil, Turk erkegi hele hic degil... Neyse bu baska konu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Can Dundar'in belgeselde vermek istedigi mesaji anladim... Ataturk'e kayitsiz sartsiz tapinmak yerine onun bir INSAN oldugunu, her insan gibi hatalari olabilecegini, askeri ve siyasi bir deha oldugunu ama bir dehanin bile bazi zayifliklari olabilecegini belirtmis. Cok cesur bir belgesel, cok guzel yapmis, ancak ben Can Dundar'in boyle buyuk bir idol hakkinda bir belgesel cekerek, ne kadar buyuk bir yuk aldigini gercekten farkinda miydi, emin degilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazi cevrelerin ekmegine yag surmus diyorlar. Ancak o cevreler halkin oyuyla iki kere secildi. Ucuncu defa da secilirler...Karsilarinda dogru duzgun, fikir ureten adam yok ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CAn Dundar mi basimiza AKP'yi getirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katiliyorum onun fikirlerine...Ataturk muhtesem biri olabilir.Ama o da insan...Onun da babasi olmus, o da karisindan ayrilmis, arkadaslariyla kapismis, sevgilileri olmus, metresini harcamis...Karanlikta uyumayi sevmezmis...Olabilir... Icki icmis..."Beynimi dinlendirmek istiyorum" demis...Adam emperyalist guclere karsi buyuk bir savas vermis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun bu insan yonunu onun muthis bir lider oldugunu, Turklerin en buyuk sansi oldugu gercegini degistirmez, degistirmeyecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her politikaci gibi bir takim acimasiz kararlar vermis olabilir. Zaten politikacilar pamuk gibi insanlar olamazlar.Olsalar bile, bir yazar zihniyetiyle mi ulke yonetecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu belgeseli seyredince Ataturk'u daha da cok sevdim. Daha da cok hayran oldum. Dehasina tapinmamak mumkun degil. Onunla bir kere daha iftahar ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En cok da daha ogrenciyken, bir bir butun arkadaslarina hangi gorevleri yapacagini soylemesine...Yapmak istedigi devrimleri yillar onceden listelemesine hayran kaldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmet de Istanbul'u fethetmeyi oyle kafasina koymus ki; daha 18 yasinda sehrin butun caddelerini, planlarini ezbere biliyormus. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ataturk, "Benim buyuk hirslarim var, bu hirslarim kudret sahibi olmak degil, vatanimi kurtarmak" demis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bin kere helal olsun... Iktidar hirsi degil onu boyle basarili kilan, vatanini gercekten sevmesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Dundar'i tek bir konuda elestirebilirim: Bir takim tarih hatalari yaptigini yazdilar.Tarih hatalari hic ama hic olmamaliydi. Cunku bu bir belgesel. Verdigi mesaji, goruntuleri cok begendim.Ancak yukarida dedigim gibi, boyle bir belgesel cekmekle aldigi sorumluluk cok buyuk. Hic hata olmamaliydi.&lt;br /&gt;Internetten biraz baktim, tarih hatalari neymis diye...Cesitli soylemler var ama onlarin linkini vermeyecegim cunku bazilari tarih hatalari yerine Can Dundar'in yorumlarini elestirmisler.Bense objektif olarak tarih gerceklerini yorumlayan bir makale aradim ancak bulamadim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ataturk Arastirma Merkezi'nden bir link:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=Duyurular&amp;DuyuruNo=27&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-78272548579054637?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/78272548579054637/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=78272548579054637&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/78272548579054637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/78272548579054637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/11/mustafa-can-dundarin-belgeseli.html' title='&quot;Mustafa&quot;: Can Dundar&apos;in Belgeseli'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-53180178899139569</id><published>2009-11-16T22:42:00.009Z</published><updated>2009-11-16T23:12:16.927Z</updated><title type='text'>"Gibi Yapanlar Grubu"</title><content type='html'>"Gibi Yapanlar Grubu" kimlerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyle sizin icin kafa yoruyormus, bir derdiniz oldugunda sizin icin uzuluyormus gibi yapan bir takim arkadasimsi, sevgilimsi, -bir talihsizlik basiniza gelmisse- esiniz bile olabilir insanciklardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gercekte sizin sorunlariniz onun umrunda bile degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cunku sadece kendi sorunlariyla ilgilidirler.Sizin sorunlariniz, ya da hayatinizdaki hissettiklerinize kafa yoramazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar sadece kendilerine kafa yorarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizinle de onu dinlediginiz icin ilgilenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek de kibardirlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon acarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Once size hayatinizin nasil gittigini nezaketen sorar.Elbette sizin nasil oldugunuzu ogrenmek icin degil, kendisini anlatmak icin aramistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kac dakika sonra zaten ana konunuz o'dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beraberken hep onu konusursunuz... Sizin konustuklarinizla ilgileniyormus gibi yapar ama gercekte hic ilgilenmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu nasil ayirt edersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi dinleyen ve gercekten sizin icin uzulen, kafa yoran arkadaslarinizi ayirt ettiginiz gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onceleri onun maceralarini dinlemek hosunuza gitse de; bir sure sonra muabbetlerinin hepsi "Onun ne dayanilmaz, ne cazibeli ne muhtesem oldugu uzerinedir".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlarda buyuk bir megalomoni ve narsistlik vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insana ne bir yararlari ve ne de bir zararlari vardir. Yalnizca, birgun duyarsizliklarina fena halde sinir olmaya baslarsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyle bir onu sarsmak istersiniz. Iki yasina kadar cocuklar dunyanin kendi etrafinda donduklerini dusunurlermis. Bu eleman da hala iki yasinda bir cocuk gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosuna kapasitesinin uzerinde bir duyarlilik ve empati bu "gibi yapanlar grubu"ndan beklenmez.Cunku duygulari gelismemistir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-53180178899139569?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/53180178899139569/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=53180178899139569&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/53180178899139569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/53180178899139569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/11/gibi-yapanlar-grubu.html' title='&quot;Gibi Yapanlar Grubu&quot;'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-5672980756966127913</id><published>2009-11-15T12:06:00.013Z</published><updated>2009-11-15T14:39:48.387Z</updated><title type='text'>Film:An Education</title><content type='html'>Gene bir Ingiliz Filmi... Alfred Molina, Emma Thompson gibi guclu isimler oynuyor.&lt;br /&gt;Alfred Molina'yi Newyork'ta DAmdaki Kemanci'da seyretmistim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiliz filmlerini severim.Her zaman daha farkli bir derinlik vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortasinif bir ailenin 16 yasindaki genc kizi, Oxford'da Ingiliz Dili ve edebiyati okumak icin deliler gibi calisirken, kendisinden oldukca buyuk bir playboy'la tanisir. Playboy onu  bir guzel gezdirir ki; en guzel operalara, eglencelere goturur...Aileyi de kizlariyla gezmeye ikna eder. Baba once biraz tereddut etse de, playboy adami kafalar. Kiz birdenbire kendini cok sik restorantlarda, pahali elbiseler icinde buluverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile de genc kiz da bir ikileme duser: Baba (Alfred Molina)kizinin egitimine onem vermesine ragmen, Oxford'da egitim almasinin ona ne kadar masrafli olacagini dusunur.Ve oradan mezun olunca, buna deger mi? CUnku mezun olduktan sonra bile boyle pahali yerlere gidemeyecegini, yiyip icemeyecegini dusunur.Zaten Oxford'da ogrenci olsa da onun icin en iyi ihtimal orada bir koca bulmasi degil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Playboy genc kiza evlenme teklif eder...Kizin ogretmenleri bu olaya cok karsi cikarlar. Ancak kiz, secimini evlilikten yana yapar. Ogretmenlerine bu kadar okudunuz da ne oldu, ben de Oxford'a gitsem, sizin gibi ola ola ogretmen olacagim der ve universite sinavlarina girmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelelim, Playboy evli cikar. Hem de karisi ve oglu kiza cok yakin oturuyordur.Kiz gider, adamin karisini gorur.Kadin bir dakikada o kizla kocasinin arasinda bir sey oldugunu anlar. Adamin yorgun yuzlu karisi, bu olaylara alismistir. Umarim hamile degilsindir, bu da daha once basimiza geldi cunku der...Kiz sadece "benim haberim yoktu " der... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Playboy zaten hayatini yalan uzerine kurmus biridir.Bunu filmde baska olaylarla caktirdilar.Ben seyrederken, hatta filmin ilk sahnesinde adamin evli oldugunu anladim. Anlasilmayacak gibi degildi ama biz olaylari disaridan izliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz da bunun uzerine ne halt ettigini anlar...Eski okulundaki ogretmenlere yalvarir, son seneyi tekrar okumak icin...Mudur rolunu oynayan Emma Thompson onu kabul etmez ancak Cambridge mezunu latince ogretmeni ona yardim eder. Oxford'a kabul olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FIlm bir otobiyografiden senaryolastirilmis. FIlmdeki genc kiz aslinda Lynn Barber adli canavar gibi bir gazetecinin ta kendisidir. Sunday Times yazari, aldigi egitimle basarili bir gazeteci olmus...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.guardian.co.uk/culture/2009/jun/07/lynn-barber-virginity-relationships&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu linkte zaten kendi hikayesini anlatiyor.Film de bu hikayeye cok sadik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim konuya yaklasimim soyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger bu adam evli olmasaydi, Lynn Barber onunla evlenecekti. Monalisa Smile'daki gibi ayni tartisma:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyi bir koca bulup, guzel bir yasam mi, egitim mi daha onemli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soru, tek ideali zengin koca bulup, baska da bir beklentisi olmayan kadinlar icin degil; akilli kadinlar icin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zengin playboyun sundugu yasama karsilik, sikici dersler, daralmalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangisi daha iyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger hersey duzgun gitseydi, adam bekar olsaydi, Lynn Barber gibi yetenekli bir kadin, 18 yasinda Oxford egitimi almadan evlenecekti...Boyle bir alternatifi olsaydi anne babasinin etkisiyle evinin kadini olacakti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyi bir egitim almak isteniyorsa, her seyin bir bedeli vardir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lynn Barber, edebiyattan yazmaktan hoslaniyor olabilir, ancak bir Oxford Literature diplomasi oyle aci cekmeden, sikilmadan alinmaz. can sikintisina katlanmak lazim...Insanlar disarida fink atarken, sen odanda kitaplarina dalacaksin. Essek gibi inekleyeceksin, ancak oyle Oxford'dan diploma alinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O diploma sana  bir takim kapilar acar. Sozun kisasi, ben de cok ders calistim. oxford mezunu degilim, ancak iyi okullardan mezun oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tamamiyla ilgi alani meselesi...Iyi egitim almak istedigim icin, skilmama ragmen ders calistim.Pisman miyim? &lt;br /&gt;Eskiden pismandim ama artik degilim.Cunku iyi okullardan mezun olmak istedim.Bunu herseyden daha cok istiyordum. Cogu zaman kafami gereksiz seylerle doldurdum.Ancak su anda iyi ki yapmisim diyorum...Hatta daha da iyisini yapmaliymisim bile derim.Egitim beni daralttigi gibi, beni.... BEN YAPTI!. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim oldugunla alakali..karsima 16 yasinda zengin bir adam ciksaydi, o zaman napardim?Bekar olsaydi o adam...-16 yasindayken, uludag'da benden yasca buyuk bir adam benden hoslaninca, ona sapik muamelesi yapmistim. Yanimdaki arkadaslarim da, adam cok yakisikliydi, ne salaksin deyince onlara inanamamistim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, sonucta herkes luks hayattan zevk alir... Bu iste insanin en zayif noktasi.bu argumanin en can alici noktasi.Insan dogasi..Bu yuzden, bu yazi beni cok dusundurdu... Ki kendim okul ve egitime cok onem vermeme ragmen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanin beynini gelistirmesi de onemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat bizim, istedigimiz gibi sekillendirmek bizim hakkimiz...Okul da belki insanlari sinirlandiriyor, kafani gereksiz bilgilerle doldurtuyor, okuduk da ne oldu v.s. deniliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak neden kadinlar icin, hayatlarini illa da bir erkege sirt dayanarak yasama alternatifi sunuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye illa da bir erkek sayesinde olacak bunlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki bir kadin, kendi istediklerini olmak istedigi seylerden niye kestirme bir yol buldu (erkek, zengin koca)diye vazgecsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Luks, eglence insanin gozunu boyuyor, ancak hayatta kim oldugun cok onemli...Yapmak istenilen seyler, bir erkege bagli olarak yapilmamali...Oncelikle hayatta ne yapmak istedigimiz onemli...Ondan sonrasi gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lynn Barber, ilk ciddi iliskisinden buyuk bir hayat dersi cikardigini yazmis, o adam iyi ki evli cikmis, yoksa o zaman o hicbir zaman unlu bir gazeteci olamayacakmis. Yetenegi bosa gidecekmis, ve en acisi, ne kadar yetenekli oldugunu, nelerden vazgececegini hicbir zaman bilemeyecekmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de mutlu mesut, fazla sikilmadan yorulmadan yasardi,ancak o adamla flort ederken bile aslinda ondan sikilmaya baslamis. Bu aslinda bir isarettir. Icimizden gelen sesler hangi yolu secmemiz gerektigini bize bildirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin sectigi yol konusunda tereddutleri olabilir. Ancak, onemli olan, yetenegini harcamayip onu degerlendirebilmektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-5672980756966127913?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/5672980756966127913/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=5672980756966127913&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5672980756966127913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/5672980756966127913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/11/filman-education.html' title='Film:An Education'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6281574391121280584</id><published>2009-11-02T21:26:00.009Z</published><updated>2009-11-02T21:59:08.759Z</updated><title type='text'>Beter Ol E mi!</title><content type='html'>&lt;em&gt;"Dilerim ki mutlu ol sevgilim,&lt;br /&gt;Ben olmasam bile hayat gülsün sana.&lt;br /&gt;Günahim boynunda, aglayan bir çift göz biraktin arkanda."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarkinin yazari pek bir asilmis. Ne diyor, mutlu ol sevgilim diyor, hayat gulsun sana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ayrilirken, boyle iyi dilekler dilenmeyebilinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele araya bir de mal paylasimi girerse...Iste her iki tarafin gozunu hirs burumusse, o zaman karsilikli cemkirmeler, rezil etmeler 'geber boyu devrilesice' 'hayatinda gun yuzu gormezsin insallah' lar 'mutlu ol sevgilim, hayat gulsun sana'dan daha bir gercege yakin olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah kimseyi bir zamanlar sevdigi insana cirkin iftiralar bulundurarak ayrilmasin. Zamanindaki buyuk sevgi hissi ters donup yerini ayni yogunluktaki nefrete birakmasin...Zaten eskiden sevdigin birinden cok yogun nefret etmek aslinda bir zamanlar verdiginiz bir karardan, yaptiginiz secimden dolayi kendinizden nefret etmektir. Belki soylemesi kolay, benim gibi nefreti icinde barindiramayan biri icin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrilmanin da bi kalitesi vardir. Birseyler bittiyse, para icin bile efendiligini bozmamak en guzelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bazi insanlar, bizim icimizdeki cirkin zebaniyi disari cikarirlarmis.O zebaniyi kontrol edebilmek en iyisi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6281574391121280584?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6281574391121280584/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6281574391121280584&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6281574391121280584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6281574391121280584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/11/beter-ol-e-mi.html' title='Beter Ol E mi!'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1638212198834130924</id><published>2009-10-19T21:14:00.004Z</published><updated>2009-10-19T21:38:48.543Z</updated><title type='text'>Anne-Bebek Burada</title><content type='html'>Annem beni ziyarete geldi. Eskiden anne derdim, simdi daha cok bebegim demeye basladim cunku mavi gozlu afacan bir bebek gibi..Bebekler nasil iki ayaklarini iki yana acirip otururlar, o da oyle oturur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-Bebek'in cani sIkIlIyor.&lt;br /&gt;Aksamlari Turk dizilerini internetten yukleyip seyrediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valla ben de cok rahat dizi senaryosu yazarim. Ama o kadar uydurabilir miyim bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi oncelikle; super bir ev olacak...Bu ev zenginlerin evi...Bu evin bir BEYI olacak...COOOKKKK GUCLU bir adam...&lt;br /&gt;Ortalikta sikir sikir gezinen, igne yutmus gibi kadinlar olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evin beyi icin cesitlemeler yapilabilir: Holding baskani koskoca Ziyagil(adam bence ayakta uyuyor, nasil o kadar zengin olmus, tek yaptigi cocuk yastaki karisinin pesinden kosmak), aga olabilir (cemal hunal at ustunden inmiyor), ya da adanali toprak agasi (mehmet aslantug).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de her dizinin gulleri; bu zengin ve guclu insanlarin hizmetcileri var.Boylelikle de o zenginligi, ihtisami seyretmeyi seven halkim insanlarina fakir hizmetcilerin siradan hayatlarini izletsinler ki, biraz da kendilerinden birseyler bulabilsinler...Yoksa sirf o ihtisami seyretseler o zaman kendileriyle bir baglanti kurmazlarki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agirlikta hep zenginlerin drami...Hem onlarin satafatli hayatlari...Bir de sohretli olur bunlar, etraflarinda bir gazeteci ordusu da vardir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hizmetcilerden biri konagin kucuk beyi icin egreti gelin'dir...&lt;br /&gt;Bu dizilerin en babasi Asmali Konak'tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi eski Turk romanlarini dizi yapiyorlar.Tabi o zaman karakterler hazir, eldeki malzeme zengin oluyor. Karakterleri gunumuze uyarla, at dur...yaz dur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen genc guzel oyuncularin kabiliyetsizlikleri cekilmiyor.Ancak kabiliyet de onemli degil...Guzel cok guzel olmalari onemli. Zaten insanlar yuzden bikiyor.Daha guzeli genci bir sonraki sezon icin hemen uretiliyor.Yenileri cikiyor, hep yenileri..bir donem birilerine bayiliyoruz, sonra modasi geciveriyor.Erkekler bir yere kadar, ama kadinlar icin cok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozgu Namal'i cok yetenekli buluyorum. Cok guzel bir kadin degil, iyi bir oyuncuyu seyretmek en zevklisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurgul Yesilcay'i da hep begendim...'Ya seymen yaaaa'si haric...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internette bu dizileri seyrederken, baktin gecmise donuyorlar, uzatiyorlar, ya da gereginden fazla hizmetcileri gosteriyorlar (asmali konak'in kotu mirasi) o zaman hizlica o sahneleri geciveriyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaprak Dokumu'nde hemen hemen herkes cok iyi rol yapiyor.Senaryo da guzel...Ya o Sefket amma talihsiz adam.Nasil bir belayla evlenmis, dokundugu yeri kurutuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1638212198834130924?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1638212198834130924/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1638212198834130924&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1638212198834130924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1638212198834130924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/10/anne-bebek-burada.html' title='Anne-Bebek Burada'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1032814336381762709</id><published>2009-10-19T20:20:00.006Z</published><updated>2009-10-19T21:01:47.204Z</updated><title type='text'>Gercek Sevgi Nedir Ne?</title><content type='html'>Gercek sevgi nedir ne? &lt;br /&gt;Saglikli sevgi midir? &lt;br /&gt;Sagliksiz olan sevgi gercek degil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevginin bin bir cesidi vardir. &lt;br /&gt;En makbulu saglikli sevgidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalikli sevgi, kendimizdeki bir eksikligin yansimasi midir?   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek bize mutluluk getiriyorsa, o zaman saglikli sevgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalikli sevgi ve ask ic ice degil midir? &lt;br /&gt;'Mutlu ask yok mudur?'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aci ve zevk de ic ice degil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi bir cocuk gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilgi gosterip, bakmak gerekir, emek gerekir, saglikli beslenmesi gerekir, yoksa olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1032814336381762709?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1032814336381762709/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1032814336381762709&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1032814336381762709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1032814336381762709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/10/gercek-sevgi-nedir-ne.html' title='Gercek Sevgi Nedir Ne?'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4824754748850472240</id><published>2009-09-21T21:49:00.010Z</published><updated>2009-11-03T23:01:39.109Z</updated><title type='text'>Kitap ve film</title><content type='html'>Antichrist:Lars von Triers  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filme gitmeden once elestirisini okudum. Elestirmen filmi yere gore sigdiramamis.ancak sonunda da eklemis: Bu filme niye 'Antichrist' diye isim koymuslar ki, filmle hic alakasi yok. Elestirmen filmi seyretmemis ya da anlamamis, anlamadigi bir filme bir insan bu kadar sevgi ovgu duzer mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antichrist bu sene seyrettigim en iyi film. Cok uzun zaman oldu seyredeli ama filmi hala unutamadim. Bu arada hem cok kanli hem de cok seksi sahneleri var. Zaten 18 yasindan kucukler seyredemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni uzun sure dusundurdu bu film. Aslinda film 'kadinlik, disilik uzerine'...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ipucu: Kadinin gercek dogasi ne: Iyi mi kotu mu? DVD si varsa seyredin, ancak uyariyorum oldukca acik (soft porn) ve biraz sert bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fishtank:  Ingiltere'de boyle council estate'de cok berbat hayatlari olan sefil insanlarla ilgili film yapilir. Bu filmlerin en iyisi This is England'dir.Aslina bakarsaniz hepsini seversiniz cunku nereden baksaniz bu filmler Amerikali degildir.Daha bir derindir, daha bir duygusaldir.Basari oykuleri, klise toplum icerisinde sov yapmak, durustluk geyikleri yerine gercek hayati anlatirlar. Filmdeki kahramanimiz gercek hayatta bir tren istasyonunda sevgilisiyle kavga ederken bir ajans tarafindan kesfediliyor.Hatta bu hanim ajansin samimiyetine inanmiyor bile. Cannes'da sanirim odul aldi, ancak Cannes'a gitmedi cunku yeni dogum yapmis.Henuz 18 yasinda... Filmde bekar 30'un basinda ucuz ve guzel bir annenin, pislikten kurtulmak isteyen 15 yasindaki kizini oynuyor. Kizin oyunculugunu ove ove bitiremediler.Bayildilar bu kiza.Kate Moss'a benziyor.Bu memleket Kate Moss hastasi bunu ayrica yazacagim. Kiz bence biraz rol yapip, biraz da kendini oynamis. Hic egitim almadan boyle piyongodan oyuncu olan insanlarin hikayesine pek inanmiyorum.Bu isler icin deli gibi calisanlara bu sanslar verilmeli. Ancak elbette onemli olan kalici olmak bakalim Katie (hepsinin adi Kate, Katie dir) kalici olabilecek mi?&lt;br /&gt;Unlu Turk yonetmenler de olmayacak insanlari oynatmayi seviyorlar, filmler de iyi oluyor gerci...Agbisini oynatir, karisini oynatir, kardesini oynatir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film:Almadovar: Broken Embraces:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almadovar kimi oynatir?&lt;br /&gt;Penelope Cruz'u... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FIlm elbette guzel bir filmdi.Ancak yine bir erkegin aski, erkegin hisleri...Kadin sadece erkegin aski icin var...O erkegin asik oldugu nesne olur olsa olsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kitap:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ask: Elif Safak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elif Safak bu yaza damgasini vurdu. Kalemi dogustan akicidir. Kocasi fethullahciymis, bilmem neymis.Edebiyata saygidan yazarin goruslerine onem vermeden kitabi okumaliyim diye dusundum. &lt;br /&gt;Daha once The Bastard'i (Baba ve Pic'i) okudum. Ask ona gore cok daha iyi bir roman.Zaten Safak'in kalemi dogustan akici...da... Kadin gicik biri.Belki de guzel oldugu icin...Yok canim, kil bir yonu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse... Ask romanini Mevlana'nin uzerine degil de; Sems'in uzerine kurmasi cok iyi olmus.Cunku Mevlana kadar unlu bir karakteri bas kahraman yapsaydi, hem daha cok yazmasi zor olur, hem de daha cok elestirilirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O buyuk tanrisal aski ben de hissetmek isterdim. Kalbin o 'Ask'la dolmasi ne guzel.Hic boyle tanrisal bir ask hissetmedim.Sufi mi olsam acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Life of Pi: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002 Man Booker Prize'i aldi. Cok guzel bir kitap, temposu agir, anlasilmasi zor degil.Konusu itibariyle cok durgun.16 yasindaki Pi, kanada'ya gocmen olarak yolculuga ciktigi zaman gemi batiyor ve ailesini kaybediyor. Sadece Pi sag kaliyor ve bir de kaplan life boat'da yolculuk yapiyorlar.Pi'nin cok zengin bir dunyasi var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4824754748850472240?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4824754748850472240/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4824754748850472240&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4824754748850472240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4824754748850472240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/08/kitap-ve-film.html' title='Kitap ve film'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-7366638546892818051</id><published>2009-09-02T21:44:00.003Z</published><updated>2009-09-05T18:26:27.223Z</updated><title type='text'>Basbakan'i Gormek</title><content type='html'>Yeni bir ofiste calismaya basladim. Sabahin korunde kalkip, trenle ise gidiyorum. Her zaman bindigim treni dakikalar farkla kacirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki icin hazirlandim. Tam trene binerken, adamin teki beni durdurdu, ‘lutfen oteki vagondan trene biner misiniz’ dedi binbir ricayla….Once biraz tirstim, allah allah birsey mi yaptim, ne oldu diye.&lt;br /&gt;Sonra da polise, ‘iyi de trenin kalkmasina 2 dakika var, ya tren erken hareket ederse? Dedim…&lt;br /&gt;Bunun uzerine nazik polis ‘Bakin primeminister trene biniyor’ dedi.&lt;br /&gt;Ben de salakca ‘aaaa aaaa’ diye mini bir ciglik attim.&lt;br /&gt;Yerime oturunca, kendi kendime ‘Bu nasil primeminister, ortada tantana yok, sivil polisler polis olduklarini gozune gozune sokmuyor. Basin ordusu yok, zaten bu basbakan dedigin trene mi biner, ozel ucaga biner. ‘  Kafaya taktim bu nasil primeminister?&lt;br /&gt;Trene baktim, personel dahil herkes bir sakin bir sakin…&lt;br /&gt;Turk kanim agir basti. Primeminister’in oturdugu vagona dogru yol aldim.Kapisinda dikildim.Bir kadinla gozgoze geldim. Actim kapisini kompartimanin…Once onu biraz uzaktan gordum.Etrafindaki koltuklar da rezerveydi. &lt;br /&gt;Benden baska da adama aval aval bakan yoktu. BIr baktim hic de sivil polise benzemeyen bir yolcu adamin yanindan geciverdi.  &lt;br /&gt;Ben de cesaretimi topladim. Primeminister onundeki kagitlara yazi yaziyordu, etrafindakiler trenin gec kaldigindan bahsederlerken, yanindan geciverdim.Adama gozlerimi dikince, bana ‘hellou’ deyiverdi.&lt;br /&gt;Ah Yonca olsa, utanmaz hemen Mr.Brown nasilsiniz derdi.BIr de resim cektirirdi. Tayyip Erdogan olsaydi, eger yaklasabilsem belki ben de bunu yapardim.Ancak bu soguk insanlarda boyle bir adet yok.Personel durmadan meyvasuyu, cay servisi yapiyorlardi. Biliyorlarmis.Hicbiri gidip de resim cektirmiyor.&lt;br /&gt;Kompartimandan cikinca, biraz daha gozleme aldim.Cunku adam hic de kalabalik bir grupla yolculuk yapmiyor. &lt;br /&gt;Nasil korunuyor bu adam?&lt;br /&gt;Dikkatle bakinca, bir sonraki vagondaki insanlarin da basbakana baglantili oldugunu anladim.&lt;br /&gt;Evet, aslinda sivil polis kayniyor.Ancak gunluk hayati aksatmiyorlar.Kimseyi rahatsiz etmiyorlar.&lt;br /&gt;Aklima Ankara’daki genclik gunlerim geldi.Basbakan gecer, trafik felc olur, pasa gecer, dakikalarca beklersiniz.&lt;br /&gt;Gordon Brown’un yuzunde resimlerinde gozuktugunden daha cok cizgi var, cok suratsiz bir adam.Gulunce daha da cirkin oluyormus, o yuzden gulmezmis.&lt;br /&gt;Ben yanindan pitir pitir gecerken, kimse beni durdurmadi.Hic supheli bir goruntum yok demek ki…&lt;br /&gt; Sabah o istikametteki butun trenler gecikti. Basbakanin treninden degil, yol calismasi oldugundan,…&lt;br /&gt;Ancak her nedense benim bindigim 07:43 treni, 07:35 ve 07:20 trenlerinden daha once vardi.&lt;br /&gt;Ofiste iki kisiye sabah soyledim.Oglen birisi bana ‘Biliyor musun, 07:43 treni herkesten once gelmis, cunku icinde basbakan varmis dedi.&lt;br /&gt;Cool ingilizler belki cok ilgisiz duruyorlar ancak haber cabuk yayilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-7366638546892818051?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/7366638546892818051/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=7366638546892818051&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7366638546892818051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7366638546892818051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/09/basbakani-gormek.html' title='Basbakan&apos;i Gormek'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3783345606083240646</id><published>2009-08-02T11:51:00.004Z</published><updated>2009-08-02T12:02:12.586Z</updated><title type='text'>Kadinin Gucu</title><content type='html'>Cumartesi gunu iki film birden izledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coco Before Chanel:  Gece matinasi cok kalabalikti. FIlmin dili Fransizca olmasina ragmen, Ingiliz seyirciler sinemayi doldurmustu.Bize gore yabanci dilde bir film seyretmek cok normal ama onlara gore normal degil. Operalari ingilizce soylettirirler, bana da bu cok itici geliyor. &lt;br /&gt;Ne guzel bir suru cici kiyafet gorecegim, yasasin moda dunyasi ile ilgili bir film diye dusundum.  &lt;br /&gt;Iyi vakit gecirdim. Audrey Tattuu iyi bir oyuncu.  Zaten tip olarak da Chanel’I andiriyor. &lt;br /&gt;Ancak icimi kemiren bir suphe uyandirdi bu film.&lt;br /&gt;Senaryoya gore bu kadin akilli, nazik, gercekci biri…Zengin bir adamin yapisik metresi…Kendini kabullendirmek icin nasil mucadele etmis. BU metresin bir de boyle sapka yapma hobisi var. Daha sonra da  bir adama asik olup, evlilige inanmadigini ilan edip, zengin playboyu terk ediyor.(Playboy onunla evlenmek istiyor sonradan ammaaa!!!)&lt;br /&gt;Tamam kisilikli, sahsiyetli bir kadin ancak bu kadin 20. Yuzyila damgasina vuran 100 insan arasina girmis. Boyle zengin bir adamin hobi olarak sapka yapan akilli metresinden daha bir fazla birseyler olmasi gerekmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmdeki kadin akilli biri olsa da, acaba bu kadar guclu olacak birine benziyor mu? Benzemiyor…&lt;br /&gt;Hemen oturdum, internette kendisiyle ilgili biraz daha bilgi sahibi oldum.&lt;br /&gt;Kadin Fransa’da Nazi isgali sirasinda kendisini korumasi icin hemencecik bir Nazi sevgili ediniveriyor. Doneminde her turlu zimbirtinin icine burnunu sokmus, gayet hesapci biri...Parfumunun uretimini yapan Yahudi ailenin islerini hemen feshedivermis. Hatta savas suclusu olarak yargilanmis, bundan da siyirmayi basarabilmis. Sirf yaratici ruh yetmiyor iste.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yetim olarak dunyaya gelmis. Zengin bir adamin metresi olmus. Daha sonra o adamin arkadaslarindan biriyle iliskiye girmis.Hayatinin aski oldugu iddia ediliyor. Hayatinin aski onu bu modaevi isine sponsor etmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadin ya ailesi gucluyse iyi bir yerlere gelebiliyor. (Ornek: Turkiye’nin en guclu yuz kadini, hepsi unlu ailelerinin ya kizi ya da gelini, ya da Hollywood’daki butun unlu aktrisler) Eger Chanel gibi fakir dogmussa, onun muazzam bir hirsi, ve erkekleri cok basarili bir sekilde kendi menfaatine gore kullanma yetenegiyle bir yerlere gelebiliyor. Filmdeki akilli, narin, elegant kadin karakteri bence Chanel olabilmeye yeterli degil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadin elegantligin kitabini yazmis biri…Resimlerine bakin, kadin klas, kadin kaliteli…Kitleleri etkilemis biri. Kadinlari rahatsiz giysilerden, teferruatli modellerden, korselerden kurtarmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muthis bir yetenek…Ancak oyunu kurallarina gore oynamadigin surece hicbir yere gelemezsin. Hele hele erkek egemen bir dunyada,  kadinin en buyuk silahlarindan biri kadinligi kullanmak… Bunu da Chanel cok iyi yapabilmis. Biyografisi bunu kanitliyor, film ise bunun altini pek cizmemis. Sapka guzeli asil ruhtan Chanel cikmaz. Gercek Chanel mucadeleci, her donemin kurallarina gore oyun oynayabilen, hesapci ve zeki, ve karanlik yonleri olan bir kadinmis bu Chanel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3783345606083240646?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3783345606083240646/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3783345606083240646&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3783345606083240646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3783345606083240646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/08/kadinin-gucu.html' title='Kadinin Gucu'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8012171305492747134</id><published>2009-07-31T22:05:00.001Z</published><updated>2009-07-31T22:42:07.630Z</updated><title type='text'>'Eyuboglu'</title><content type='html'>Yil: 1990 yazi…&lt;br /&gt;Yer:Istanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay:Kucuk Pinar o zamanki ortaokulunun 3 yil icinde kapanacagini duymus ve bu yuzden okul ariyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaokula Kadikoy yakasinda, eski bir ozel okulda basladim. Bugun degerlendirdigim zaman aslinda o okulu son derece basarili buluyorum. Ama o zamanlar cok elestirilirdi.Oysa ki, kompozisyon yazmaya onem veren, ingilizce temeli iyi veren bir okuldu.&lt;br /&gt;Ayrica da ogrencilerini sosyal yetistirmeye calisirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ben yerimde duramiyordum.Cunku cok saglam bir dedikodu duymustum:Okulun sahibi okulu kapatacak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun uzerine Anadolu Yakasi'ndaki okullari dusunuyorum. Fazla bir arastirma yapmama gerek yok cunku en iyi okul hangisi kuzenim ve dayim  bilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlardan 'Eyuboglu' ismini duyuyorum. Ablam Saint Benoit gibi karizmatik isimli bir  lisede okurken 'Eyuboglu' kulaga pek hos gelmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak reputasyonu cok iyi.&lt;br /&gt;Benim kuzen sinavlarina girmis, off off cok zormus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ben de bir sansimi deneyeyim diyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boylelikle de annem benim elimden tutuyor.&lt;br /&gt;Umraniye sirtlarindaki kampuse gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman yarabbim, bu ne kadar guzel bir okul…&lt;br /&gt;Her yer aynali, cok luks, cok sik. Okulun bahcesini gorunce, benim basim donuyor. Binanin icine giriyoruz, yerler kirmizi halilarla dosenmis, her yer tertemiz...Olabilir mi? Burada okuyabilir miyim? Ara sinavla bu okulun ogrencisi olabilir miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemin de, benim de agzimizin suyu akiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada okulun bahcesinde bir kizi gozum bir yerden isiriyor. Benim okulda, yan sinifin prensesi Ahu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Annesiyle beraber, bankta oturuyorlar.Ahu iri yesil gozlu, pembe dudakli, sari sacli cok guzel bir kiz. Ayrica da takdir almis. Ben mi? Ben de hava almistim. &lt;br /&gt;Annem Ahu’ya hayran oluyor.  O gun Ahu surekli konusuyor, annesi  surekli onu ovuyor. Ahu herseyinden bicir bicir bahsediyor, annesi bicirdak kucuk kugusuyla gurur duyuyor. Ben mi? Ben biraz cirkin ordek yavrusuyum. Kuafor Ahmet Amca, saclarimi cok kotu kesmisti, sonuctan memnun kalmayinca 'napayim yavrum firca gibi saclarin var' deyivererek, benim gibi zaten sac renginden hic hazzetmeyen bir kizi iyice kederlendirmisti.Bu komik sac kesimiyle birlikte, soluk benizli, ela gozlu ve gozlukluyum.O gozlukler de eskiden ablamindi, ve yuzumun dortte ucunu kapliyorlar.Ne dudaklarim pembe, ne gozlerim Ahu'ninkiler kadar yesil. Saclarim da sari degil, koyu kestane.&lt;br /&gt;Herkes gibi, ben de Ahu’yu seviyorum.&lt;br /&gt;Guzelligine degil ancak takdir almasina birazcik icim gidiyor.&lt;br /&gt;Ayrica annemin bu Ahu’yu fazla begendiginin farkindayim. O da saklamiyor, kizi ove ove bitiremiyor. Evde Ahu’nun sosyalliginden bahsedip duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babama da bahsediyor, ablama da bahsediyor, ne kadar akilli, sosyal bir kiz.&lt;br /&gt;Ve onun yaninda Eyuboglu’nun ara sinavinda hic sansim olamayacagini dusunuyor. Bunu bana soylemiyor ama boyle dusundugunu ben hissediyorum, ancak icimde bir his var ve yapabilecegime dair bir cosku...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul cok guzel, ama sinav cok zormus, bakalim ne olacak diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok kalabalik bir sinav yapiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam ise bana sozlu mulakatta unutulmaz, altindan bir ogut veriyor. 'Bir kagida bahsedebilecegin konulari yaz, sonra bunlari calis ve ne yap ne et, mulakatta konuyu bunlara getir.( Allah rahmet eglesin, gercekten her soruma cevap verebilen ayakli  kutuphane gibi bir adamdi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazili oluyoruz.Ben matematik sorularini tikir tikir yapiyorum. Oysa sadece gecer notla gecmistim. Fen Bilgisi’nde sorduklari da aklimda kalmis. Ingilizce sinavi da fena gecmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mulakatta, Selcuk, Efes ve Yediuyuyanlar gezimizden, ve buralarda gezerken, beni en cok nelerin etkilediginden bahsediyorum.Mulakattan cikiyorum, hocalar beni sevdiler sanirim… (Su anda zihnimde mulakatla ilgili iki adet gulumseyen yuz beliriyor…)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sinavlarim iyi gecti, kuzenimin dedigi kadar zor degildi, bence sorulari gayet iyi cevapladim diye dusunuyorum.Biraz yorgunum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinav cikisinda, Ahu ve Ahu’nun annesiyle bulusuyoruz. Prenses Kiz yine bicir bicir; mulakatinda ‘papaganimdan bahsettim’ diye anlatiyor. Elbette sorulari yaptim havasinda, umitli ve mutlu.Zaten pek bir sevimli, pek bir guzel, aman annesinin medar-i iftihari...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemse beni durtukluyor. ‘Neden sen de sinavindan onun gibi detayli detayli bahsetmiyorsun?’ O kizin canli halinin yaninda benim agzimi bile acmak istemememe iyice bozuluyor…Yorulmusum, uyusmusum, agzimi acacak halim yok. Bu yuzden firca yiyorum, detayli detayli sinavimdan bahsetmedigim icin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak o kiz nasil anlatiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicbir sey soylemiyorum ancak kazanacagimi hissediyorum. Ne takdir, ne de tesekkur belgem var. Cok az kisi alacaklarmis, cok kalabalik bir sinav yaptilar. Bu zorluklara ragmen, hala icimde o his var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan bir hafta geciyor, evde hala Ahu’yu dinliyorum. &lt;br /&gt;Ne kadar sahane bir kiz diye...&lt;br /&gt;Takdir de almis…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ogreniyoruz ki, sonuclar aciklanmis…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar kalabalik sinavdan, o sene Eyuboglu Lisesi sadece iki ogrenciyi almaya layik goruyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri Gokhan,  biri de BEN...&lt;br /&gt;Okulu annem ariyor, sinav sonucunu ogreniyor. Telefondaki ses ona 'Kiziniz okulumuza girmeye hak kazandi' diyor.  Annem sokta… Ahu’yu soruyor, onun kazanamadigini soyluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bense, annemin sok yuzune bakarak gulumsuyorum.(Birsey soylememe ne gerek var?) Bir koltuga yigiliyor, saskin saskin bakiniyor. &lt;br /&gt;O sinav Ahu’nun tesekkur bile alamayan, soluk benizli bir ogrenciye karsi hayatinin ilk yenilgisi… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimse annemin idealindeki cocuk tipine karsi bilegimin hakkiyla kazandigim bir zafer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem cok sessizlesiyor. O saskinligini hic unutamiyorum. Sevinc bile gostermiyor.Hic beklemiyordu. Senin kazanacagina hic umidim yoktu diyor. (Senin umidin yoktu, benim vardi) O kizin ozelliklerinin de cok iyi oldugunu soyluyor. O COK SOSYAL(MIS).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben onun sosyal, bicirdak kizi degilim. Ben Ahu gibi ozguvenli, hatta onun kadar caliskan bir cocuk degildim. Ancak, ezberlemeden ogrenmeyi becerebilen, yasitlarima gore tarihle, gundemle ilgilenen, sayisal yonde de yetenekli bir cocuktum. Okul da onun ozelliklerine karsi, benim ozelliklerimi tercih etmis.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzenim ve dayim da basarima sapka cikariyorlar. Ben de tatilimi baska okullari arastirmaya gerek kalmadan keyifle surduruyorum, cunku zaten en iyi Turk okulunu kazandim.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan bir iki sene geciyor.&lt;br /&gt;Birgun yolda Ahu ve annesiyle karsilasiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi  acaba 'Saglam bir tanidigimiz mi vardi?' diye soruyor anneme. Annem de hayir, kazandi sinavi, biz kimseyi tanimiyoruz diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra, Ahu’nun annesi, kizindan gururla soz etmeye devam ediyor:Biz Ahu'yu bilmem ne okuluna verdik, orada cok basarili, hep takdir aliyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahu’nun annesi papagan gibi ezberleyip, takdir almanin pek de bir anlam ifade etmedigini anlamamis.Ancak, onun bu destekleyici tavri Ahu'nun ozguvenini acikliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ise, agzini acmiyor. Beni gormekten pek hoslanmiyor,Benimle pek konusmuyor bile...ZAten beni gorur gormez o pembe yuzu sarardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak o ‘herseye ragmen annesinin takdirini elde etmis degil mi? Annesi konusmaya devam ettikce, ben de anliyorum ki, Ahu kaybetse bile annesi onu hala onore ediyor/ edecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her annenin (ya da babanin) cocugu icin bir ruyasi vardir.Cocugunun, kendi kafasinda canlandirdigi bir takim yeteneklerle ve karakter ozelliklerine sahip olmasini ister...Peki ya cocuk, annenin hayal ettiginden farkli biri olursa? O zaman bu anne icin bir hayal kirikligi olabilir...Bu bence cok insani bir his...Ortada buyuk bir emek var, hayaller cok buyuk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama belki de cocuk umdugu gibi biri olmasa da, onun da baska guzellikleri var. En iyisi cocugu oldugu gibi sevmek ve kabullenmek...Cocuklari degil, herkesi aslinda...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8012171305492747134?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8012171305492747134/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8012171305492747134&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8012171305492747134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8012171305492747134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/06/eyuboglu.html' title='&apos;Eyuboglu&apos;'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3173162687775751034</id><published>2009-07-16T20:53:00.008Z</published><updated>2009-07-23T20:06:14.433Z</updated><title type='text'>Eski Dostlar</title><content type='html'>Kisa bir cesme tatilim oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok eglendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski arkadaslarla hasret giderdim. Abuk subuk danslar ve zevzeklikler yaptim. Kimse beni yadirgamadi, bu pinar niye acaip hareketler yapiyor demedi.Turkce'nin yaraticiligindan keyif aldim. Bunu ne kadar ozlemisim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep beraber oturduk, icki ictik, yedik ictik. Sohbet ettik...Hayatlarimizi masaya yatirdik...Universiteden mezun olduktan 9 sene sonra, yine ayni sicaklikla bulduk birbirimizi... Kalplerimiz hala birmis demek ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada bir gorusurduk, ancak hicbir zaman boyle olmamisti...En azindan ben katilamazdim cunku son 4 bucuk senedir, Londra'dayim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Icimizde en romantigimiz Pinar'dir. Orhan Pamuk'un Masumiyet Muzesi'ni konusuyorduk:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben mutlaka 'Masumiyet Muzesi'ni gidip ziyaret edecegim...&lt;br /&gt;-Nasil gidip goreceksin, oyle bir muze yok ki...&lt;br /&gt;-Var tabii ki haritasi bile var.&lt;br /&gt;-Onlarin hepsi kurgu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman kara gozleri bana ters ters bakti: Hayallerini yiktim onun...Orhan Pamuk o kadar inandirici anlatmis ki, gercekten inanmis bu muzenin varligina...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne demek ya...O muze gercekten VAR.Ben oraya gidecegim.&lt;br /&gt;O kadar yurekten inaniyor ki, o yuzden ben de bir an icin tereddut ettim...Sustum..Anladim ki o muze onun icin gercekten var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 yasindayken de o bir romantikti...31 yasinda da oyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten uzun ince fizigi, kabarik saclari ve kocaman gozleri ile bir masal prensesine benziyor. Bunu okursa gene edebi yazmissin diyecek...Benim nerem masal prensesi diye itiraz edecek olursan, ben oyle goruyorum seni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Benim hayatimda hic oyle buyuk bir travma olmadi, annem ve babam oyle kavga etmediler.Cok sukur, buyuk bir hastalik geciren olmadi....Benim hep hayatim olmasi gerektigi gibi gitti' dedi...Ya senin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. neselenince herkes neselenir, o mutsuz olunca herkes mutsuz olur...Biz ziplayip dururken, genc esine bakiyorum.Onun gozlerinde gercek aski goruyorum, ancak bu gozler ayni zamanda biraz saskin...O bir starla evli, kafasi karisik, bilemiyor onunla ne yapacagini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C. butun tatil boyunca, oraniz boyle suraniz boyle diye bizimle ugrasti durdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canim onu biraz sarsmak istedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozguvenini gercekten kazandin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sasirdi soruma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nereden cikardin bunu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Cunku gercekten ozguvenli insanlar, baskalariyla boyle ugrasmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslinda bu sekilde davranmamam gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu lafimin bir sure uzerinde durdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilerleyen saatlerde analizlerimin dibine vurdum valla...C. sagolsun, beni odama birakti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucaga binmeden, hastalanmistim.Surekli kusuyordum, iki gun arayla bir de uzerine icki icince midem iyice kotu oldu. Ertesi gun serumu yedim. Iyi geldi.Hemen adami diriltiyor. 10 yil once de benzer grupla cok sarhos olmustum ve yine ayni insanlar beni toparlamisti. O gunun anisi ne yazik ki rakiyi cok severken agzima suremez oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar sarhos memlekette yasamama ragmen, burada hic o kadar sarhos olmadim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ay boyunca ickiyi kendime yasakladim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3173162687775751034?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3173162687775751034/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3173162687775751034&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3173162687775751034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3173162687775751034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/07/eski-dostlar.html' title='Eski Dostlar'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1839591083560853936</id><published>2009-07-06T20:40:00.006Z</published><updated>2009-07-06T21:11:11.396Z</updated><title type='text'>Michael Jackson'in Gozleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/SlJm_yUOXhI/AAAAAAAAAHI/eAhAQeMH2A0/s1600-h/michael%2520jackson%25201.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 185px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/SlJm_yUOXhI/AAAAAAAAAHI/eAhAQeMH2A0/s320/michael%2520jackson%25201.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355456152921333266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cocukken kat kat kot etegimle ilkokulda duzenlenen bir dans yarismasina katilip, birinci olmustum. Butun bir yil, Michael Jackson'un 'I am bad' adli sarkisiyla saga sola ucan tekmeler savurmustum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael Jackson, kendisini yeni yeni beyazlatiyordu. Yakisikliydi...Herkes onu cok cekici bulurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Once zenci burnundan kurtuldu. Sonra daha baska seyler de yapti. Olum raporuna gore neredeyse yuzunun butun kemiklerini kirdirip, yeniden yaptirmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenini de beyazlatti. Belgeselinde gozumuzun icine baka baka ''vertigo' diye bir hastaligim var. O yuzden beyazladim' diye yalan soyledi. Emin olmak icin, zenci bir arkadasima bunun dogru olup olmadigini sordum...Akrabalarindan, cevresinden bu hastaliga yakalanan varmiymis diye...'Boyle bir sey yok, MJ nin yaptigina 'bleaching' deniyor. Derideki pigmentlerini olduruyor. Bunu yaptiranlar gunese cikamiyor,MJ o yuzden maskeyle, kat kat elbiselerle dolasiyor cunku gunes isigi ona zararli ve bu yuzden cilt kanseri olmus.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael hani 'don't matter if you're black or white?' diyordun.Eger fark etmiyorsa, nedir bu beyaz olma istegi? Guzellik kavrami beyazlik uzerine kurulu ama bence beyaz da siyah da esit guzel...Simdi Naomi Champbell dunyanin en guzel kadinlarindan biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael'in eski genclik, cocukluk resimlerine bakiyorum...Canavarligi zencilige tercih etmeden onceki resimlerine...Ne kadar guzel zenci hali...Sadece tek bir ortak noktasi var zenci hali ve canavar halinin: Kara gozleri, o bakislari...Neyse ki  bakislara estetik ameliyat yapilmiyor. Michael'in eline gecememis, cocuksu bakislari...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden Michael neden? Nedir bu kendinden nefret, ya da her ne ise? Babasindan nefret ediyormus, aynaya baktikca onu goruyormus, o yuzden yaptirmis o ameliyatlari...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen Michael JAckson'sin, siyah olsan ne olur, beyaz olsan ne olur? seni insanlar sen siyahken sevmisler. Sesin, muhtesem dans yetenegin, zenci yetenegi degil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael cok zayifmis, kelmis...Ilaclara bagliymis. Londra'da herkes onu bekliyordu. Gidecektik konserine, canli performansini izleyecektik. Icimizde bir suphe vardi. Son anda su koyverir diyorduk. Nereden bilelim ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayati boyunca en yukseklerde yasadi. En yukseklerden tepe taklak oldu.   Kacigin tekiydi...BIr efsanenin cok dengeli bir kisilik olmasini beklememek lazim galiba...Asiri yetenek mi insani delirtiyor acaba? Pop kulturune cok sey katti. Hem muhtesem bir besteci, hem olaganustu bir dansci, sarkici ve performer...Kitleleri etkiledi.. Geriye baktigimizda, dunyanin gelmis gecmis en buyuk yeteneklerinden biri olarak hatirlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MJ oldu, bir donem bizim icin bitti...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1839591083560853936?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1839591083560853936/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1839591083560853936&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1839591083560853936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1839591083560853936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/07/michael-jacksonin-gozleri.html' title='Michael Jackson&apos;in Gozleri'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/SlJm_yUOXhI/AAAAAAAAAHI/eAhAQeMH2A0/s72-c/michael%2520jackson%25201.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2916340070769698174</id><published>2009-06-22T17:10:00.010Z</published><updated>2009-06-30T22:14:26.229Z</updated><title type='text'>BIr Karara Varmak</title><content type='html'>Ben biraz kronik kararsizimdir. Yukselen burcum Terazi belki o yuzden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazi insanlar sadece mantigina gore karar verirler. Bazi insanlar da sadece hisleri ve duygularina gore..Benim icimde, mantigim, hislerim, duygularim ayni tonda bagirirlar.Bir tur bir cok sesli koro barindiririm icimde...Her olayi birkac acidan dusunurum. Bu yuzden de karar vermek benim icin hep zor olmustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatin cok pislik bir yonu var: Bir karara vardigimizda bir takim yollardan geciyorsunuz ve sadece o kararin sonuclarinin ne oldugunu biliyoruz. Ancak alternatif bir kararin bize ne getirecegini hic bir zaman ogrenemiyoruz. ISte pislik burada....Sadece secimlerimizin sonuclarini yasiyoruz. Baska da birsey degil. Oteki alternatif yolu secmenin dogurdugu sonuclari hic yasamiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onumuze birkac kutu sunuluyor.Biz sadece bir kutuyu seciyoruz ve sadece onu aciyoruz.Oteki kutulari hicbir zaman acma hakkimiz olmuyor, onlarin icindeki surprizleri hicbir zaman ogrenemiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Secim asamasinda,  hangi yolun bize getireceklerini daha cok merak ediyorsak, o yolu secmemiz lazim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2916340070769698174?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2916340070769698174/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2916340070769698174&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2916340070769698174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2916340070769698174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/06/bir-karara-varmak.html' title='BIr Karara Varmak'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8636211742578368493</id><published>2009-06-10T18:36:00.006Z</published><updated>2009-06-10T18:56:43.379Z</updated><title type='text'>Yildonumu</title><content type='html'>4 sene once, bu saatlerde Londra ucagini bekliyordum.Bugun, iNgiltere'ye goc edisimin 4. yili... Benim ingiltere'ye gocum, yegenim Nisan'la yasit&lt;br /&gt;Vay be....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasil yapmisim...2003 Aralik ayinda davet edildigim, ve bir turlu gitmeye karar veremedigim, en sonunda 'hadi gideyim, cumartesi aksami yapacak daha iyi birsey yok' diye dusundugum icin gittigim bir dogum gunu partisinden cikan bir sonucla; 2005 yilinda ikinci vatanima goc ettim. Ayni gece baska birisinin daha dogum gunu partisi vardi.Davetiye listesinde degildim.O partiye cagrilsaydim, o zaman kaderimi etkilyecek partiye gitmeyecektim. &lt;br /&gt;Yukaridaki satirlar cok acik degil, kisaca o partiye esim tarafindan davet edilmistim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanilmamisim, hicbir zaman Turkiye'ye ait olmadigimi hissetmekle...Bazen hislerim oyle dogru cikiyor ki....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu igrenc havaya ragmen, burayi sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak geride birakilan ulkeye de buyuk bir ozlem var... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buranin vatandasiyim ya, kendimi 'efendim bu monarsinin rahati icin niye vergi veriyoruz. Onlar hayatlarinda bir halt etmiyorlar, biz de onlar icin dunyanin vergisini veriyoruz, bu kulturel miras da cok pahali diye ukalalik yaparken buldum. Sonra da beni dinleyen etrafimdakilere 'Helal olsun Ataturk'e, gondermis Osmanli sulalesini bizi kurtarmis monarsiden', dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimki de is, dagdan gelip 100 yillik kraliceye karsi cikmak....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NIce senelere bana... Ucak inise gecerken, Londra gozume pek bir guzel gozukmustu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8636211742578368493?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8636211742578368493/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8636211742578368493&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8636211742578368493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8636211742578368493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/06/yildonumu.html' title='Yildonumu'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8776491035070869779</id><published>2009-06-09T20:11:00.006Z</published><updated>2009-06-09T22:32:30.927Z</updated><title type='text'>Sisterhood</title><content type='html'>Insanin icini isitan cok guzel bir gulumsemesi, kocaman badem gozleri ve upuzun kirpikleri vardir. Cocukken onu cok guzel, kendimi de o oranda tipsiz bulurdum. Benim yuzum soluk beyazdir, onun ise pembe beyaz cildi vardir. Benim kirpiklerim onunkiler gibi degildi.Ve en onemlisi: Sari, dumduz saclari vardi. Ah bayilirdim o saclarina...Cok kiskanirdim onun o saclarini...Buyumeyi beklerdim, koyu kestane saclarimdan kurtulmak icin...Simdi ozluyorum o rengi ama o ayri konu.O uzun kirpiklerini babamdan aldi, pembe cildini de annemden, sari saclarini yine annemden...Beyinin de yardimiyla bu guzel ozelliklerini kizina gecirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cocukken bir kere onu babama sikayet ettim.Babamdan azar isitti.Yuzunu cok kotu burusturdu. O zaman cok canim sIkIldI.Onun caninin sikilmasindan zevk alacagimi dusunmustum ama tersine uzulmustum.Erken yasta, o uzulunce, onun cani yaninca benim de canimin yandigini fark ettim.Bir daha da onu hic sikayet etmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten benimle bir anlasma yapti, birgun beni karsisina aldi: Annemlere karsi asla birbirimizin yaptiklarini soylemeyecegiz. Soylemedik de...Yeri geldi, ben onu kurtardim.Yeri geldi o beni idare etti...Satmadik birbirimizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman sevgi dolu, sicak bakislari ve insanin icini isitan guzel gulumsemesiyle herkese kendini sevdirir. Arkadaslarim onu cok sever.Cocukken de butun akraba cocuklarinin da sevgilisiydi.Kendi arkadaslari onu boyle bagimli bir sekilde ararlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirlarini bilir, sinirlarini olesiye korur.Kendisini saydirir. Tavrini kesin koyar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablam demek gerip oluyor,cunku arkadasiz.daha dogrusu iliskimizde boyle bir hiyerarsi yok.Kardes de diyemeyecegim cunku benden kucuk degil.Yani boyle ingilizce kelimeler kullanan uyuzlara benzeyecegim ama 'sibling' acisindan cok sansliyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8776491035070869779?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8776491035070869779/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8776491035070869779&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8776491035070869779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8776491035070869779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/06/sisterhood.html' title='Sisterhood'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-7872140093735934049</id><published>2009-06-06T13:57:00.002Z</published><updated>2009-06-06T14:12:24.765Z</updated><title type='text'>Kisa kisa</title><content type='html'>Su siralar Lean Six Sigma ilgi alanim...&lt;br /&gt;Zaten 6 sigma uzerine egitimim ve qualifikasyonlarim var. Process Improvement konulari hosuma gidiyor kardesim... Ofista Lean le ilgili kitap okumammi gorenler 'eyvah basimiza neler acacaksin' diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzucu haberleri -ucak kazasi, yogesh'in bugun bahsettigi okul yanginlarini- okumamaya calisiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sirket kuculuyor, baska bir sehre tasiniyor. Bakalim tasinmamiz gerekecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Angeline Jolie dunyanin en guclu celebrity'si secilmis. Bu listeleri nasil hazirliyorlar acaba? Gercekten cok cok guzel bir insan...Farkli bir aurasi var bu kesiinnnnn....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye ne istedigini bilemeyen biri icin cok zor bir ulke. Bazisi cocuklugundan beri ne yapmak istegini bilir. Ben hic bilmezdim.Tek bildigim degisik seyler yapmak istemekti. Turkiye'de degisik seyler denemek mumkun degil. Ancak bazi insanlar da benim gibidir, herkes ne istedigini bilmek zorunda degil...Neyse allahtan simdi bilmeye basladim. En guzeli de aslinda bende bir gariplik olmadigini, arayis icerisinde genc bir insan oldugumu anladim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadasim S. Cannes'den geldi. Keyfi yerindeydi. Umarim boyle devam eder... Kiz tuttugunu kopariyor mu kopariyor...Valla hic yoktan dunyanin parasini kazaniyor, kendi isini yurutuyor mu yurutuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemi ozluyorum...Turkiye'yi ozluyorum... En cok da Turkiye'de yasayan, arkadaslariyla surekli gorusebilen insanlarin ne kadar sansli olduklarini dusunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Parlamento secimleri icin oy kullandim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada hava cok guzeldi ama son iki gunde sogudu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erik canim cekti gecenlerde, turk marketinde buldum. Bizim bahcede kirmizi erik var. ayni yesil erik tadinda ama agaci budadigimiz icin az meyva veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamda bu dusunceler ucusup gidiyor....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-7872140093735934049?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/7872140093735934049/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=7872140093735934049&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7872140093735934049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7872140093735934049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/06/kisa-kisa.html' title='Kisa kisa'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3820226345619605027</id><published>2009-05-25T08:16:00.023Z</published><updated>2009-05-26T22:18:55.265Z</updated><title type='text'>BIr Dugun ve Bir Dogum Gunu Partisi</title><content type='html'>J. en sonunda iki kere ayrilip baristigi buyuk askiyla evlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J. Cin kokenli malezyali bir Hristiyan. Imperial'da doktorasi var. Ancak hic oyle ben soyle zekiyim, boyle kafaliyim diye hava atmaz. Alcak gonulludur allah icin. Asiri da merakli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyuk aski D. ile onceleri arkadaslarmis, J. nin yakin bir arkadasiyla birlikteymis. J. eski sevgilisinden ayrilinca, D. ve D.nin kiz arkadasinin yanina yerlesiyor...&lt;br /&gt;Bir sure sonra da olanlar oluyor...Eski kiz arkadas bunalima giriyor...Kucuk bir ayrinti: J.nin eski erkek arkadasi, J., D., ve D. nin eski kiz arkadasi dortlu takilirlarmis.Elbette eski kiz arkadas dugunde degildi ama J.nin eski erkek arkadasi dugune davetliydi.  D. de eski kiz arkadasiyla yakin zamana kadar arkadas olarak gorusuyordu.J. ye soruyordum, kiskanmiyor musun diye. Omuz silkerdi, niye kiskanacagim benimle olmak icin onu birakti.Beni tercih etti.O kizla cok uzun sure cikmalarina ragmen hic bu kadar ciddi olmamisti ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak J.ye baktiginizda oyle sevgilinize goz koyacak birine benzemiyor. En azindan eski kiz arkadas acisindan soyle bir zugurt tesellisi olabilir 'Tamam, beni harcadilar, ama demek ki aralarindaki cekim ve sevgi oyle kucuk birsey degilmis'...J. bu konuyu inkar gelmedi. sadece tek bir cumle soyledi 'Ne yapayim kalbime, duygularima laf geciremedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ikisini de taniyan, butun olaylari en basindan beri bilen ortak arkadaslari sahane yorumunu yapti: Uc sene once biri bana gelse, bu ikisi evlenecek, siz de dugunlerinize gideceksiniz dese, ben de yok artik daha neler derdim', dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asklari bir yasak ask olarak basladi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D. evliligin lafini agzina almiyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda J. ondan ayrildi. Ondan ayrilinca cok mutsuz oldu.Bosver, surekli kavga etmiyormuydunuz diyordum.Ama kavga nedenlerimiz D.nin baglanmak istememesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D. de ayrilinca cok mutsuz olmus... cekici bir ingiliz...J.den ayrildigi zaman bir iki kizla birlikte olmus.Ancak J.yi ozlemis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J. D. ona evlenme teklifiyle geri dondugunde cok sevindi.Ancak insankizi iste, acaba dogru mu yapiyorum diye dusunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-D. yi seviyor musun?&lt;br /&gt;-Evet&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;daha ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Cinliyim, ailem benim egitimim icin butun birikimlerini harcadi.Benim kulturume gore, D.nin aileme bana harcadiklari paralari geri odemesi lazim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yuzden annem hergun beni yiyip bitiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de D.yi...&lt;br /&gt;Ama D oyle zengin biri degil. Ancak iyi anlasiyorlar. Kafali biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ayrildigimizda, zengin Cinli bankacilarla cikmayi denedim. Ancak ben onlari degil, D. yi seviyorum.&lt;br /&gt;-Uzulme, para her zaman bir sekilde kazanilir. Sonucta acta degil, acikta degilsiniz.&lt;br /&gt;-Oyle ama, annem basimin etini yiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dugun gunu Cuma Gunu'ne denk geldi. Benim hirs kupu kocam Yogesh bir kere Cumayi izin almamizdan hic hoslanmadi. Zaten surekli ofistekilerle telefondaydi...Derby'e yola ciktik. Araba kullanirken de telefondaydi. Otele vardik, kosa kosa yukari cikti. Internete baglandi ve ofisini bir guzel acti. Dugun esnasinda 'Let's call what my boys are upto' diye beni arada yalniz biraktigi zamanlar oldugunda ben de dans partneri olarak baskalarini bulmak zorunda kaldim. Ancak salona geldigi zaman biraz uzuldum, cunku dansi bitirip Yogesh'in yanina donemedim. -Partnerime ayip olurdu- Ancak biliyordum ki, YOgesh de dans etmek istiyordu. Neyse ki bir sonraki dansta bana eslik etti.&lt;br /&gt;Parti zamani Scottish Irish (Celtic) dansi Ceilidh* yaptik. Ben cok eglendim, grup halinde yapilan bir dans. Bir kere gruptakilerle sosyallesiyorsun, eglenceli ve cok kolay. Bir kisi elinde mikrofon, bize hangi figurleri yapmamiz gerektigini soyluyor.Diger bir kisi de muzikleri caliyor. Cok kolay ogreniyorsunuz ve cok eglenceli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bizim gelin hanim kendi partisinde gece basi agriyip, oteldeki odasina gidip yatarak tarihe gecti. Dugun gunu, kendi resepyonunda gidip yatan geline rastlamak pek bulunmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada benim yogesh hem kac kilometre yol gitsin, hem izin alsin, hem de 'his boys' larindan uzak kalsin, (yanlis anlamayin, ben onun ilk esiyim, o boylar Yogesh'in onceki evliliginden cocuklari degil, ofiste ona bagli calisan danismanlar), hem de hatiri sayilir degerde bir hediye versin, bu sevimli ciftin iyi birer isi olmasina, ve dugunu cuma gunu yapmalarina ragmen bari kapatmadiklarini yani ickiler icin para vermemiz gerektigini ogrenince, birazcik tepesi atti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J. ye ertesi gun kahvaltida, hayrola, biz dun cok eglendik.Damat Bey de cok eglendi, peki sen niye birsey soylemeden ortadan kayboldun diye sordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malezya'dan gelen annesi babasinin uykusu gelmis, onlari eve birakmis, sonra da basi agrimis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesin kavga etmislerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalniz babasi cok guzel bir konusma yapti. Kizimiz cok hirsli, akillidir, bize de maddi olarak yardim eder. INgiliz'le evleniyorum deyince, kocaman bir adam bekliyorduk, D.yi gorunce rahatladik dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yogesh, barin parali olmasini, gelinin kendi resepsiyonunda ortadan kaybolmasindan dolayi onlara gecer not vermedi.Kalktik ta Londra'dan geldik, insan bari da kapatir dedi. 'Bir de davetiyeye, bize hediye verirken, Cin inancina gore 4 ugursuzdur, 9 iyi bir rakkamdir' diye yazmislar. Bunlar resmen 40 pound vermeyin, en iyi 90 pound verin demek istemisler dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Nikah sekerleri ve davetiye konusunda da cok buyuk ekonomi yapmislar. Yalniz insan dugun gununde de en azindan herkese icki ismarlar. Yogesh hakli...Ancak ben iyi vakit gecirdim. Bu Yogesh benim dusunmedigim sekilde daha sert dusunebiliyor, ben cok da onun tarzinda dusunmesem de mantiken onu hakli buldum. Ben yalniz olsam, bunun uzerinde cok durmam, ama Yogesh'in elestirel bakis acisindan etkilendigimi itiraf ediyorum. Belki de bana biraz boyle dusunebilmek lazim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Dogum GUnu Partisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yogesh'in eski bir is arkadasinin dogum gunu partisine davetliydik. BUnlar cok zengin bir aile... Esi de kendisi de Yogesh gibi Sikh... Valla bu Sikh'ler cok kafali insanlar benden soylemesi...Bir tur bir yahudi dayanismasi gibi... Buraya gelen gocmen ailelerin cocuklari cok iyi para yapmislar. Cok varlikli ve egitimliler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partiye girer gitmez, bir baktim kadinlar ve erkekler ayri ayri sohbet ediyorlar. Yok, oyle dini bir ayrimdan dolayi degil; kulturlerinde guclu bir kiz kiza erkek erkege muabbet var.Butun dogu kulturlerinde oldugu gibi...&lt;br /&gt;Ancak biz Yogesh'le, ismi konulmayan bir kuraldir, insanlarla hep birlikte sohbet ederiz, cok da ayrilmayiz, ben ayrilsam, o merakla yanimda biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev sahibesi beni bir sure kadinlarin yanina cekti.Biraz onlarla sohbet ettim.Simdi bunlar ingiliz olsa, sen laf atmadigin, muabbetlerine kafa goz yararak girmedigin surece, asla sana laf atmazlar. Ilk zamanlar kendimi ne kadar dislanmis hissederdim, sonra sonra alistim.Yogesh gibi hemen lafa giren, girisken bi tip olmak zorundasin bu memlekette. Ancak bu Sikh kadinlari konuskanlar, laf atiyorlar, sohbet ediyorsun...&lt;br /&gt;Grup cogunlukla, 30 un ikinci yarisi ve sonu agirlikliydi.  40ina yaklasan Sikhlerin 12-13 yaslarinda cocuklari var. Cilt olarak sansli bir irk, kadinlari ince yapili..Ancak toplasan guzel diyebilecegim cok az kadin vardi.Bir tanesi oldukca dikkatimi cekti.Cunku kocasi, basinda turbaniyla -erkekleri sac uzatir ve 'turban' dedikleri bir bezle baslarini baglarlar- oldukca ortadoks bir portre cizerken, kendisi incecik beyaz dar bir pantalon ve gayet dekolte bir bluz giymisti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekte cogunlukla herkes esiyle beraber oturdu. Ve bu gocmen Sikh ailelerin modern gorunumlu butun cocuklari gorucu usuluyle Sikh kadinlar ve erkeklerle, (kadinlar 20lerin basi, erkekler 20lerin ortasi) evlenmis. Bir anlatsalar hikayelerini, hepsi de gorucu usuluyle tanistirilmalarina ragmen, asik olmuslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profile sadece bir kisi uymuyor: Elbetteki o kisi Yogesh. 30larin ortasinda evlendi ve karisi Turk. Valla kendimi bu kadar kara gozlu insanin arasinda, 'Rus ya da Alman Gelin' gibi hissettim. Yogesh sahane yorumunu yapti: BIr dahaki sefer senin derini boyayalim, onlarin yaninda cok beyaz kaldin...Sikhler o kadar esmer degiller gerci...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikram boldu. Yalniz benim damak tadima hitap etmiyordu. Icki de boldu.Hatta ben bir ara kafayi buldum.Sonra duzeldim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 gunluk bank holiday bitti. Biraz isten uzaklasmak bana iyi geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceildh icin meraklisina:&lt;br /&gt;http://en.wikipedia.org/wiki/C%C3%A9ilidh&lt;br /&gt;http://www.siliconglen.com/Scotland/10_2.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3820226345619605027?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3820226345619605027/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3820226345619605027&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3820226345619605027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3820226345619605027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/05/bir-dugun-ve-bir-dogum-gunu-partisi.html' title='BIr Dugun ve Bir Dogum Gunu Partisi'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3809485053699135623</id><published>2009-05-11T12:25:00.003Z</published><updated>2009-05-11T12:28:25.153Z</updated><title type='text'>BENI BU POLENLER MAHFETTI</title><content type='html'>Burnunuz tikali gibi dolasiyorsunuz.Surekli karabiber kokluyor gibisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOgaziniz anlamsizca kasiniyor, oysa grip degilsinz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gozleriniz zaten kupkuru…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ptesi 8:20 Metrodan ciktim, ofise gidiyorum. 10 dakikalik yuruyus mesafesinde, ne hallere geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polen yuttum, yaslandikca bu polen hassasiyetligi artiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cocukken de biraz vardi. Tozdan olur zannederdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IStanbul’da bahar aylari caddede hapsurmaktan yuruyemedigimi bilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak benim gibi insanlar azinliktaydi. Hatta yolda yururken, birbirimizi fark edip gulumserdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiltere’de nerdeeyse nufusun yarisi benim gibi...Hayfeveer deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahin saman nezlesi iste...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gideyim, yuttugum polenleri bogazimdan temizleyeyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3809485053699135623?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3809485053699135623/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3809485053699135623&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3809485053699135623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3809485053699135623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/05/beni-bu-polenler-mahfetti.html' title='BENI BU POLENLER MAHFETTI'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-7318141450029414915</id><published>2009-05-02T22:51:00.010Z</published><updated>2009-05-03T21:51:57.292Z</updated><title type='text'>KAyip Costas</title><content type='html'>IS arkadasiydik. Yan yana otururduk.Yunanliydi...Teyzesinin yaptigi dolmalari bana yedirmeye calisirdi...Anneannesi, Turkiye'den surulen bir Rummus. Dedesi de Izmirli bir isadami...Ona ya musluman ol, burada servetine, isine gucune dokunmayalim, ya da burada surum surum surun demisler.Musluman olmayi kabul etmemis. BIr gunde butun malvarliklarina el koymuslar. Ancak karisini ve cocuklarini yollamislar. 8 sene anadolu'da kole gibi calismis..Yuruye yuruye en sonunda Yunanistan'a kacmis...Kizilhac anneannesine 'kocaniz yasiyor' diye haber vermis...Kadin birgun kapiyi acmis, kocasi...o da 8 sene boyunca hep kocasini beklemis.Bu hikayeyi bana anlatinca cok uzulmustum. Gozlerim dolmustu..'Uzulme' dedi...Ne yazik ki savas zamani boyle seyler oluyor maalesef derdi... BIr de bunlar YUnanistan'da Turk diye dislanmislar.&lt;br /&gt;Anneannesi ona Turkce sarkilar soylermis... Costas 4 dil bildigi icin, ve cocukken anneannesi evde |Turkce konustugu icin, bayagi bir kelime biliyordu.. Yaramazlik yapinca ona seni' yedikule'ye yollayacagim dermis... BIr de 'basbelasi, kopoglu kopek'...&lt;br /&gt;Ona Candan Ercetin'in Turk-Yunan cd'sini hediye etmistim.Ailece cok sevinmislerdi...Anneanne Turkiye'ye hasret, gozleri acik olmus. Elbette Turk olup da Avrupa'dan surulen bir suru insan var, ancak bu Costas'in hikayesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarin yemeklerinin isimleri hemen hepsi turkce..Bana anlamlarini sorardi. Imambayildi ne demek? Dolmades ne demek...Sekerlaki ne demek? Doner'in bile Turkce oldugunu boburlenerek soylerdim...Cok istedim  soyle bi Yunan-Turk yemek cekismesi yapmayi...O cok nazikti...Bana uymadi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofistekilere hep birseyler getirirdi...Hatta bir kere; 'aman birak su nankorlere biseyler getirip durma' bile demisimdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla hersey kotuye gitti...Genel mudurumuz ona duyarsiz davraniyordu....Costas cok kiziyordu..HEr zaman kendisini kurban olarak gorme egilimi vardi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Costas, bu sirketi birak, baska is bul, is bile aramiyorsun, burada mutsuzsun...&lt;br /&gt;IS aramaya bir turlu vakit bulamiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergun 'git baska is ara' diyordum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Pinar bunlar ayirimci, bunlar kotu, bunlar insani somururler... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Costas belki haklisin, ama dunya adil mi kardesim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gecen sene tatile ciktigim zaman, dondugumde Costas'in omzuna blind( Perde)'nin demiri dusmus...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen tedavi edilmedigi icin, inflammation oldu...Once hastaneye ziyarete gittik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Costas ben de dahil hepimizle irtibatini kesti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanirim sirkete dava acmis..Ayni zamanda da bully sorusturmasi acildi. 'Bully'nin turkce karsiligini unuttum...  BIr isyerinde ya da okulda birkac kisinin bir araya gelip bir insani dislamak ve karalamak icin uygunsuz davranislarda bulunmak'...Ingilizlerin kulturlerinde cok yaygin birsey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin ifadesi alindi...BU konuda yazamam, Turkce bile olsa, bunun ayrintilarina giremem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIr gun James trende evine giderken, numarasini saklayip Costas'in telini ariyor...Aylardir hicbir mesajimiza cevap vermeyen Costas, telefonu aciyor....James cok sasiriyor ve konusmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecen gun bir kere telini caldirdim...Ancak numarami saklamadim. Ona teli acmama hakkini tanimaliydim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Artik yeter, benim arkadasima ihtiyacim var' diye yazdim... 'Benimle bile konusmadigina inanamiyorum'. Ayrica da bil ki; bu mesajlari okudugunun farkindayim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abisini aradim bundan once...Sirketin bu talhsiz kazayi ele alisina cok kizmisti... &lt;br /&gt;'Costas tek basina hicbir is yapamiyor.Ona ben bakiyorum, benim hayatim da kaydi' dedi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOyle dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalniz...Costas onceki is yerini de 'ayrimciliktan dolayi( gay bar'da calisiyormus, gay olmadigi icin, ona ayrimcilik yapiyorlarmis' dava acmis, davayi kazanmis ve bari kapattirmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bir cok konuda hakli olabilirdi.Ancak biz iyi arkadastik...Beni bile aramiiyor...Belki davasi oldugu icin, oyle tavsiye aldi...Bilmiyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAlniz ben arkadasimi cok ozledim. BIr gun beni ararsa, tekrar arkadas olur muyum, onu da bilmiyorum...CUnku bunca zamandir hayatimda yoktu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birgun mutlaka 'Constantinapolis'i ziyaret edecegim diyordu.&lt;br /&gt;Elbette ziyaret et Costas, ancak lutfen Turkiye'deyken, IStanbul de.Cunku manyagin biri seni cikar, sen 'Constantinapolis' diyorsun diye seni bir guzel pataklayabilir. (Pataklamayla kalsa iyi diyemedim).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kotu bir niyetim yok, biz hep oyle diyorduk. Aaa biliyor musun IStanbul Yunanca 'To the poli (city)' demekmis. TUrkler telaffus ederken 'IStanbul' diye telaffuz ediyorlarmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de ondan, IStanbul'daki ve Izmir'deki bircok ismin YUnanca kokenli oludugunu ogrendim. TArabya (Tedavi yeri demekmis). Galata da yunancadan geliyor, ama hatirlamiyorum. Pera, merkezin biraz uzagi demekmis. Taksim ise dortluk anlaminda...BUnun yunanca kokenli olup olmadigindan cok emin olamadik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Costas Costas, cik ortaya.... Seni cok ozledim dostum...Dillere de cok yatkinsindir, eski Turkce sarkilari anneannesinden ogrenip, mukemmel soylerdin..Hasta yatagindan belki birgun Turkce ogrenip, blogumu okursun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-7318141450029414915?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/7318141450029414915/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=7318141450029414915&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7318141450029414915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/7318141450029414915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/05/kayip-costas.html' title='KAyip Costas'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-8602978599118376639</id><published>2009-05-02T22:18:00.007Z</published><updated>2009-05-03T00:12:21.913Z</updated><title type='text'>Kitap &amp; Sinema &amp; Muzikal</title><content type='html'>&lt;strong&gt;En Son Okudugum Kitaplar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;The White Tiger&lt;/em&gt; Aravind Adiga : Winner of the Man Booker Prize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIndistandaki zengin yoksul ayirimini anlatiyor. Ayni zamanda modern Suc ve Ceza...Kahraman sofor olarak calisirken, patronunun bogazini kesiyor.Once ben bu katilden hic hoslanmadim. Ancak Adiga bu cinayetin neden islendigini mukemmel bir kurguyla anlatmis. Sonunda katili onaylamasaniz da, onu anliyorsunuz. Son cumleleri, son sayfasi cok basariliydi. HIndistan'da usak ya da efendi olarak doguyorsunuz, ve usaklar usak olarak oluyor. Ancak kahraman bir sekilde bu kadere boyun egmiyor. Zamanla, en iyi efendinin bile aslinda usaklarinin hayatina hic onem vermedigini anliyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;TThe Slumdog Millinoare :Vikas Swarup&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmden once kitabi okudugum icin, filmi zerre kadar begenmedim. Kitap, eglenceli, optimist (Amerika'da is yapar) bir kitap...Elbette The White TIger gibi derin analizler yok) ancak cok keyifli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAhramanin maceralarina bayiliyorsunuz. Bollywood yildizlarindan, Avustralyalilara, aile ici cinsel tacize, oz kizini community'e fahise olarak bagislayan ailelere dek, cok genis bir yelpazesi var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni gulduren kismi: Kahramaniz eski bir BOllywood yildizinin yaninda calisiyor. Kadin guzel bir kadin ama artik captan dusmus...Marliyn Monroe hayrani...Genc olmek istiyor. Genc olunce hep guzel olarak hatirlanacagini dusunuyor.BIrgun en guzel elbiselerini giyip, evinde hap icerek, en onemli filmini seyredip olumu bekleyerek, intihar ediyor. Cesedi cok uzun zaman sonra bulunuyor. Elbette curumus. Onun o kurukafali, iskeletli, suslu halini gazeteye basiyorlar..'Neydi ne oldu' diye...Kadin Monroe gibi hatirlanmak isterken, her yerde o iskelet haliyle cikiyor...Simdi bu cok acikli bir hikaye ama bu dark sarcasm benim komigime gitti.CUnku yazar kadini cok komik bir tip olarak tarif etmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Filmler:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Wave:&lt;/em&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya'da geciyor.Gercek bir oykuden esinlenmis... 'Almanya'da tekrar fasist iktidar bir daha basa gelmez' tartismasindan yola cikarak bir lise hocasi sinifinda bir deney yapiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fasit bir topluluk kuruyor: Once bir lider olacak. Kendi kendine selamlamalari olacak. Hepsi beyaz t-short giyecek...Kendilerine karsi cikanlara yapmadiklarini birakmiyorlar. Cok cok ilginc bir film... &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Let the right one come in:&lt;/strong&gt; Isvec filmi...12 yasinda iki cocugun saf askini anlatiyor.Ancak kiz olani vampir...Yasamak icin, kan icmek zorunda... Erkek olansa okulda surekli dislanan, garip bir tip... Bu filmin bir sahnesi var: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/SfzfW8uth0I/AAAAAAAAAHA/ntqNOWpikXQ/s1600-h/MV5BMjAwODgyMzUxMV5BMl5BanBnXkFtZTcwMDUyNTQ5MQ%40%40._V1._CR80,0,325,325_SS100_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 100px; height: 100px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/SfzfW8uth0I/AAAAAAAAAHA/ntqNOWpikXQ/s320/MV5BMjAwODgyMzUxMV5BMl5BanBnXkFtZTcwMDUyNTQ5MQ%40%40._V1._CR80,0,325,325_SS100_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331381644251989826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cocuk en sonunda kizin vampir oldugunu anlar... Onunla gorusup gorusmeme konusunda bocalamaktadir... Cunku kiz iyi insanlari da bazen oldurmek zorunda... Kiz onu ziyarete gelir...Vampirin bir odaya girebilmesi icin, o odaya davet edilmesi lazim... 'Beni davet etmen gerekiyor, yoksa odaya giremem' diyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek 12 yasinda, sevimli sari kafa olsa da erkek iste...Omuz silkiyor, umursamiyor... Hadi canim, davet etmeme ne gerek var diyor, onemsizce...Bakislari gorseniz, sanki koca bir adam...(Cocukken insan asik olunca da yetiskinken hissettiginiz kadar yogun hisler besleyebilirsiniz.Cocuk deyip gecmeyin) N'olur davet etmezsem diyor acimasizca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kizin sinirlenmesini, ofkelenmesini beklerken, onun kulaklarindan burnundan, gozlerinden icin icin kan akmaya basliyor...Sevdigi adam tarafindan cAgrilmadigini, istenmedigini dusunen bir kadinin kalp kirikligi, bu kadar guzel anlatilabilir. Cocuk onu oyle gorunce, dayanamiyor, sariliyor...Tamam yeter artik, lutfen gel iceri diyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Is anybody There?&lt;/em&gt; Michael Caine'in oyunculugunu seyretmege deger. Adamin gencligine hastayim....GUzellik geciyor maalesef...Ancak oyunculuk yetenegi baki kaliyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Muzikal&lt;/strong&gt;: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Oliver Twist&lt;/em&gt;: Onlerde, hem de sahneyi tam ortalayacak bir yerde oturmama r&lt;br /&gt;agmen, ne yazik ki onumde koca bir kafa oturuyordu.. Oliver Twist iyiydi  ama sanirim ben Roman Polanski'nin filmindeki Oliver benim icin Oliver'dir. Cocukken bu acilarin cocugu Oliver Twist favori hikayemdi.. Cok fakirdi, zavalliydi...Sayfalarca hakkinda kompozisyon yazardim da yazardim. Artik kitabin cicigini cikarirdim...Bayilirdim keyfimden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;BIlly Elliot:&lt;/em&gt; Begendim ama...Ah ne yazik ki butun muzikalleri Les Miserables'la kiyasliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-8602978599118376639?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/8602978599118376639/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=8602978599118376639&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8602978599118376639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/8602978599118376639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/05/en-son-okudugum-kitaplar-white-tiger.html' title='Kitap &amp; Sinema &amp; Muzikal'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qNXH9sjbmyo/SfzfW8uth0I/AAAAAAAAAHA/ntqNOWpikXQ/s72-c/MV5BMjAwODgyMzUxMV5BMl5BanBnXkFtZTcwMDUyNTQ5MQ%40%40._V1._CR80,0,325,325_SS100_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1392987471072641272</id><published>2009-04-28T22:42:00.000Z</published><updated>2009-05-03T00:13:01.372Z</updated><title type='text'>Kultur Aktiviteleri (Subat 09) Yayinlamayi UNutmusum</title><content type='html'>BU yazdiklarim oyun tanitimi amacli degil.Sadece bu bloga ileride acip bakinca, a bak su tarihte sunlari seyretmisim demek icin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A View from the Bridge:&lt;/strong&gt; Arthur Miller'in oyunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.yuzyilin basinda geciyor ve fakir avrupalilarin Amerikaya yeni bir yasam kurmak icin ya da aileleri icin daha fazla para kazanmak icin geldiklerine de deginmesine ragmen, esasinda bir aile dramini anlatiyor. Kendi buyuttugu yegenine asik bir enistenin dramini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun bir kisminda teyze 'just accept that she will marry, you can never have her' deyiveriyor...Oyle bir soyleyisi var ki, sanki soyledigi adam kocasi degil, oglu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samimi yorumum: Ilk 10 dakikasinda cok sikildim ancak daha sonra cok begendim... Oyuncular inanilmazlardi...YAsiyorlardi sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Les MIserables: &lt;/em&gt;Muhtesem bir gosteriydi...Inanilmaz bir dekor, inanilmaz yetenekli oyuncular....Adeta 3 saatlik bir solen seyrettik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jan Valjean bir kurek mahkumu..Papazin samdanlarini caliyor, herkes onu sucluyor, ama papaz ona sans veriyor.O samdanlari sana hediye ettim kardesim diyor...&lt;br /&gt;Bir sure sonra kardesinin hasta oglunu kurtarmak icin ekmek calan Jan Valjean belediye baskanni oluyor. Elbette insanlarin ya iyi ya da kotu dogduguna inanan polis de onun pesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU oyunda Fransiz Halkinin baskaldirisini da seyrettim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valla kendilerini cok begeniyorlar  ama halk nasil bir olup duzene baskaldirmis...Haklilar fransizlar kendilerini begenmekte...Helal olsun...Nasil da halk 'artik yeter acligimiz, esitlik ozgurluk kardeslik isteriz' demis...Zenginleri hizzaya sokmuslar. Boyle devrim yapan, koyun gibi gudulemeyen halk, begenir kendini...Bravo...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1392987471072641272?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1392987471072641272/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1392987471072641272&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1392987471072641272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1392987471072641272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/02/kultur-aktiviteleri-subat-09.html' title='Kultur Aktiviteleri (Subat 09) Yayinlamayi UNutmusum'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-4320399026924781539</id><published>2009-04-15T20:12:00.001Z</published><updated>2009-04-18T00:12:38.747Z</updated><title type='text'>YAGMUR</title><content type='html'>(Evdeki eski bilgisayar elime gecti.Her bilgisayarimda boyle daha once yazdigim kucuk seyler bulurum. Bazen bunlar da nereden cikti diye dusunurum.Sasiririm ne zaman yazmisim diye)Asagida 2007 senesinde bir siir yazmisim.Aslinda hic siir de yazmam.Ya oyle romantik biri de degilim,kendime sastim dogrusu... Bunu buraya koymamistim galiba.)Bir dizede zevzeklik yapmisim yine...Ama yine de, zevzeklik yapsam da; yagmur beni huzunlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yagmur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene bitmeyen yagmurlar basladi&lt;br /&gt;Penceremden yine camima &lt;br /&gt;carpma sesleri duyuyorum&lt;br /&gt;Gene aklim karmakarisik&lt;br /&gt;Icimde yagmurlar yagiyor&lt;br /&gt;Yagmur benim yalnizligim&lt;br /&gt;Yagmur Londra’nin yalanci soguklugu&lt;br /&gt;Benim kalbimdeki yalan sevgi&lt;br /&gt;Yagmur Istanbul’un camurlu sokaklari&lt;br /&gt;Bir basladi mi, hic durmaz&lt;br /&gt;Benim kalbim Londra yagmurlari gibi&lt;br /&gt;Bir baslar, saganak yagar, &lt;br /&gt;Gurul gurul akar&lt;br /&gt;Akar akar&lt;br /&gt;Sonra gunes acar, sonra yine siddetle yagar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yagmur bir zamanlar&lt;br /&gt;Ankara’da benimle birlikteydi&lt;br /&gt;Bitmeyecegini dusundugum &lt;br /&gt;Final arifesi gecelerinde &lt;br /&gt;Penceremden seyrederdim onu&lt;br /&gt;Bana arkadas olurdu&lt;br /&gt;O benim yalnizligimdi&lt;br /&gt;Hic yasamadigim efsanevi askimdi&lt;br /&gt;Hep penceremden seyrettim onu&lt;br /&gt;Arap kizi camdan bakiyor misali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmezdim yagmurda yurumeyi&lt;br /&gt;Bu sehir bana ogretti yagmurda yurumeyi&lt;br /&gt;Semsiyeye bile gerek duymadan&lt;br /&gt;Artik yuruyebiliyorum yagmurda&lt;br /&gt;Artik rahatsiz etmiyor beni&lt;br /&gt;Disariya ckip, havayi kokluyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden  sevmezdim yagmurlari&lt;br /&gt;Beni delirtirdi yagmur sesi&lt;br /&gt;Oysa simdi, biliyorum ki, &lt;br /&gt;Yagmur temizliyor benim icimi&lt;br /&gt;Saganak yagarken, &lt;br /&gt;Ben kollarimi aciyorum&lt;br /&gt;Ve tanrim diyorum&lt;br /&gt;En sonunda&lt;br /&gt;En nihayet &lt;br /&gt;Basardim tanrim diyorum:&lt;br /&gt;Ariniyorum.&lt;br /&gt;Icim uzuntulerden. Sikintilardan&lt;br /&gt;Kotu dusuncelerden, ariniyor.&lt;br /&gt;Iste oldu diyorum&lt;br /&gt;Artik icim tertemiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-4320399026924781539?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/4320399026924781539/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=4320399026924781539&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4320399026924781539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/4320399026924781539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/04/yagmur.html' title='YAGMUR'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-6674469798308515099</id><published>2009-04-15T18:13:00.000Z</published><updated>2009-04-18T00:13:51.142Z</updated><title type='text'>BIr de bunu yazmisim</title><content type='html'>Ben omrumun sonuna kadar, geceleri gokyuzunu seyredecegim.&lt;br /&gt;Gokyuzu ya yildizli ya da yildizsiz olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen de dolunay olacak.&lt;br /&gt;Ben her zaman geceleri yalniz olacagim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-6674469798308515099?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/6674469798308515099/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=6674469798308515099&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6674469798308515099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/6674469798308515099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/04/bir-de-bunu-yazmisim.html' title='BIr de bunu yazmisim'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-1154784219434989987</id><published>2009-04-08T16:09:00.003Z</published><updated>2009-04-08T16:21:59.402Z</updated><title type='text'>CAY</title><content type='html'>&lt;em&gt;Bu kadar ara vermezdim ama maalesef evdeki internet bozuldu. Gecen hafta da tatile ciktik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIraz da yazacak birsey bulamadim. &lt;br /&gt;Ikinci bir blog dusunoyorum cunku buraya ofisle ilgili hicbir sey yazamiyorum. Her ne kadar Turkce yazsam da, bazi seyler gizlilik prensibinde… O yuzden rahat rahat dedikodu edemiyorum oysa ofisle ilgili yazacak cok malzeme var. Ayrica Yogesh de kendisiyle ilgili seyler yazmami istemiyor.Ben de onu desifre etmek istemiyorum. Ama henuz  oyle bir site kurmadim…&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Aklima kucuk bir anim geldi. Onu yazayim dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cay kelimesini Hintliler de kullaniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Class of MBA 2003….Senelerden 2005 fall…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marketing Strategy dersine sahane Unilever Pazarlama Grubu bizi taclandiriyor….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoca ya da helal olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unilever pazarlama grubunu bizimle case yapmaya ikna etmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Case’in konusu: Turkiye cay piyasasi… Lipton icin ne yapmaliyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilere bakiyorsunuz, hic kimsenin Dogu Karadeniz cayiyla rekabet edecek hali yok…Etse etse Unilever eder…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gruplara ayrildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim grubumda Meric ve Can var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meric cok kibardir… Ancak yazin bir sure Fransa’ya gitti ve fransa stajindan sonra kiz kavga etmeyi, tartismayi ogrenmis… Surekli ne desen tartismaya aciyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu sana boyle, surekli debate halindesin dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Fransizlarda ne kadar cok tartisirsan, ne kadar cok bagirirsan, o kadar hakli sensin…Meric’in Fransiz saptamasi cok dogru… Surekli isyan eden bu halk, zenginlere karsi ayaklanmayi bilmis. O acidan onlara hayranim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingilizler’de de tam tersi… Hatta hic tartisma, hic kavga etme…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci elemanimiz Can.... Inat illet!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bu Can’in inadi nam salmis durumda...Eger birseyin dogru olduguna inaniyorsa’ ASLA ASLA ASLA vazgecmez....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Can o kiz seni sevmiyor, pesinden kosma artik&lt;br /&gt;-olene kadar kosarim, belki birgun bos bulunur beni sever... Deger...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup olrak dusunmeye basladik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can dedi ki, ‚Ya bu Lipton igrenc! Asla is yapmaz… Urunu degistirtmeyi onerelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalniz, bunu onermememiz gerektigi hem hocamiz tarafindan bize soylenmis hem de mantiken biz pazarlamadan sorumluyuz. Yani mevcut urunu satma planindan, urun gelistirmekten degil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelim Can bir kere buna inanmis, illa da bunu soyleyecegim onlara diye sahlanmis.&lt;br /&gt;Biz itiraz ettikce, inat ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Butun gece Meric bikmadan onunla tartisti….KOnustu konustu, 'Bak Can, olmaz Can, biz bunu soyleyemeyiz, bunu hic kimse onermeyecek, hocamiz da bunu oneremezsiniz dedi.'&lt;br /&gt;Meric havaya konustu... Bizimki imkansizliga asik biri...Ona bunu yapamayiz de...Tamam. 'Hem bu grup karari olmali, biz bunu soylemek istemiyoruz' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bense Meric gibi medeni olmadigim icin, ‘Illlettttt cik istedigini soyyylleeeee……!!! Dedim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet Can hakliydi… Ancak bu oneri soz konusu degildi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gun geldi.. Meric’le biz onerilerimizi sunduk ve sonra da Can sunuma devam etti. Heyecanli heyecanli, cayiniz cok berbat deyiverdi…Onerisini de sundu ve rahatladi…Icini doktu… Biz de butun gece onunla ugrasmaktan zaten cok yorgun dusmustuk. Koskoca adam soyleyecem de soyleyecem diye tutturmus, ona nasil mani olalim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar o cayin niye oyle berbat oldugunu anlayamamistim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bu Lipton niye boyle tatsiz???&lt;br /&gt;Cok dusundum. En sonunda cevap geldi : Berbat....Cunku Lipton Ingiliz markasi... VE onlar cayi sutle icmeye alisiklar....Yani o urun, sutle icilen bir urun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evettt yaaa.....Ufkun genisligi boyle birsey olsa gerek... Ingiltere’de yasamaya baslayinca, hayatima sutlu cay girince anladim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sutlu cay bambaska bir kavram.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz Turk cayi baska….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizse cayi sutsuz iceriz ama Lipton sutsuz icilen bir cay degil ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Case birincileri aciklandigi zaman Unilever Pazarlama grubu beni Can’dan daha da dumura ugratti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Bizim gercekten yaptigimizi oneren grubu sectik’ deyiverdiler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi ne yaptiklarini hatirlamiyorum… Cunku bu cumlede takili kalmisim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani yine Sermin’in grubu secildi. Bu kiz benden  3- 4 yas buyuk…Onunla hic calismadim. Ama oyle akilli duruyor ki, bazen dusunuyorum bu kizin MBA’ye ihtiyaci yok.Nasil kendine guvenli, ozguvenli...Herseyi iyi bilir ve akilli birsey... Hep onun grubu birinci geliyor,gecen seneki business case’I de onun grubu kazanmisti…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun keyifle gulumsemesini, Unilever’in esasinda kendi fikrimizi birinci sectik demesinin sokunu atlatmam uzun surdu.&lt;br /&gt;Daha baska turlu yaklasabilirlerdi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar heyecan ve hazirliktan sonra, megersem grup kendi fikrini duymaya gelmis sadece….&lt;br /&gt;Yani bizden daha yaratici fikir beklentileri yokmus…Basindan daha farkli bir fikirle karsilarina cikabilecegimizi dusunmemisler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cunku zaten en iyi fikri Unilever Pazarlama Grubu dusunmus….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha iyi fikir dusunulemezmis…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sermin ne yapti bilmiyorum. O kiz her yerde basarili olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can da uluslararasi kariyer yapiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unilever Pazarlama grubu’yla Turkiye’de gittigim bir pub’da karsilastim. Onlarin yilbasi yemegi vardi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat devam ediyor sonucta....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben MBA’ye bazi arkadaslarimin aksine, hep okul gibi bakmistim. Bazilarimiz kendilerini gercekten iste calisiyor zannediyorlardi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni Ingiltere'de calismak hizzaya soktu, sokuyor... Ancak MBA'in cok faydasini gordum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-1154784219434989987?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/1154784219434989987/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=1154784219434989987&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1154784219434989987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/1154784219434989987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/04/cay.html' title='CAY'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-2227886507238382818</id><published>2009-02-22T22:12:00.005Z</published><updated>2009-02-24T21:27:10.541Z</updated><title type='text'>Pazar Sohbetleri</title><content type='html'>Bu ulkede sosyolog kesildim...Daha once de defalarca yakinarak yazmistim. Bu memlekette birine tepeniz attiginizda, soyle bi elinize geciremiyorsunuz. Gecirseniz de onun bir sanati bir yordami var, cok dikkatli olmak lazim...Asiriya kacarsaniz, aforoz edilirsiniz...&lt;br /&gt;KOmple ingilizin hakim oldugu bir sirkette calistigim icin ve her cesidinden ingilizle hasir nesir oludugum icin -burada her turk benim kadar hasir nesir olmuyor bu arada soyleyeyim- uc yil icerisinde nasil diplomat olundugunu gordum...Bosuna degil bu Ingilizler her bir kitada toprak sahibi olmamislar. Cunku kulturlerinde diplomasi cambazligi var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIr kere birseyleri soyleyis tarzlari cok dolayli...Karsindakindan tiksinsen, bir kasik suda bogsan bile, sesini yukseltemezsin...&lt;br /&gt;Onceleri onlarin ikiyuzluluklerinden tiksinirdim...&lt;br /&gt;Daha sonra ise 'napalim bu ulkedeyiz' alisalim artik hani kulturumu degistirmek zorunda degilim ama onlarin ulkesindeysem, onlarin kurallariyla hareket etmeliyim.Cunku burada calisiyorum diye dusunurdum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bugun, bu pazar uzun zamandir gormedigim Huseyin'le konusurken, cok guzel bir noktaya degindi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ben Italya ile is yapiyorum, butun gun birbirlerine bar bar bagirip duruyorlar.Kavga etmekten bir turlu calisamiyorlar, vakit kaybediyorlar.Diplomatik davranmamalari onlarin da is verimlerini etkiliyor.Kesin artik bagirmayi da is yapalim diyorum' dedi...Ingilizlerin o asiri kibarliklari ve diplomatik yonleri is hayati acisindan altin kural....&lt;br /&gt;Gecen gun stakeholder'lardan biriyle gorusuyordum. Adam kilin teki...Ama simdi ben kendimi kaybetsem, ona haddini bildirmeye calissam, bundan hicbir fayda saglamam.Oysa simdi, o inatci adamla bir uzlasmaya vardik. Bu memleketin insanlari tartismayi biliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huseyin, cok basarili bir insan ve is hayatinda kisisel fikirlerin tamamiyla arkaya itilmesini dsunuyor...Ingiltere'de designer of the year secilmesi tesaduf degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisinin internette showlarini izliyorum...Tanistiginizda, gayet mutevazi biri, eminim sanatci egosu vardir ama gercekten yaptigi islere bakinca ismini bileginin hakkiyla yapmis diyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dikkatini yakalamisken,-size odakliysa harbiden inanilmaz odaklanir, bu firsati kacirmamak lazim- bir soru yonelttim: Yaptigin islere bakiyorum, muthis yaraticisin, bu nereden geliyor, nereden buluyorsun? Sana bu fikirler nereden geliyor? (elimle de havayi isaret ettim, yani ilahi bir varlik tarafindan mi anlamiyla)Ya da ben ne yapabilirim, yaratici olmak icin?  diye sordum 31 yillik yasamimda tanidigim en yaratici insana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ise bir iki dusundu, nasil cevap versem diye...Ilk cevabi cocuklugundan beri hep boyle oldugunu soyledi...Ikinci cevabi, cok merakliyim,herseye karsi asiri bir merakim var...Once kucuk yerde yasadigim icin, iyi cizim yaptigim icin, mimar olmami istedi ailem...Ama ben insan vucuduna cok merakliydim ve bu boyle cikti... Dusundugum seyleri uygulamaya gecerim dedi. Kendisi de size hep soru yoneltir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra lider ruhlu muyum diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayir ben dogustan lider degilim dedim...&lt;br /&gt;Onun liderlikten anlayisi bir fikri ele alip gerceklestirmekmis.Bunu o yaparmis...&lt;br /&gt;Benimki ise biraz daha 'follow the leader' tarzi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence Tayyip Erdogan dogal bir lider dedim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ondan actik konuyu...&lt;br /&gt;Elbette gectigimiz gunlerde Davos'ta Tayyip kukredi, Avrupa saskinlikla izlerken, Turkiye'de kahraman ilan edildi. Burada ise yaptigi buyuk bir diplomatik hata olarak nitelendi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tayyip in o kuheylan yonlerini sevmiyoruz ama o yonu tam Turk Halk'inin sevecegi bir tarz... Begeneyim begenmeyeyim, -hic benim tarzim degil, adamda bir 'Lider Isigi' var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huseyin'in sergisine yakinda gidecegim...Gidecegimiz gun onun da orada olmasini istiyoruz. Elimden gelse, o beynini acip inceleyecegim. Bunu yapamayacagima gore, design museum'da yarattiklarini gormek icin can atiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-2227886507238382818?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/2227886507238382818/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=2227886507238382818&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2227886507238382818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/2227886507238382818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/02/pazar-sohbetleri.html' title='Pazar Sohbetleri'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16964930.post-3605123432440752720</id><published>2009-02-02T10:16:00.004Z</published><updated>2009-02-08T16:45:06.665Z</updated><title type='text'>London Under Snow</title><content type='html'>Kar dunden beri yagiyor...&lt;br /&gt;Sabah 07:10'da evden ciktim. ISe gitmek uzere metro istasyonumuza yurumeye basladim.Ortalikta hic kimse yoktu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir saatten fazla tren ha geldi gelecek anaons yaptilar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da iptal oldu dediler. O zaman ben de evin yolunu tuttum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendime dusundum: En son ne zaman karda mahsur kalmistim?&lt;br /&gt;kArin yagdigi zamanlar cok oldu ama ise ya da okula gitmemi engelleyecek kadar ne zaman mahsur kalmistim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilkini hatirliyorum, galiba ilkokula bile gitmemistim...Ablamin nesesi, kirmizi botlarim ve yaptigimiz kardan adam aklimda.Kar kalinligi boyumun yarisina geliyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaokulda bir de uzun sure kar tatili oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman da bayagi eglenmistim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ODTU'de zaten surekli kar yagardi... &lt;br /&gt;Koc'ta okula iki arkadasimla beraber arabayla gitmistik...Niye o maceraya atilmisim ki, alt tarafi okul...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya boyle romantik filan oluyim, nostalji filan yapayim diyorum, ikindim ikindim bisey cikmadi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Icim olmus....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde bana nedense okulu hatirlatiyor kar yagislari... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugun de ne yazik ki yine yapmam gereken birseyler vardi.BUtun gun sunum hazirladim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar da kar tatilinden yararlanip odevimi yapardim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunumumdan da tatmin olmadim.Zaten yaptigimi begenmem, surekli elestiririm. Sonra da insanlar begenince inanamam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem burada, Orhan Pamuk'un 'Kar' adli romanini okuyor...Ben KOc universitesinde finallerin ertesi gunu okuyup bitirmistim o romani..Cok da guzel yazmis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah bir de cocuklugumun favori hikayesi 'Buzlar Kralicesi' var....Iki genc sevgili vardi...erkek olanini, karlar kralicesi avucuna aliyor.Kiz da sevgilisini geri almak istiyor..BAsina turlu sey geliyor.En sonunda kizin gozyaslarindan sevgilisinin donmus kalbi eriyor!!! Yani simdi burada kucuk cocuklara verilen mesaj ne? 'Sevgiliniz soguk nevale bi kadinin pesinden gidebilir, size karsi kalbi donuk olabilir, ama iste sevgiden vazgecmeyin, hele bi de kucuk kiz gozyaslari dokerseniz, bak erkekler hic dayanamaz'. Cocukluk masallarinin boyle bir garip yonleri var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok ben pek romantik degilim su siralar...Nostalji filan da olmuyor...&lt;br /&gt;I-IHHH...en iyisi gideyim yatayim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde sunum hazirlamanin bayginligi var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16964930-3605123432440752720?l=grisehirsakini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/feeds/3605123432440752720/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16964930&amp;postID=3605123432440752720&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3605123432440752720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16964930/posts/default/3605123432440752720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://grisehirsakini.blogspot.com/2009/02/london-under-snow.html' title='London Under Snow'/><author><name>grisehirsakini</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17817814108943190775</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
